YENİ YIL İLE GERİDE BIRAKTIKLARIMIZ

Yeni bir başlangıç yapmak için bazen bazı şeyleri geride bırakmak gerekir. Bir yıl önceki beni düşünüyorum ama aramızda ortak bir şeyler bulamamanın yabancılığını yaşıyorum. Çok şey kazandırdı 2025 bize belki evet, ama kaybettirdikleri de oldu. Edindiklerimizin bizi değiştireceği kesin ama bir şeyleri yitirmek de dönüştürür mü insanı? Yalnızca bu yıl değil, arkamda bıraktığım her yıla kendimden bir parça verdim sanki. İyi ya da kötü fark etmeksizin. Bu şekilde ben “ben” olabildim. Geride bırakmak zorunda kaldıklarımız da kimliğimizi şekillendirebilir kanımca. Olmak istediğimiz insanı seçerken ne olmak istemediğimizin de bir payı var.

Benim gibi sizin de belki elinizden kaçıp gitmesine izin vermek zorunda kaldığınız şeyler olmuştur. Benim de bir zamanlar benliğimin temelini oluşturan ama hayatın akışı gereği vazgeçmem gereken şeyler oldu. Çevremdeki insanların bana atfettikleri, benim kişisel algımı üzerine oturttuğum uğraşlarım vardı. Buz pateni yapardım mesela. Buzun üzerine o ilk adımı attığımda özgür, sınırsız, yenilmez hissederdim. Anlamlı gelirdi var oluşumun o karmaşası. Sorumluluklar, beklentiler ve hayatın koşuşturması o hayalimden de vazgeçirdi. Buz ayaklarımın altından eridi. Anılar, duygular ve umutlar sanki o buz kütlesinin içinde bir daha çözülmemek üzere gömülüp donakaldı. Hayatta gütmekle yükümlü olduğumu düşündüğüm amaçlar değiştikçe ben de bazı şeylerden feragat etmek zorunda hissettim. Özellikle de kendimden, beni ben yapan şeylerden. Hayat farklı biri olmamı gerektirdi çünkü. Zaman zaman hala patenlerimi yeniden bağlayıp kendimi buzun beni götürdüğü yere bırakmaya cüret etsem de asla eskisi gibi hissetmeyeceğini biliyorum. Çünkü hayatın düğümleri benim için farklı şekilde çözüldü.

Bazen anımsamak yapabileceğimiz tek şey oluyor. Hiçbir şey asla eskisi gibi olamadığı gibi geçmişten bir kesiti de yeniden canlandıramıyoruz. Hayatı başa saramıyoruz. O zamanlar bizimle mutluluklarımızı, başarılarımızı paylaşan insanları bir araya toplasak bile asla bir zamanlar yaşadıklarımız tekrar hayat bulamıyor. Bir zamanlar bana ait olan bir şey geçmişten bir yankıya dönüşüyor. En çok da bu acıtıyor.

Eminim ki sizin de elinizden kaçırdığınız, derin anlam yüklediğiniz olgular, belki de kimseler olmuştur. Zaman hiçbir zaman bize yetmiyor. Hayatın en büyük numarası bu belki de. Her şey eninde sonunda bir elvedayı beraberinde getiriyor. Bu da kabullenmemiz gereken bir şey. Çünkü yaşadığımız her saniye böyle anlamlı kılınıyor, böyle bize ait olabiliyor. Fakat yaşantımızın durmak bilmeyişi ile yılların nerede başladığı, nerede bittiği bulanıklaşıyor. Hayatı idrak etmek zorlaşıyor. Kendi var oluşumuza yetişmek imkânsızlaşıyor. Bu kadar yoğun yaşamak zorunda mıyız gerçekten? Bu nedenle keyif aldığımız uğraşların elimizden kayıp gitmesine tanık olmaya mecbur muyuz? Bir yıl daha ardımızda. Hatıralardan ibaret yalnızca. Başarılar, üzüntüler, sevinçler, korkular, manasız endişeler… Şu an duraksayıp bir nefes almanın tam sırası. Ardımıza baktığımızda neleri yanımızda taşıdığımız, neleri geride bıraktığımızı görebilmeliyiz. Hayatın bizi nasıl bir yola sürüklemekte olduğunu anlamalıyız. Çünkü gelecekte de bizi bir şeyler bekliyor.

Belki yeni uğraşlar kazanacağız, yeni insanlarla tanışacağız ama yeniden kaybedeceğiz. Yeni deneyimler ve mutluluklar edineceğiz ama hayat devam edecek. Yaşadıklarımız, yaşarken vazgeçtiklerimiz, kaybettiklerimiz geri gelmeyecek. Ama hatırlayacağız. Kaybediyor olsak da yaşanan her şey bir şekilde üzerimizde etkisini bırakacak. Bunların hepsi de bizi bir yıl sonra aklımızın ucundan bile geçmeyen birine dönüştürecek. Döngü devam edecek. Hayat elimizden çekip alabilir belki ama unutturamaz.

Bu karmaşanın içinde yapamadıklarıma değil de yapmayı başardıklarıma odaklanmak daha iyi gelir belki. Geçmişte kalanlara takılıp kalmaktansa elimde olanlarla yol almam gerek. Kendime hep aynı nasihatleri versem de bu sözleri bir türlü tutamıyorum. Ancak benim haricimde duymaya ihtiyacı olan başkaları da vardır mutlaka. Geçmişin yasını tutmayı bırakmamız gerek. Önemli olan sürüklendiğimiz bu yolda bir sonraki adımımızın ne olduğu.

Yeni yıl için hepimizin bir takım dilekleri, hayalleri, umutları, hedefleri var. Bunlar sadece bir yılla sınırlı değil. 2026’da gerçekleşmeyecek şeyler de elbet bir gün gerçekleşecek. Çünkü dilekler gerçekleşmek için var. Ancak benim tek dileğim bu yılı daha dolu geçirmek, günümü gün ederek yaşamak. Takvimde üzerine çizik attığım her günden keyif alabilme, bir şeyler öğrenebilme arzusuyla yaşamaya çabalayacağım. Hayatın faniliğine aldırmadan anımı anıma katacağım. Bu sefer geçmişi geçmişte, geleceği gelecekte bırakacağım ve şimdiki zamana demirimi atıp sımsıkı tutunacağım. Kaybettiğim ve tekrar geri dönmek istediklerimi gözden geçireceğim. Belki buza tekrar adımımı attığımda yeniden kendim gibi hissedebileceğim. Bu sefer umarım sözümü tutmayı becereceğim. Sonuçta yeniden başlamak zor değil. Hepimiz tatmışızdır hayatta. Zor olan belki de buna cüret edebilmek. Veya bunu hak ettiğimize kendimizi inandırabilmek.

Bu yıl en çok da kendinize olan inancınıza tutunmayı unutmayın. Mutlu yıllar!

Leave a Reply