Tüm dünyada sonuçları merakla beklenip takip edilen, bugün “global ekonominin kalbi” niteliğinde olan New York’un belediye başkanlığı seçimleri 4 Kasım 2025 tarihinde Demokrat Parti adayı Zohran Kwame Mamdani’nin zaferiyle son buldu. Bu seçim sonucu politik, kültürel ve ideolojik öneme sahip çünkü Mamdani New York’un ilk Hintli Amerikalı, ilk Müslüman, ilk Y Kuşağı ve ikinci demokratik sosyalist belediye başkanı olarak tarihe geçti. Bu yazımızda; Mamdani’nin hayat hikâyesinden, diğer adayların siyasi geçmişlerinden, destekçilerinden ve genel seçim sürecinden bahsedeceğiz.
Zohran Mamdani Kimdir?
Zohran Kwame Mamdani, 1991 yılında Uganda’nın Kampala şehrinde dünyaya geldi. Annesi Mira Nair bir film yapımcısı iken babası Mahmud Mamdani bir antropolojistti; ikisi de Hindistan’da doğmuştu. Bu Müslüman ve entelektüel çift, Zohran’nın ikinci ismi “Kwame”yi Gana’nın ilk başbakanı olan Nkrumah’tan esinlenerek koymuşlardı. Zohran’ın “politik” olacağı sadece kaderinde yazmıyordu, adından belliydi. Henüz yedi yaşındayken ailesiyle birlikte babasının Columbia Üniversitesi’nde akademisyen olmasıyla New York City’e taşındılar. Bu olay, Mamdani’nin politik ve akademik hayatının kilometre taşlarını oluşturdu. ABD, fırsatların ve özgürlüklerin ülkesiydi lâkin babası Mamdani’nin geldiği yeri ve kökenini unutmasını istemiyordu, bu yüzden ona büyürken Afrika kültürünü aşılamaya çalıştı.
İlköğretimini Manhattan’da ilerici bir özel okul olan Bank Street College of Education’s School for Children’da tamamladı; Bronx Fen Lisesi’ni öğrenci başkan yardımcısı olarak başarıyla bitirdi. 2014’te ise Bowdoin College’ın “Africana Studies” (Afrika çalışmaları) bölümünden mezun oldu. Belediye başkanlığı seçimlerinden önce New York Eyalet Meclisi’nde Astoria ve başka Queens mahallelerini temsil etti. 2020’de Amerika Demokratik Sosyalistlerinin (DSA) yükseliş döneminde iki kez yeniden seçildi. Yasama alanındaki başarılarından biri New York City otobüslerinin bir kısmının bir seneliğine ücretsiz kullanımına ilişkin önerisinin meclisçe kabul edilmesi ve bir deneme programı olarak hayata geçirilmesiydi. 2021’de New Yorklu taksi şoförlerini yüklü bir şekilde borca sokan ağır kredi uygulamalarını 15 günlük bir açlık greviyle protesto etti. Şehrin taksicilere 450 milyon dolarlık “borç hafifletme paketi”ni sunmasında bu eylem önemli bir rol üstlenmişti.

Tüm bu eylemlerinin kararlılıkla savunduğu ideolojisi olan demokratik sosyalizmden güç aldığını söylemek mümkün. Demokratik sosyalizm demokrasiyle yönetimi ve merkezi olmayan sosyalist ekonominin oluşumunu destekleyen ve kapitalizmin ortadan kalkması gerektiğini savunan bir siyasi ideolojidir. Mamdani’nin seçim politikalarında ideolojisinin etkisini net bir şekilde görmekteyiz.
