Özellikle son 20 yıldır dünyanın ekolojik ve sosyolojik olarak geldiği nokta birçok kişi için iç karartıcı seviyede. Erkek egemen dünyanın yarattığı kaos, Z Kuşağı’nı ve gelecek nesilleri bir sise boğuyor. Ama tüm bunlara rağmen 7 sene önce; global siyasi arenada hüküm süren, iklim krizini reddedip görmezden gelen politikacıların bu patriyarkal gürültü kirliliğini susturan bir çığlık yükseldi. Bu çığlığı atma cesaretini gösteren İsveçli genç Greta Tintin Eleonora Thunberg, Ağustos 2018’de bugünün bilinçli gençlerinin büyük bir kısmı gibi henüz lisedeydi. Medyanın küçümseyici ve alaycı aktörleri bir dönem bu cesur genç kızı mizah kültürünün kurbanı yapınca “How dare you?” çıkışı trajik bir şekilde gençler arasında bir “güldürü unsuru” oldu. Fakat Thunberg kendini hafife alan acımasız politikacıları dinlemeden iklim krizi başta olmak üzere dünyada yüzleştiğimiz başka birçok politik sorunun çözümü olma yolunda emin adımlarla ilerledi. Bugün, eşi benzeri görülmemiş bir cesaretle Gazze soykırımına karşı çıkarak milyonlarca genç ruha ilham oluyor.
Thunberg’in İklim Kriziyle Savaşı Nasıl Başladı?
21-22 Nisan 2016 tarihlerinde New York Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde imzaya açılan Paris Anlaşması; Sanayi Devrimi öncesine göre sıcaklık artışını 2°C’nin altında tutmayı hedefleyen bir sözleşmedir. Klimatoloji (iklim bilimi) alanında yapılan çalışmalara göre, fosil yakıt tüketiminin sebep olduğu emisyonların yeterince azaltılması hâlinde küresel ısınmayı 1.5°C’ye indirip iklim değişikliğinin yol açacağı olumsuzlukları engellemek mümkün.1 Bu sebeple Birleşmiş Milletler’in aldığı kararla küresel ısınmanın 1.5°C’de tutulması hedefleniyor. Bu anlaşmada, ülkelerin fosil yakıt (petrol, kömür) kullanımının minimuma indirilmesi ve yenilenebilir enerji kullanımı teşvik ediliyor. Paris Anlaşması’nın ve uzun vadeli iklim hedeflerine ulaşılmasının merkezinde yer alan Ulusal Katkı Beyanları (NDC’ler), her ülkenin kendi koşullarına göre ve gönüllü olarak belirlediği ulusal emisyonları azaltma ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama çabalarını somutlaştıran bildirimlerdir.3 191 taraf ülkeden 187’sinin imzaladığı bu anlaşmaya ülkeler tarafından söz verildiği şekilde uygulanmadığının bilincinde olan Thunberg, devrim niteliğinde bir eylem gerçekleştirdi.
Henüz 15 yaşındayken haftada bir gün okula gitmeyi reddetti ve İsveç parlamentosu önünde elinde “Skolstrejk För Klimatet” yani “İklim için okul grevi” yazan döviziyle devlet aktörlerini bu iklim anlaşmasına uymaya çağırdı. Sıra arkadaşlarını da doğa için cuma günleri okulu boykot etmeye ikna edip “Fridays for Future” hareketini başlattı. Binlerce genci iklim bilinciyle tanıştırdı ve onlara çevreci olma yolunda ilham oldu.

Tüm dünyanın dikkatini çeken çıkışı ise 60 ülkenin liderlerinin katıldığı New York BM İklim Zirvesi’nde gerçekleşti. “Bu ne cüret?” ifadesiyle umudun gençlerde olduğunu düşünüp bu zamana kadar doğayı sanayileşmeleriyle ve materyalist hırslarıyla katlettikten sonra “koruma” sorumluluğunu gençlere yükleyen siyasilere seslendi.
Bu cesaretinin sonucu Thunberg, Nobel Barış Ödülü dahil birçok önemli ödüle aday gösterildi ve ödül aldı; Mayıs 2019’da Time dergisi tarafından “Dünya’nın en etkili kişisi” seçildi. Tüm bu ilham verici eylemlerine rağmen onu hafife alan dünya liderleri de oldu. Bunlardan biri de iklim değişikliğini reddeden ABD Başkanı Donald Trump’tı. Greta’nın dinleyiciler arasında bulunan Trump’a olan bakışı o dönem viral oldu. Bu bakış medya kültürünün bir süre alay konusu olmasının yanı sıra iklim aktivistlerinin haklı öfkesinin sembolü oldu.
Söz Uçar Yazı Kalır: Greta Thunberg’in Yazındaki Devrimi
Greta Thunberg’ün aktivizmi elbette sokak eylemleriyle ya da forumlarda yaptığı konuşmalarla sınırlı değil. Yazdığı kitaplarıyla da Dünya’da karbon ayak izinden ziyade entelektüel bir iz bırakmak istediğini söylemek mümkün. En ünlü kitaplarından biri No One Is Too Small to Make a Difference, iklim krizi ve küresel ısınmaya dair yaptığı 11 konuşmayı içeriyor. Bireysel adımların kolektif bilince dönüştüğünde ne kadar büyük etki yaratabileceğini vurguluyor. Daha bilimsel bir yapıtı olan The Climate Book’u ise alanında uzman birçok bilim insanıyla birlikte çalışarak okurlarına ve takipçilerine sundu.
Kitaplarıyla yazın dünyasına giriş yapan Thunberg, dünyada ses getirmenin yaşa ve cinsiyete bağlı olmadığını her geçen gün kanıtlamaya devam ediyor. İklim krizini reddeden dünya liderlerine bilimin ışığında yazdığı kitaplarla “Dünya’mız yok oluyor, siz de izliyorsunuz!” mesajını veriyor.

