Avrupa Birliği’nin kurulmasıyla gündeme gelen “küreselleşme” ve “Avrupa kimliği” gibi kavramlar Avrupalıların ülkeler ve kültürler arası entegrasyonunda çok etkiliydi. 2020’de Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasından da anlaşılacağı üzere Avrupa ülkeleri arasındaki ortak kimlik vurgusu, bazı devletlerin ulusal kimliklerinin daha baskın bir hâle gelmesiyle gücünü kaybetmeye başlamış durumda. Bunun güncel olarak en somut kanıtlarından bazıları seçimlerde sağ-ekstremist partilerin artan oy oranları ve vatandaşların nasyonalist göçmen karşıtı eylemlere katılımının açıkça artmasıdır.
AB’nin kilit taşları Almanya, İtalya ve Fransa’da da yükselen sağcı politikalarla AB’nin varlığı tehlikede. Ülkelerin sadece Avrupa bağlamındaki diplomatik ilişkileri değil, uluslararası alanda pozisyonları değişime gebe. Ulusal anlamda aşırı-sağ ideolojinin getirdiği milliyetçilik ve geleneksellik de mülteciler ve LGBTQI+ vatandaşlar gibi toplumun marjinalize edilen bireylerinin özgürlüklerinin tehlike altında olduğuna birer işaret.
Almanya’da AfD Tehdidi
Avrupa’nın kalbinde sayılan Almanya konu “yükselen sağ” olunca akla ilk gelen ülkelerden biri oluyor. 20. ve 21. yüzyıllarda Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkeden işçilere sanayilerinin evrimi için kapılarını açmış, Orta Doğu’da savaşların kurbanı olan mültecileri sınırları içine kabul etmişti. Yıllar içinde multikültürel bir toplumsal yapıya dönüşen Almanya, metropolitanlığın yanında kültür çatışmalarıyla da karşılaştı. Birçok vatandaş göçmenlerin “Alman kültürü”nü değiştirmelerinden rahatsız olmaya başladı.
Milliyetçi vatandaşların göçmenlere yönelik azan sempatisi başta aşırı sağ partiler olmak üzere birçok politik kuruluşun kampanyalarının malzemesi oldu. Bu kurumlardan biri de son yıllarda özellikle gençler tarafından çok dikkat çeken “Alternative für Deutschland (AfD)” partisi. AfD, 2013 yılında kurulan bir aşırı-sağ partidir.
Partinin gündeminde Avrupa Birliği’nden ayrılmak ve euroyu ulusal para birimi olmaktan çıkarmak gibi euro-skeptik misyonlar bulunmaktaydı. Partinin bu yaklaşımı, Avrupa Birliği’nin, “kolektif Avrupa vatandaşlığı” misyonuna ters düşüyordu, bu sebeple oldukça fazla eleştireni vardı. 2015’ten sonra agresifçe savunmaya başladıkları İslamofobik propagandaları Almanya’nın mülteci-dostu politikalarının bir sonucuydu.

TikTok’ta Yeni Trend: AfD
Göçmenleri işgalci olarak gören bir propaganda takip eden AfD; son günlerde TikTok, Instagram ve X gibi platformlarla da aşırı-sağ ideolojiyi ülkenin genç bireylerine ulaşmayı hedeflemekte. AfD partili figürlerden biri Maximillian Krah, sosyal medyada gençlerin ilgisini onların gündemlerinde olan cinsiyet, cinsellik ve milliyetçilik gibi konulara yönelik verdiği tavsiyeler ile üstüne topluyor. Bu sayede Maximillian Krah, ülkenin yeni neslini ve oy vermeye başlayacak bir çoğunluğu AfD tarafına toplamakta başarılı oluyor.