Seçimin Diğer Yüzleri: Cuomo ve Sliwa
Seçim sürecinin genel dinamiklerini anlamak için diğer adayların da arka planlarını, politik geçmişlerini ve sunmuş oldukları vaatlerini bilmek oldukça önem taşıyor. Mamdani’nin majör rakibi Andrew Cuomo, 1997-2001 yılları arasında Bill Clinton döneminde İskan ve Kentsel Kalkınma Bakanı olarak görev yaptı. Dönemin başbakan yardımcısı Al Gore ile yakın ilişkiler kuran eski Demokrat Cuomo, evsiz vatandaşları kalıcı konutlara yerleştirmeye ilişkin bir yasa sundu. 2002 yılındaki vali adaylığı başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra 2007-2010 yılları arasında New York başsavcılığına seçildi. 2010’daki ikinci vali adaylığı başarılı oldu, ve 2014’te tekrar seçilerek 2021’e kadar bir valilik süreci geçirdi. Bu süreçte eşcinsel evliliği yasallaştırdı ve sağlık riskleri göz önünde bulundurarak tasarlanan hidrolik kırma yasağını hayata geçirdi. Ayrıca asgari ücret artışı ve vergi indirimlerini denetledi. COVID-19 salgınına yönelik “enfekte vatandaşların bakım evlerine gönderilmesi” kararı tepki toplamasının yanında bazı vatandaşlar tarafından takdir de gördü. Fakat bakım evlerinde vefat eden enfekte vatandaşların “sayılmamış” ya da “az gösterilmiş” olması politik itibarını zedelemişti. Bu aktif siyasi geçmişin karşısında onu seçmen gözünde “şaibeli” bir aday olmasına yol açan skandal ise 2021’de istifasına neden olan kendisiyle ilgili öne sürülen cinsel taciz iddialarıydı.

Cumhuriyetçi Curtis Sliwa, üçüncü ve son aday, medyada ilgi çekici geçmişiyle yankı uyandırdı. 1979’da Bronx’ta bir McDonalds’ta gece müdürüydü. Bu dönemde şehirdeki çete faaliyetleri ve uyuşturucu kullanımının yaygınlığı konusunda endişe duyuyordu. Bunun üstüne “Guardian Angels” adlı sivil toplum kuruluşunu kurdu. Kâr gütmeyen bir örgüt olan Guardian Angels, üyelerini kırmızı ceket ve berelerinden tanımak mümkün, New York sokaklarını gezerek bu tip suçların işlenmesini önlemeye çalışıyordu. Bu örgüt; zamanla New York’un, hatta ABD’nin sınırlarını aşarak dünya çapında bir hareket hâline geldi. Amaçlarını da geliştiren Guardian Angels, 1995’te çocuk ve ergen gruplara siber güvenlik eğitimi vermeye başladı. Bu olumlu yönlerinin yanı sıra örgütün bazı skandallara da karıştığı biliniyor. Bunlardan biri Şubat 2024’te bir vatandaşın “göçmen” ve “hırsız” olması gerekçesiyle taciz edilmesiydi. NYPD’nin soruşturmasına göre bu vatandaş hırsız ya da göçmen değildi; üstelik vatandaş göçmen olsa bile bu durumun tacizlerini meşrulaştırması da bu örgüte ilişkin soru işaretlerine sebep oluyordu. Curtis Sliwa’nın medyadaki imajı, bir filmin senaryosunu andıran ve viral olan hayat hikâyelerinin kaynağını bu tartışmalı örgütten aldığı söylenebilir.
“Neredeyse İmkânsız”dan Tarih Yazmaya: Seçim Öncesi Süreç
Mamdani’nin kimliğinin ve geçmişinin yanı sıra öne çıkan bir özelliği de vaatleriydi. Sadece New Yorkluların değil, tüm dünyanın dikkatini çeken bu kampanyanın temel amacı New York’un vatandaşlar için maddi anlamda daha karşılanabilir hâle getirilmesiydi. Bu amaca ulaşmak için uygulayacağı politikalardan bazıları sabit-kirada yaşayan vatandaşların kiralarının yükselmesini durdurmak, belediye otobüslerini ücretsiz ve hızlı hâle getirmek, her ilçede New York belediyesine ait marketler açmaktı. Emekçi sınıfın ihtiyaçlarını ön planda tutan Mamdani’nin çocuk bakımının 6 haftadan 5 yaşa kadar ücretsiz hâle getirilmesi, bakıcı maaşlarının da öğretmenlerinkiyle eşit olması gibi sosyal yararı gözeten vaatleri de mevcuttu.