“İklim krizini yok sayan liderler genç bir kadını mı dikkate alacak?” diye düşünenler olabilir ama hep böyle düşünmezler mi zaten? Her devrimden önce umutsuzluk olur; Greta bu umutsuzluğun sona erebileceğini hatırlatıyor. Çıkarcı, kapitalist ve fazla tüketimi teşvik eden politikacılar, kanun yazarları bir gerçeği gözden çıkarıyor: Z Kuşağı geçmiş nesillere kıyasla çok daha duyarlı ve cesur yürekli.
Greta Thunberg Gazze’nin de Sesi Oldu
Greta gibi genç aktivistlerin karşı çıktığı patriyarka, aslında sadece erkek egemen anlayıştan ibaret değil. Patriyarkal düzen (yani ataerkil düzen) sadece erkeğin egemen olduğu, kadının toplumda pasif konumda yer aldığı bir sistemi idealize etmez; bunun yanı sıra doğayı pragmatik amaçlarla sömürmeyi, ekonomik çıkarları ön planda tutmayı, kapitalizmin devlet oluşumundaki görevinin altını çizer. Savaşlara makyavelist açıdan, yani ahlaka karşı menfaati önceleyen bir eğilimle yaklaşır. Gazze’de süregelen zulmün de aktörleri patriyarkal düzenin çıkar sağlayanlarıdır.
7 Ekim 2023’te Hamas’ın operasyonundan günümüzde İsrail’in Gazze’de Filistinlilere uyguladığı işkence ve soykırıma kadar dünya toplumsal bir felaketle karşı karşıya. Greta Thunberg, iklim krizi için insanları bilinçlendirmekle kalmayıp Filistin’de katledilen sivillerin de sesi oluyor. Uluslararası ölçüde önem taşıyan protestoların bazılarında görev aldı; kimi zaman polisler tarafından eylemlere, kamplara katılması engellendi. Thunberg’in Filistin için yaptığı en büyük eylemlerden birisi ise Gazze’ye insani yardım ulaştırılması için filolarda etkili rol oynamasıydı.

Haziran 2025’te başka aktivistlerle birlikte yer aldığı Madleen gemisiyle Gazze’ye barınma malzemeleri, gıda yardımları ve tıbbi destek ulaştırmayı amaçladı. Kısa sürede tüm global medyanın odağı hâline gelen Madleen gemisi uluslararası sularda İsrail tarafından engellendi ve Greta dahil birçok aktivist tutuklanıp sınır dışı edildi. “Gaza Freedom Flotilla” olarak da bilinen bu yardım filosu İsrail medyası tarafından “Selfi yatı” diye adlandırılıp alay konusu olarak yansıtılsa da dünyada hatırı sayılır biçimde ses getirdi.
Günümüzde ise bu sefer çok daha fazla aktivistin katılım gösterdiği ve Greta Thunberg’in de aktif olduğu, haftalardır takip edilen Sumud Filosu’nun Gazze’ye ulaşılması İsrail tarafından tekrar engellendi. Aralarında Türklerin de olduğu birçok aktivist tutuklandı.Tutuklanan eylemciler, insan onuruna aykırı muameleye maruz kaldılar. Tüm bunlara rağmen, Greta da dahil olmak üzere aktivistler Gazze hakkında konuşmayı bırakmıyorlar. Thunberg’in gençleri ve aktivistleri harekete geçirmeye devam edeceği bu noktadan sonra bile aşikâr.
Greta Thunberg, bugün genç ruhların dünya barışına ve çevre bilincine olan inancını körüklüyor. Bir eylemin, aktivizmin nasıl gerçekleşmesi gerektiğine ilişkin sivil toplum kuruluşlarına ilham oluyor. Elbette devlet aktörlerine doğrudan seslenmek çok cesaret gerektirir ve Greta bunu başarıyor; bunun yanı sıra entelektüel arenada bilimin ışığını vurgulayarak iklim bilincini ve gerçek verilerin öneminin altını çiziyor.
Medya organlarını efektif kullanarak Z Kuşağı’nın bilinçli, cesur ve araştıran yönünü temsil ediyor. Günümüz sosyolojik düzenine işlenmiş hâlde bulunan patriyarkanın sebep olduğu karanlığın içinde Greta Thunberg âdeta bir şeylerin değişeceğini gösteren bir işaret fişeği oluyor.
Dipnotlar:

