Irk Hiyerarşisi: Güney Amerika’da Ten Rengine Göre Sınıflandırma

Güney Amerika’da ten rengi yalnızca bedene yansıyan bir özellik değil kişinin nerede yaşayacağını, kiminle evlenebileceğini, hangi işe girebileceğini ve hatta ne kadar insan sayılacağını belirleyen sessiz ama acımasız bir ölçüttür. Bu yazıda; mestizo, mulatto, zambo ve pardo gibi kategorilere ayrılan insanların hangi özelliklerle tanımlandığını ve bu ayrımların ardındaki tarihsel arka planı ele alacağım.

Irk Hiyerarşisinin Ortaya Çıkışı ve Toplumsal Etkileri

Mestizo, mulatto, zambo ve pardo gibi kavramlar, doğal ya da kendiliğinden ortaya çıkmış tanımlar değildir. İspanyol ve Portekiz sömürge yönetimlerinin Yeni Dünya’da kurduğu iktisadi, hukuki ve toplumsal düzenin bir sonucudur. Avrupa’dan gelen beyaz nüfus (buna Peninsulares ya da Criollos denir) yerli halklar ve Afrika’dan zorla getirilen köleler arasındaki karşılaşma kısa sürede sistemli bir sınıflandırma ihtiyacını doğurdu. Bu ihtiyaç insanları ten rengine, soyuna ve kökenine göre adlandıran ve hiyerarşik biçimde sıralayan bir dil yarattı.

Bu sınıflandırmaların temel amacı, farklı topluluklar arasındaki ilişkileri düzenlemekten ziyade, sömürge toplumunda kimin ayrıcalıklı, kimin itaatkâr olacağını belirlemekti. Beyaz nüfus en üstte konumlandırılırken yerli ve Afrikalı kökenliler alt basamaklara yerleştirildi, arada kalanlar ise mestizo, mulatto, zambo gibi ara kategorilerle tanımlandı. Böylece biyolojik farklılıklar, hukuki statüye, ekonomik imkânlara ve toplumsal saygınlığa dönüştürüldü.

Bu kavramlar yalnızca tanımlayıcı değildi; doğrudan hayatları şekillendiriyordu. Kimin toprak sahibi olabileceği, hangi mesleklere girebileceği, hangi eğitim kurumlarına erişebileceği ve hatta kiminle evlenebileceği büyük ölçüde bu etiketlere bağlıydı. Ten rengi bireyin iradesi dışında doğuştan taşıdığı bir kader gibi işliyordu. Sömürge toplumunda insan olmak kısaca nereye yerleştirildiğinle ölçülüyordu.

Zamanla bu kavramlar resmî kayıtlara, kilise belgelerine ve hukuk metinlerine girdi ve böylece geçici tanımlar olmaktan çıkıp kurumsallaştı. Irk hiyerarşisi, yalnızca sosyal algılarda değil devletin işleyişinde de karşılık buldu. Bu durum, Güney Amerika toplumlarında eşitsizliğin nesiller boyunca yeniden üretilmesine zemin hazırladı ve sömürgecilik sona erdikten sonra bile etkisini kaybetmeyen derin toplumsal izler bıraktı.

Beyaz Nüfus

Adriana Lima Beyaz Nüfustandır, Fashion Magazine.

Sömürge dönemi Güney Amerika toplumlarında beyaz nüfus bile kendi içinde sınıflandırmaya tabii idi. İspanyol kökenli olmalarına rağmen doğdukları yer esas alınarak iki ayrı kategoriye ayrıldılar: peninsulares ve criollos. Bu ayrı ten rengine değil doğrudan siyasi güven ve iktidar ilişkilerine dayanıyordu.

Peninsulares, İspanya’da (İber Yarımadası’nda) doğmuş ardından sömürgelere gönderilmiş kişilerdi. İspanyol Kraliyeti, bu grubu merkezle organik bağı olan sadakati garanti altındaki unsur olarak görüyordu. Bu nedenle en üst düzey idari görevler, valilikler, yüksek yargı makamları, kilisenin önemli pozisyonları ve mali yönetim büyük ölçüde peninsulares’e tahsis edildi. Sömürge yönetiminde gerçek siyasi güç bu grubun elindeydi.

Criollos ise İspanyol kökenli olmalarına rağmen Amerika kıtasında doğmuş beyazlardı. Hukuken beyaz ve özgür olmalarına karşın, İspanya doğumlu olmamaları nedeniyle sistematik biçimde üst düzey devlet görevlerinden dışlandılar. Toprak sahibi olabiliyor, ticaret yapabiliyor ve yerel ölçekte ekonomik güç elde edebiliyorlardı ancak imparatorluk bürokrasisinin kilit noktalarına erişimleri sınırlıydı. Bu durum, criollos sınıfında belirgin bir dışlanmışlık ve merkez karşıtı bir bilinç yarattı.