Mamdani, son dönemde ABD’de çokça gündeme gelen “göçmen sorunu”nu Cumhuriyetçilerden farklı bir bakış açısıyla değerlendiriyor, sığınma yasalarını güçlendireceğini belirtiyor. LGBTQI+ bireyler için New York’u güvenli bir şehre dönüştürme, çevre için fosil yakıt yasağını harekete geçirme gibi hedefleri de var. Vatandaşlardan bazılarının onun “aşırı solcu” ya da “komünist” diye damgalamasında tüm bu demokratik sosyalist politikalarının yattığını söylemek mümkün. Ona yönelik yapılan kapitalist eleştiriler karşısında Mamdani kulak asmadan tüm odağını kampanyasına verdi; sokaklarda New Yorklularla bizzat kendisi röportajlar yaptı, halkın şehirle ilgili taleplerini ve şikâyetlerini dinledi. Onu seçmen gözünde popüler bir aday yapan bir diğer faktör ise sosyal medyayı bir politikacı olarak etkili bir biçimde kullanabilmesiydi. Zaten diğer kuşaklara göre oldukça politikleşerek büyüyen Z Kuşağı’nın Instagram ve TikTok gibi platformlarda onların mizahına uygun içerikleriyle ilgisini çekti. Kendisinin genç olmasının yanı sıra sosyal medyadaki takipçi kitlesine son derece hâkimdi.
Zohran Mamdani tüm bu yönlerinin yanında Gazze’de yaşanan zulümlere de sessiz kalmıyor; bir röportajda İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bir savaş suçlusu olduğunu ve Gazze’de soykırım yaptığını, seçildikten sonra Netanyahu New York’a gelirse Uluslararası Ceza Mahkemesi’nce (ICC) hakkında tutuklama kararı verileceğini belirtti. New York’un uluslararası hukukun uygulandığı bir eyalet olduğunu da ekledi. ABD Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni tanımadığı için Netanyahu’nun tutuklanması olası görülmese de, New York’un dünyada en çok ikinci Yahudi popülasyona sahip şehri olduğu da göz önünde bulundurularak, Mamdani’nin sözlerinin medyada olumlu ya da olumsuz çok tepki topladığı âşikar. NBC’de yayınlanan adayların seçime yönelik münazarasında diğer tüm adaylar “İlk nereyi ziyaret edeceksiniz?” sorusuna “İsrail” yanıtını verirken Mamdani’nin İsrail’i ziyaret etmeyip New York’ta kalacağını, 5 ilçeye yoğunlaşacağını ve New York’ta bulunan Yahudilerle muhatap olacağını belirtmesi de New York seçmenini memnun etti.
Mamdani, kampanya boyu New York’ta bulunan cami, kilise ve sinagogları ziyaret etmesinden de anlaşılacağı üzere, bir Müslüman olarak diğer inançlara yönelik kapsayıcı politikalar izliyor. Üstelik bu kapsayıcı politikası sadece dinlerle de sınırlı değil. Emekçi toplulukları, esnafı da ziyaret ediyor; uğradığı esnaflardan bazıları da LGBTQI+ bireyler tarafından yönetilen işletmeler. Gey barlarda vakit geçirip Onur Ayı yürüyüşlerine katılarak Queer topluma olan desteğini açıkça gösteriyor.
Entrikalarla Dolu Bir Kutuplaşma Süreci
Seçim sürecinde iki ana aday olan Zohran Mamdani ve Andrew Cuomo başta başka politikacılar olmak üzere bir sürü isim tarafından desteklendi; bunun sonucunda ise seçim önce ulusallaşıp sonra global bir etkiye sahip oldu, adeta bir “ideolojiler savaşı”na dönüştü.
