Kalabalıklardaki sessizlik gerçek mi?

Berlin üzerinde uçan iki tane melek ve bu iki melekte insanların depresif düşüncelerini dinlemekle meşgul.Herkesin kafasında kaygılar, düşünceler ve beklentiler var.Almanyanın uzun sessiz ama hızlı dünyasında insanlar sizce de susuyor mu yoksa kendi içlerinde bir savaşın içindeler mi? Win Wendersin 1987 yılında ilk gösterimi yapılmış ve oldukça felsefik ve şiirsel tarafları bulunan bu film aslında bize insan olmanın oldukça depresif ve zor olduğunu ama aynı zamanda da bir ruh olarak dolaşmadığımızı bir bedenimiz ve bu dünyada somutsal şekilde var olmamızın ne kadar değerli olduğunu hatırlatan bir film.Şahsen ben de sinemada izleme şansı buldum ve siyah beyaz olması filmdeki karamsarlık ve depresifliği verebilecek en iyi temayı yansıtmış.Ayrıca bazen aralarda renkli sahneler de vardı ve bu da meleğin insan olduğu zamanlarda verilmişti ve bu küçük detaylardan bile filmde bir anlam çıkarılmaya çalışıldığı anlaşılabiliyor.
Laleliden dünyaya giden bir metroda herkesin yüreğine dokunan iki melek

Filmde spesifik olarak beni etkileyen birkaç sahneden bahsetmek istiyorum ama öncelikle filmin şemasını daha iyi anlayabilmek için karakterlerden biraz da olsa bahsedeceğim. İki tane melek yani Damiel ve Cassel insanların bu depresif ve korku dolu düşüncelerini hafifletmek ve yok etmeye çalışıyorlar. Damiel bir ruh olarak gezmek istemiyor ve bir insan gibi karşı tarafından görülebilmek, aşk yaşamak, o sabah içilen kahvenin sıcaklığını hissedebilmek ve hayatta olduğunu duyuları ile hissedebilmek istiyordu.Diğer melek olan Cassel ise daha sönük kalan bir karakter ama filmin başlarında ikisinin bir arabanın içinde konuştuğu bir sahneden Damiel’in sonsuzluğa dayanamadığını ve vücudunu somut olarak hissedebilmek istediğini ama Cassel’in de onun bu fikirleri karşısında çok da tepki vermemesine rağmen karşı olduğunu hissedebiliyoruz.İlerleyen dakikalarda bu isteklerine rağmen hala hayatına bir melek olarak devam etmek zorunda olan Damiel’in yeni görevinde karşılaştığı trapez sanatçısı onu duygusal manada çok etkiler ve onun yanında olmaya çalışır ama içten içe de bunun sadece tek taraflı olan bir şey olduğunu bilir çünkü trapez sanatçısı olan kadının bu durum hakkında hiçbir fikri yoktur.Kadının da kendi içinde yaşadığı karmaşalar ve işinden atılmasının verdiği derin hüzün ve depresyonun Damiele daha çok iş çıkardığını ama aynı zamanda da aşık olduğu kadının yanında daha fazla kalma şansını ona vermişti.Zaten bir insan da sevdiğinin yanında daha fazla vakit geçirmek istemez mi bu durum da direkt olarak Damielin insanlaşmasına yardımcı oldu.Filmde bir sürü etkileyici sahne var ama benim de film izlerken ve sonrasında arada aklıma gelen beni düşündüren bir sahneden bahsedeceğim metro sahnesi.Metroda her çeşitten insan var kadınlar erkekler çocuklar yaşlılar ve hepsinin kafasındaki düşünce denizinin ne kadar derin ve üzücü olduğu bu film sayesinde çok güzel yansıtılmış. Örnek vermek istersem,bir işçi durumunu düşünüyor ben ne yaptım bu olanları hak ediyor muyum diye başka taraftan başka bir adam bu hayatını nasıl boşa geçirdiğini ve zevk alamadığını düşünüyor. Herkes her bir yandan başka bir şeyi sorguluyor ve hayatın bu hızlı akışında nasıl boşa vakit geçirip kendilerini kaybettiklerini düşünüyorlar. Ben de metroda ya da herhangi bir toplu taşıma aracında bu kadar insanın aynı anda bir yere ulaşmaya çalıştığını ve her gün süren bu uzun yolculukta hayatlarındaki ne olduğunu sorguluyorlar mı diye düşünüyordum ama bu film sayesinde sorgulamakla kalmadıklarını aynı zamanda yüzlerindeki bozuk ya da ifadesiz suratların arkasında gerçekten de bir depresifliğin olduğunu anladım.
Sadece sevilmek istedim

Aslında bu filmi bir şarkı ile açıklayabilirim, Lin Pesto’nun yeni albümünden olan ‘sadece sevilmek istedim’ şarkısı bence bu filmi çok iyi bir şekilde özetliyor.
Eve gitmem gerek, her yerdeyim
Lin Pesto
Camdan fanusumda görünmezim
Sadece sevilmek istedim
Sadece sevilmek istedim
Sözler den de anlaşılabileceği üzere aynı Damielin yaşadığı eve gitme telaşı yani bir yere ait hissetmeye çalıştığı ve kendi camdan fanusu yani bir melek olması yüzünden görülememesi onun için gerçekten de var olma telaşı içinde kaybolmasını çok güzel gösteriyor.Trapez sanatçısı tarafından da sadece karşılıklı bir sevgi görmek isteyen Damiel sadece bir insan gibi basit bir şekilde var olmak ve sevdiği kadının karşısında gerçekten var olabilmek istiyordu.
Kaynakça:
https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&opi=89978449&url=https://tr.wikipedia.org/wiki/Berlin_%25C3%259Czerindeki_G%25C3%25B6ky%25C3%25BCz%25C3%25BC&ved=2ahUKEwjT_OTJu-qRAxWUQvEDHSWvA9wQFnoECBgQAw&usg=AOvVaw3QD0jdjR0RWUtaexCq1ceu
https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&opi=89978449&url=https://tr.wikipedia.org/wiki/Berlin_%25C3%259Czerindeki_G%25C3%25B6ky%25C3%25BCz%25C3%25BC&ved=2ahUKEwjT_OTJu-qRAxWUQvEDHSWvA9wQFnoECBgQAw&usg=AOvVaw3QD0jdjR0RWUtaexCq1ceu
https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&opi=89978449&url=https://tr.wikipedia.org/wiki/Berlin_%25C3%259Czerindeki_G%25C3%25B6ky%25C3%25BCz%25C3%25BC&ved=2ahUKEwjT_OTJu-qRAxWUQvEDHSWvA9wQFnoECBgQAw&usg=AOvVaw3QD0jdjR0RWUtaexCq1ceu