Son dönemde AfD’nin Rusya sempatizanlığı da gündemde. Üstelik son dönemdeki Bundestag (Federal Meclis) oturumlarında bazı Alman milletvekillerinin AfD ile ilgili “Rusya’ya sadık bir uyuyan hücre gibi çalıştığına” dair iddiaları da oldu. Tüm bunların yanında, ekstremist partinin mitinglerine ünlü ve sağcı olduğu bilinen iş insanı Elon Musk’ı davet etmesi partiyi ideolojik olarak bir çıkmaza sokuyor.

Partinin etkili isimlerinden biri olan Björn Höcke, bir mitingde dile getirdiği “Alles für Deutschland” yani “Almanya için her şey” ifadesinin Nazilerin SA Fırtına Birliklerinin kullanmış olduğu bir slogan olması da Almanya kamuoyunda yankı uyandırdı. Bunun sonucunda Höcke’nin para cezası almasının karşısında Almanya halkında ve Avrupa’da AfD ile ilgili soru işaretleri oluştu.
İtalya Tahtında Meloni
Rotamızı Akdeniz’e çevirdiğimiz zaman Meloni’nin hâkimiyeti ile karşı karşıya kalıyoruz. Parlamenter sistem ağırlıklı bir yönetim modeli uygulanan İtalya’da başbakanlığın cumhurbaşkanlığından daha işlevsel olduğu bir düzen hâkim. Meloni de Ekim 2022’den bu yana İtalya başbakanlık görevini sürdürmekte.
“Fratelli d’Italia” partisinin kurucularından biri olan Meloni, İtalya’nın ilk kadın başbakanı olmakla birlikte bu statüye İkinci Dünya Savaşı’ndan beri ulaşan ilk aşırı-sağcı. Kendisi henüz 15 yaşındayken faşist diktatör Benito Mussolini’nin destekçileri tarafından başlatılan, aşırı milliyetçi ve muhafazakâr misyonlarıyla bilinen İtalya Sosyal Hareketine katıldı ve Mussolini’yi açıkça destekledi. Bugün ise kendinin ve partisinin gündeminde milliyetçi bir ideoloji baskın durumda. Bir mitinginde “Doğal aileye evet, LGBT lobisine hayır” ifadesini vurgulayarak politikalarında gelenekselci ve kapsayıcı olmayan bir yol izlediğini söylemek mümkün.

Tarihte populist ve karizmatik özellikleriyle öne çıkan liderlerin tepki topladığı kadar destek de aldığı görülürken aşırı-sağcı retorikleriyle gündeme gelen Giorgia Meloni’nin de bazı kitleler tarafından sevilmesi şaşırtmıyor. Mitinglerde kullandığı mimikler, sesindeki tonlamalar birçok kişiye Mussolini’yi hatırlatıyor, bu da sosyal medyanın gündeminde.
Üstelik, Avrupa’da yükselen sağcı birçok lider gibi Meloni de göçmen karşıtı bir politika izliyor. Düzensiz göçe kesinlikle karşı olmakla birlikte kültürel söylemlerinde “aile”, “İtalyan kimliği”, “Hristiyanlık” gibi birçok konseptin altını çizerek ideolojilerini açığa çıkarıyor. Tüm bunların yanı sıra Meloni’nin AB ile olan ilişkilerinde pragmatik ve dengeli politikalar yürüttüğü görülürken, İtalya için “neo-faşist” bir geleceğin yakın olduğunu iddia etmek zor. Fakat, Avrupa kimliğine ters düşen gelenekselliğin ve milliyetçiliğin hâkim olduğu bir İtalya çok uzak değil.
Milliyetçilik Fikri Ana Vatanına Geri Döndü
Avrupa’da kendi politikalarında en çok ideolojik kimlik mücadelesi veren ülkelerden biri de Fransa olarak öne çıkıyor. Fransa iç siyasetinde son dönemde adını sıkça duyuran ve oldukça gündeme gelen figürlerden biri aşırı-sağcı Marine Le Pen. Babası Jean-Marie Le Pen tarafından 1970’lerin başında kurulan bir parti olan “Front National”, anti-semitik, ırkçı ve Holokost’u küçümseyen retorikleriyle bilinirdi. Bu sebepten ötürü halk tarafından marjinalize edilen ve faşist olduğu bilinen bir partiydi.