Mestizolar

Frida Kahlo bir Mestizodur, The Guardian.

Mestizolar sömürge dönemi Güney Amerika toplumlarında Avrupalı (çoğunlukla İspanyol) ile yerli halklar arasındaki birlikteliklerden doğan nüfusu ifade ediyordu. Bu grup sayısal olarak hızla büyümesine rağmen sömürge hiyerarşisinde hiçbir zaman net ve güvenli bir konuma sahip olmadı. Mestizolar ne beyaz nüfusla eşit kabul edildiler ne de yerli toplulukların sahip olduğu bazı kolektif korumalardan yararlanabildiler.

Hukuki ve toplumsal statüleri büyük ölçüde bağlama bağlıydı. Ten rengi, dış görünüş, konuşulan dil ve yaşam tarzı, mestizoların hangi kategoriye daha yakın sayılacağını belirliyordu. Bazı mestizolar İspanyol kültürünü benimseyerek ve ekonomik olarak güçlenerek daha beyaz kabul edilebilirken büyük bir kısmı düşük ücretli işlerde, tarımda veya şehirlerin alt kesimlerinde yaşamaya zorlandı. Bu esneklik, görünürde bir hareketlilik sağlasa da, gerçekte sürekli bir belirsizlik üretti.

Mestizolar, sömürge toplumunda ara bir işlev gördüler. Yerli halklarla Avrupalılar arasında aracılık yapan işlerde, zanaatkârlıkta, küçük ticarette ve alt düzey idari görevlerde yoğunlaştılar. Ancak bu roller, onları karar alma mekanizmalarına taşımadı. Siyasal temsil ve yüksek bürokratik pozisyonlar mestizolara kapalı kaldı. Bu durum, mestizoları hem sistemin taşıyıcısı hem de mağduru olan bir grup hâline getirdi.

Mulattolar

Pele bir Mulattodur, Wikimedia.

Mulattolar Avrupalı–Afrikalı kökenli bireylerdir ve beyaz nüfusa hiçbir zaman tam olarak dâhil edilmediler. Ancak yerli halklardan da bilinçli biçimde ayrıştırıldılar. Bu ara konum mulattoları sürekli denetim altında tutulan ve potansiyel tehdit olarak görülen bir grup hâline getirdi.

Sömürge yönetimleri mulattoların özellikle şehirlerde yoğunlaşmasını hem bir avantaj hem de bir risk olarak değerlendirdi. Zanaat, liman işleri, askerlik ve hizmet sektörü gibi alanlarda vazgeçilmez bir emek gücüydüler ancak aynı zamanda örgütlenme ve isyan ihtimali nedeniyle hukuki kısıtlamalara tabi tutuldular. Örneğin silah taşıma, gece sokağa çıkma, belirli kıyafetleri giyme ve bazı meslekleri icra etme gibi alanlarda mulattolara özel yasaklar getirildi.

Mulattoların toplumsal algısı, mestizolara kıyasla daha sertti. Afrika kökenleri; sömürge ideolojisinde bedensel güç, itaatsizlik ve medenileşmeye direnç gibi olumsuz niteliklerle ilişkilendirildi. Bu nedenle mulattolar, eğitim ve yükselme imkânlarına erişimde sistematik olarak engellendi. Özgür doğmuş olmaları ya da azat edilmiş olmaları, bu algıyı ortadan kaldırmadı.

Zambolar

Zambolar sömürge dönemi Güney Amerika toplumlarında Afrika kökenli nüfus ile yerli halkların birlikteliklerinden doğan grubu ifade ediyordu. Bu kategori, sömürge ırk hiyerarşisinin en alt basamaklarından birinde konumlandırıldı ve sistematik biçimde marjinalleştirildi. Zambolar ne beyaz nüfusa ne de mestizo ya da mulatto gibi ara gruplara dâhil edildi. Bunun yerine çoğu zaman toplum dışına itilen bir fazlalık olarak görüldü.

Zamboların toplumsal konumu hem Afrika kökenine atfedilen kölelik ve aşağılık söylemlerle hem de yerli halklara yönelik denetim ve bastırma politikalarıyla belirlendi. Bu çift yönlü dışlanma, zamboların hukuki ve ekonomik olarak en kırılgan gruplardan biri hâline gelmesine yol açtı. Çoğu zambo kırsal alanlar, sınır bölgeleri veya devlet otoritesinin zayıf olduğu coğrafyalarda yaşamaya zorlandı.

Sömürge yönetimleri açısından zambolar, denetlenmesi zor bir grup olarak algılandı. Yerli topluluklarla güçlü bağları, coğrafi hareketlilikleri ve kölelik düzenine tam olarak entegre edilememeleri onları potansiyel bir tehdit hâline getirdi. Bu nedenle zambolar; askeri baskı, zorunlu yer değiştirme ve zaman zaman doğrudan şiddet yoluyla kontrol altında tutulmaya çalışıldı.

