DÜNYA MI HIZLI DÖNÜYOR YOKSA BİZ Mİ ONA YETİŞEMİYORUZ?

Son dönemlerde hepimizin sık sık duyduğu o cümleler ile başlayalım:

“Çok hızlı geçti.”
“Oldu mu o kadar ya?”
“Dün gibi hatırlıyorum.”
“Ne ara Aralık’a geldik?”

Hepimizde zaman eskisinden daha hızlı geçiyormuş gibi bir his var. Başta bunun artık büyüdüğümüz için bize öyle geldiğini sanmıştık. “Büyüdük artık, zamanı daha hızlı algılıyoruz herhalde” diye anlamlandırmaya çalıştık. Böylece zamanında bize yabancı gelen, büyüklerimizin kurduğu cümleleri ve sorduğu soruları yavaş yavaş biz de tekrar eder olduk.


Geçtiğimiz yaz ise Dünya’nın gerçekten de eskisine göre daha hızlı döndüğüyle ilgili arka arkaya yazılar yayınlanmaya başladı. Örneğin 5 Temmuz 2024’te günün 24 saatten 1.66 milisaniye daha kısa sürdüğü hesap edilmiş, bu yıl da Temmuz’da bazı günlerin benzer ölçüde kısaldığı tespit edilmiş. Genel olarak 2020’den bu yana bu kısalmaların periyodik, düzenli aralıklarla meydana geldiği fark edilmiş. Bilim insanlarına göre bu değişimin birçok farklı jeolojik nedeni var. Bunlar arasında en etkili faktör ise Ay’ın Dünya’nın ekvator düzlemine olan uzaklığının değişkenlik göstermeye başlaması olarak belirlenmiştir.

Peki bütün sorun bu mu gerçekten?
Yıl içinde en fazla bir iki saniyelik bir değişimi hissediyor olamayız. Dünya’nın daha hızlı dönmesinden ziyade, bence hayatın daha hızlı ilerlemesinden etkileniyoruz. Günümüz dünyasında kendimizi, bir seri üretim ve seri tüketim döneminin içerisinde bulmuş bir haldeyiz. Hayat, insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar ve her bakımdan hızlanmış halde.


Globalleşme ve Teknoloji
Dünya çok büyük ancak bu büyük dünyanın her köşesine ulaşmak artık daha kolay. Çünkü teknoloji çok gelişti, iletişim çok hızlı, her türlü sorumuzun cevabını telefonlarda buluyoruz, her şeyin daha iyisini ve daha fazlasını en kolay şekilde edinmek mümkün.
Globalleşme; dünyada birçok ekonomik, politik, çevresel, sosyal, kültürel boyutlarda farklı
ulusları teknoloji gibi yardımlarla birbirine bağlayan bir ağ olarak tanımlanıyor. Teknolojinin geldiği evre göz önünde alındığında, küreselleşmenin durdurulamaz bir güç haline geldiğini ve tüm dünya elimizin altındaymış gibi bir his oluşturduğunu görmek daha kolay. Dünya’nın bir büyük ağa dönüşmesiyle de kapitalizmin en üst evresine çıkmış durumdayız. Bu gelişmeler, kapitalizmin öncelikli gördüğü hızlı ekonomik büyümeye, durmayan inovasyona ve girişimciliğine kolaylık sağlıyor.
Ancak bu düzenin zararlarını göz ardı ediyoruz. Örneğin, belki çok zenginler dışında herkesi, belli bir standart yakalamak ve sürdürebilmek için makine gibi çalışmaya zorluyor. Hayat kalitemizi sadece para dikte ediyor, iş bulmak imkansızlaşıyor, trendler hızla değiştikçe eskiler atılıyor, yeniler alınıyor. Değer kavramı giderek duygudan ve akıldan uzaklaşıyor ve en pahalı ve gösterişli olana meyil yükseliyor. Ne yapmak istediğimizi değil, ne yapmamız gerektiğini konuşuyoruz. 30 yıl önce üniversite okumak ve diploma sahibi olmak çok prestijli sayılırken şimdi bir diploma, yüksek lisans ve üstüne staj deneyimlerimiz yetersiz görülüyor. Yani yetişmemiz gereken şeyler artıyor ancak karşılığında başarımız ve hayat kalitemiz artmıyor.