Cuomo Demokrat olduğu dönemde özellikle COVID-19’a ilişkin politikaları konusunda ABD Başkanı Trump’ı eleştiriyordu. Buna rağmen Trump, belediye başkanlığı yarışında önceden bir Demokrat olup seçime bağımsız aday olarak katılan Cuomo’yu desteklediğini açıkladı. Seçmene “Cuomo’yu sevip sevmemeniz önemli değil, başka seçeneğiniz yok. Mamdani bu iş için uygun değil.” mesajı verdi. Mamdani’yi “komünist” olarak etiketledi ve seçildiği takdirde minimum fon vereceğini açıkladı. Bunun için gerekçesi ise “komünist” Mamdani’ye sağladığı maddi desteği boşa harcayacağını düşünmesiydi. Cuomo ise, Trump’ın kendisini desteklediğini reddedip sadece Mamdani’ye karşı olduğunu öne sürdü. Trump’ın Cumhuriyetçi aday olan Sliwa için de “Sliwa’ya verilen oy Mamdani’ye verilmiş sayılır” ifadesi seçimin odağının partilerden ideolojilere dönüşecek kadar dramatikleştiğini gösteriyor. Bu konuda milyarder Elon Musk da Trump’a katıldı ve aynı ifadeleri söyledi. Böylece seçimden bir gün önce Cuomo’yu destekleyen son milyarder oldu.
Bernie Sanders, ABD Senatosu’nda Vermont’u temsil eden Demokrat Parti üyesi, ise Mamdani’yi en çok destekleyen isimlerden biri oldu. Kendisi Mamdani’nin çok zekice bir kampanya yürüttüğünü ve -sadece New York değil- ülkedeki tüm eyaletlerde zengin insanların, milyonerlerin ciddi şekilde zenginleşmeye devam ederken ortalama gelir edinen insanların maaştan maaşa geçinebildiklerine ilişkin söylemlerine katıldığını belirtti. Onun bu seçimi kazanacağına inancı tamdı ve diğer Demokratları da onu desteklemeye çağırdı. Mamdani zaferle sonuçlanan seçimi sonrası Sanders ile Washington’da bir araya geldi ve Bernie ona parti içi anlaşmazlıklar, finansal siyaset ve İsrail konusundaki eleştirileri sonucu hakkında öne sürülen “anti semitzm” iddialarına yönelik tavsiyeler verdi.

Zohran Mamdani’nin zaferle sonuçlanan seçim sürecinde eşi Rama Duwaji’nin de rolü oldukça önemliydi. Suriye kökenli, New Yorklu sanatçı Duwaji, eserlerinde özellikle Filistin olmak üzere Ortadoğu temalarını işlemesiyle de biliniyor. Bu ikilinin magazin dünyasında yer edinen özelliği ise bir flört uygulaması olan Hinge’te tanışmış olmalarıydı. Bugün Z Kuşağı’nın son derece dikkatini çeken 28 yaşındaki Rama Duwaji, seçimin başarılı bir şekilde sonuçlanmasıyla New York’un en genç “first lady”si oldu. Birçok yönüyle sosyal medyada Prenses Diana’ya benzetilen sanatçı; ABD’de göçmenlere karşı yapılan baskılara, Filistin ve Suriye’de süregelen zulümlere sessiz kalmıyor. Dünyada görülen dehşet karşısında sanat üretmenin politik olduğunu belirtiyor.
1.https://bianet.org/yazi/new-yorkun-ilk-musluman-belediye-baskani-zohran-mamdani-313367
2.https://www.nytimes.com/2025/09/12/nyregion/mamdani-arrest-netanyahu-nyc-mayor.html
3.https://thehill.com/homenews/campaign/5593783-sanders-mamdani-democratic-leader/
4.https://www.cnn.com/2025/09/06/politics/zohran-mamdani-bernie-sanders-rally
5.https://www.bbc.com/news/articles/c231e284345o
6.https://www.businessinsider.com/elon-musk-cuomo-endorsement-zohran-mamdani-nyc-mayoral-race-2025-11
7.https://www.britannica.com/topic/Guardian-Angels
8.https://www.britannica.com/biography/Andrew-Cuomo