Politik kariyerini babasının izinde sürdüren Marine, babasının aksine partinin “faşist imajını” değiştirmek için çabaladı. Jean-Marie’nin görüşlerine karşı olduğunu belirtti, fakat partinin imajını değiştirmekte ileri gidemedi. Le Pen, 2017’de Fransız basınına Fransa’nın Vel d’Hiv baskınından sorumlu olmadığını açıkladı. Vel d’Hiv baskını; 1942’de Paris’te Fransız polisinin Nazi Almanya’sıyla yürüttüğü bir Yahudi toplama ve sürgün operasyonu olarak tarihe geçti. Açık bir şekilde Fransız hükümetinin sorumlu olduğu bir vakada Le Pen’in sorumluluğu inkâr etmesi medyada dikkatleri çekmiş, partinin imajını tekrardan zedelemişti.

”Fransa’nın Trump’ı” Le Pen
Meloni’yle benzerlik gösteren Le Pen, “Fransız kimliğini koruma” üzerine politikalar izliyor. Medya tarafından zenofobik ve ırkçı algılanan bazı söylemleri, ABD Başkanı Trump’ın bazı söylemlerini çağrıştırdığı için basında “Fransa’nın Trump’ı” adını almış durumda. Avrupa Birliği’nin önerdiği “küreselleşme” konseptine şiddetle karşı olan euro-skeptik Le Pen, iktidarda olduğu takdirde “Fransa’nın Avrupa Birliği’nden ayrılacak mı?” sorusunun da gündeme gelmesi muhtemel.
1990’larda iç savaşlar ve siyasi baskı sonucu ülkelerini terk etmek zorunda kalan birçok Kuzey Afrikalı mülteci Avrupa’daki çeşitli bölgelere göç etmekte. Özellikle 2015’teki mülteci krizi sonrası; Fransa, Almanya kadar göç almasa da demografik olarak zorlanan bir ülke olarak öne çıktı. Calais bölgesinde gayriresmî bir mülteci kampı kurulsa da on binlerce insan çok kötü koşullarda yaşamak zorunda kaldı. Le Pen de bu mülteci krizi boyunca göçmen-karşıtı bir pozisyonda kalmayı sürdü.
Bunun yanı sıra ülke genelinde artan suç oranları ve göçmenlerin işledikleri suçlar Fransa halkının Le Pen’e olan sempatisini arttırdı. Halkın sempatisini kazanmakta başarılı olmaya başlayan Le Pen, Avrupa Parlamentosu tarafından sağlanan parasal yardımların kötüye kullandığı gerekçesiyle 5 sene kamu görevlerinden men ve 4 sene de hapis cezası alması sonucu -Ocak ayında başlayan temyiz duruşmasının sonuçlarına da bağlı olarak- 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olma imkanı oldukça düşük.
Yazılı Kaynaklar
- https://tr.euronews.com/2024/05/14/almanya-afdli-siyasetci-hockeye-nazi-slogani-kullandigi-gerekcesiyle-para-cezasi
- https://tr.euronews.com/2025/11/06/almanyada-asiri-sagci-afdye-casusluk-suclamasi-bilgileri-putine-mi-veriyor
- https://www.britannica.com/biography/Giorgia-Meloni
- https://www.irishtimes.com/news/world/europe/marine-le-pen-denies-french-guilt-over-holocaust-1.3045245
Sözlü/Görsel Kaynaklar
- https://youtu.be/NwgFeOJH6tk?si=B3f44h5l40XKljDY
- https://youtu.be/V248vqTJV6E?si=1QIStjqL3Fx3sg58
- https://youtu.be/iusr2Lm_giw?si=pXBCMOq_RKxKEhrE
- https://youtu.be/BdcrP-5bDIk?si=aebnHu_Ve0PeVzrw