Kopukluk ve Durağanlık
Bu akışın sonucunda hem hayat hızlanıyormuş gibi hissediyoruz hem de belki de bazen yanlış hedefler yolunda çabalamaya devam ediyoruz. Geçmişte en çok önem verilen dostluk, insan ilişkileri, samimiyet, kendimizi her bakımdan geliştirme arzusu gibi değerli görülen alışkanlıklar hayatımızda yerini kaybediyor ve onlara vakit ayırmaz oluyoruz.
Bu bağlamda insan ilişkilerinin yıllar gittikçe sığlaşması, inkar edilemez bir gerçek haline geliyor. Çoğunluk, “işine gelen” insanlarla yakınlaşmayı tercih ediyor, sosyal aktivitelere çoğunlukla da sadece yüzeysel şekilde sosyalleşmek ve “network” için gidiyor, arada saf duygular içerecek arkadaşlıklar da peşinde olduğumuz bağımsızlık ve izolasyon zamanında kendi yalnızlığımızı gidermek için kuruluyor. Gerçek arkadaşlıklar ve çaba sarf etmenin artık modası geçmiş durumda. Onun yerine işimize gelecek bağlantılar, takipçi sayısı ve bizi iyi veya daha havalı veya çevremizi daha da genişletecek insanlarla görünmek, sosyal bakımdan çoğunluğun en öncelikli çabası haline geliyor. Yani globalleşme ve hayat tarzlarımızın hızlanmasıyla arkadaşlık bağları zayıflarken daha büyük sorunları da beraberinde getiriyor; insan ilişkileri, yardımlaşma ilkesi, toplum içinde yaşayabilme becerisinin yok olması… Günaydın demeyi, teşekkür etmeyi, birbirine kapı tutup yol vermeyi bilmeyen insanların çoğalmasıyla maalesef toplum da, ekonomi de, hayat kalitemiz de asla iyiye gitmiyor. Bencillik, kopukluk ve bireyselliğin arttığı yerde giderek daha çok koşuşturuyor oluyoruz ve hayat giderek daha da yetişilemeyecek bir hıza erişiyor.
Benzer sonuçlar, öğrenmemekten doğuyor. Koca bir yıl geçti, Aralık’ı ortaladık. Bu yıl ne öğrendik?
Kendimizi nasıl geliştirdik? Artık kendimizi geliştirmek için öğrenmiyoruz, öğrenmek için öğrenmiyoruz; gelişmeye çalışanların da büyük bir çoğunluğu sadece LinkedIn sayfalarını doldurmak için yapıyor. Yani bu düzen seri üretimi, gelişimi öncelerken insanları göz ardı ediyor. Geçmişte öğrenmek, okumak, yaşlanmak, bilgi sahibi olmak değer görmekteyken şimdi en tembel biçimde veya en çabuk şekilde işlerimizi halletmek en öncelikli hedefimiz oluyor.


Zamanın çok hızlı geçtiğini hissetmemiz Dünya’nın dönüşüyle veya yaş almamızla ilgili değil ancak içinde bulunduğumuz düzene karşı hayatımızı nasıl yaşadığımızla ve ne kadar yönetebildiğimizle ilgilidir. Aceleci ve insandan her gün yeni bir ürün, yeni bir yararlılık göstergesi bekleyen bir düzenin içinde hayatımızı kontrol edebilme yetimiz giderek yok oluyor. Bunun sonucu olarak hızlanan, hızlandıkça anlamsızlaşan, kontrolümüzün dışında bir hayatlar yaşıyoruz. Ancak sistem ve düzeni eleştirmemiz gerektiği kadar; direnç göstermeyip bilinçli bir şekilde akıntının yönünde giden insanları ve kendimizi de eleştirmemiz gerekiyor. Şüphesiz, zamanı daha iyi değerlendirmeyi öğrenemezsek her yıl birbirinden daha hızlı ve öncekinden daha anlamsız geçecektir.

Kaynakça:
Polatlı, A. (2023, 25 Haziran). Globalleşme Nedir? Makaleler.
https://www.makaleler.com/globallesme-nedir
Prisco, J. (2025, 21 Temmuz). Earth is spinning faster, making days shorter- but why? CNN.
https://edition.cnn.com/2025/07/21/science/earth-spinning-faster-shorter-days
Rose Charlotte, E. [@emilyrosecharlotte]. (2025, Aralık). Stop business-ifying your humanity. Instagram.
https://www.instagram.com/reel/DR93hDlDZcV/?igsh=MTAzNGNpaWY4a2h5MA%3D%3D Dobrijevi, D. (2025, Temmuz) Did you feel it? Earth just had one of its shortest days ever and 2 more are coming. SPACE.com https://www.space.com/astronomy/earth/did-you-feel-it-earth-just-had-one-of-its-shortest-days-ever-and-2-more-are-coming

Leave a Reply