Mina Mazzini ya da bilinen adıyla Mina 25 Mart 1940 doğumlu İtalyan bir sanatçı. Muhteşem bir sese sahip olmasının yanı sıra kendisinin, kalıpları yıkan, “garip” olarak adlandırılabilecek makyaj tarzı ve iddialı şarkı sözleriyle bir çağ açtığını söylemek yanlış olmaz. Sürekli kendini yenilemesi, üretkenliği ve dünya üzerindeki birçok sanatçıya ilham olması onu unutulmaz isimlerden biri yapmaktadır. Keşfedilme hikâyesini internet üzerinden kolaylıkla bulabilirsiniz. O yüzden ben bu yazımda size daha çok aşkı ve acıyı, yani hayatı, anlatmasından ve yarattığı dünyadan bahsetmek istiyorum.

Her ne kadar İtalya’da “Diva” olarak anılsa da yaşı ve aktif olarak sahneye çıkmaması sebebiyle günümüzde, en azından Z Kuşağı için çok bilinen bir sanatçı olmamasına karşın, aslında ezbere bildiğimiz çoğu şarkının asıl sahibi kendisidir. İlham olduğu sanatçılardan biri de süperstarımız Ajda Pekkan. Belki de kendisinin en güzel şarkılarından olan “Ya Sonra”, “Düşünme Hiç” ve “Son Yolcu” gibi şarkıları ilk Mina seslendirmiştir. Zaten Ajda Pekkan da bu esinlenmeyi hiç saklamamıştır. Son Yolcu’nun orijinali olan “Senza Fiato”yu bırakılan linkten dinleyebilirsiniz: https://youtu.be/6OWHbH1_2Hk?si=gMA4k5xK45tTfHqv

Ayrıca, asla yetinmiyor ve çoktan elde etmiş olduğu kalıcı yerini her fırsatta yenilemeye çalışıyor. Güncel sahne kariyerini bırakmış olsa da hâlâ en üretken sanatçılardan biri. Klasikleşmiş şarkılarının günümüz ritimlerine uygun aranjmanlarının yanında, yeni çıkan sanatçılarla da düet yapıyor, İtalya’da Z kuşağı tarafından oldukça ilgi gören Blanco’yla birlikte seslendirdiği “Un Briciolo Di Allegria” şarkısı oldukça güzel: https://youtu.be/0UITfDm-8Bk?si=_1DQNsZffYKTzO-B

Onun zamansızlığı öyle bir güç ki kendisini çeşitli alanlarda gösteriyor. David Sims tarafından fotoğraflanan, kreatif direktör Sabato De Sarno’nun 2024 İlkbahar/Yaz için hazırladığı ilk Gucci koleksiyonu da “Gucci Ancora” kampanyasıyla sunuldu. Sergilendiği şovun son kısmında da esinlenilen Mina’nın “Ancora” şarkısının bir aranjmanı eşliğinde modeller yürüdü. Bu kampanyanın çıkış noktası “zamansız cazibe”ydi. Mina’nın zamansızlığından esinlenen bu koleksiyonun sunulduğu moda şovunun bir kısmını da buraya bırakmak isterim: https://www.youtube.com/live/RThDNP1UewY?si=dWY0cVgvX9hWZZ4I

Mina’nın gücü, dilin ötesine geçebilmesi. Onu dinlerken dil bariyer değil, aksine size yardımcı olan bir araca dönüşüyor. Ne dediğini sözlü olarak anlayamamak, şarkının ve sesin hissettirdiklerini güçlendiriyor; sanatının büyüsü de tam bu noktada kendini farklı kılıyor. Kendinizi ne dediğini merak ederken değil, müziğe bütünüyle teslim olmuş bir hâlde buluyorsunuz. Evet, İtalyanca zaten çok güzel ve fonetik bir dil ama bir şarkının Mina’ya ait olup olmadığını dinlediğiniz an anlayabilirsiniz. Şarkılarının sözlerini araştırınca ise dinlerken hissettiğiniz, diller arası ölümsüz bir şiirsel güçle karşılaşıyorsunuz çünkü Mina aşkı ve acıyı anlatıyor. Her defasında aşkın ve acının bize farklı yüzlerini tanıtıyor. Farklı hayatlar, insanlar, yalnızlıklar, acılar, aldatanlar, aldatılanlar… Hayatın içinden çıkmış olan bu hikâyeleri dinlemekten çok hissediyoruz. Belki de asla içinde bulunmayacağımız durumlarla özdeşleşiyoruz, anlatılanı beraber yaratıyoruz. Hayatı bu kadar soyut konseptlerle bu kadar güzel anlatabilmesinin yanında aynı zamanda da pasif dinleyiciyi de anlatılanın aktif bir öznesine dönüştürdüğü için hep benzersiz kalacağını düşünüyorum. En sevdiğim şarkılarından bazılarını, sözlerinden kısa alıntılarla birlikte aşağıya ekleyeceğim, keyifli dinlemeler!

Görseller, Google’dan alınmıştır.

Leave a Reply