Ekonomik sistem içinde zamboların belirgin ve korunaklı bir yeri olmadı. Mulattolar şehir ekonomilerinde belirli rollere yerleştirilirken zambolar çoğunlukla tarımda, ağır işlerde ya da düzensiz emek biçimlerinde kullanıldı. Eğitim, mülkiyet ve siyasal temsil gibi alanlarda zambolar için neredeyse hiçbir kurumsal kanal açılmadı.

Pardolar

Neymar Jr. bir Pardodur, Transfermarkt.

Pardolar sömürge dönemi Güney Amerika ve özellikle Brezilya bağlamında kesin bir etnik karışımdan ziyade belirsiz ve kapsayıcı bir kategori olarak kullanıldı. Pardolar; Afrika, yerli ve Avrupa kökenlerinin çeşitli oranlarda birleştiği bireyleri tanımlamak için tercih edildi ve bu yönüyle sömürge sınıflandırma sisteminin en esnek ama en işlevsel araçlarından biri hâline geldi. Böylelikle Pardo kategorisi, mulatto ve zambo gibi daha keskin tanımların yarattığı hukuki ve toplumsal sorunları yumuşatmak için kullanıldı. Özellikle şehirleşmenin arttığı ve nüfusun karmaşıklaştığı bölgelerde devlet ile kilise kayıtlarında pardo ifadesi, bireyin tam olarak nereye ait olduğunun belirsiz olduğu durumlarda bilinçli bir tercih oldu. Böylece sınıflandırma sistemi çökmek yerine uyarlanmış oldu.

Toplumsal konum açısından pardolar genellikle mestizolar ile mulattolar arasında bir yerde konumlandırıldı. Bazı pardolar askerlik, zanaatkârlık ve alt düzey bürokratik görevler aracılığıyla sınırlı bir yükselme imkânı bulabildi. Ancak bu yükselme, bireysel düzeyde kaldı. Kolektif bir hak ya da kalıcı bir statü dönüşümüne dönüşmedi. Pardoların siyasal temsili ve karar alma mekanizmalarına erişimi yapısal olarak sınırlandı.

Pardo kavramının en önemli işlevlerinden biri beyazlaşma (blanqueamiento) politikalarıyla kurduğu ilişkidir. Zaman içinde ekonomik ve kültürel olarak uyum sağlayan bireyler pardo kategorisi üzerinden daha açık tenli ve daha kabul edilebilir sayılabildi.

Yerliler ve Köleler

Köleleştirilen Yerliler ve Afrikalılar, Brown University.

Sömürge dönemi Güney Amerika’sında yerli halklar, fetih öncesinde bu toprakların asli nüfusu olmalarına rağmen, sömürge düzeninde ikinci sınıf ve denetim altındaki bir topluluk olarak konumlandırıldı. İspanyol ve Portekiz yönetimleri, yerli halkları tamamen yok etmekten ziyade onları vergiye tabi, zorunlu çalışmaya açık ve siyasal olarak etkisiz bir nüfus hâline getirmeyi hedefledi.

Yerliler hukuken köle sayılmadı; ancak bu durum fiilî özgürlük anlamına gelmedi. Encomienda, repartimiento ve benzeri sistemlerle yerli nüfus, madenlerde, tarım alanlarında ve altyapı işlerinde zorla çalıştırıldı. Toprakları ellerinden alındı, geleneksel siyasal yapıları dağıtıldı ve Hristiyanlaştırma yoluyla kültürel dönüşüme zorlandılar. Köleler ise Afrika’dan Trans-Atlantik taşımacılığı ile getirilmiştir. Köleler sözleşme yapamaz, mülkiyet edinemez, siyasal ya da hukuki özne olarak tanınmazdı.

Köle emeği özellikle şeker plantasyonları, madenler ve büyük tarımsal işletmeler için vazgeçilmezdi. Bu durum, Afrika kökenli nüfusu ekonomik olarak vazgeçilmez fakat toplumsal olarak tamamen dışlanmış bir konuma itti. Kölelikten azat edilmek mümkün olsa da özgürlük toplumsal eşitlik getirmedi, azat edilmiş Afrikalılar bile ağır ayrımcılıkla karşılaştı.

Kaynakça

Bennett, Lerone Jr., Roland A. B. Scott, and W. E. B. Du Bois. “What’s in a Name? Negro vs. Afro-American vs. Black.” A Review of General Semantics 26, no. 4 (December 1969): 399–412.

Lasso, Marixa. “Race War and Nation in Caribbean Gran Colombia, 1810–1830.” American Historical Review 113, no. 2 (2008): 339–361.

Nazzari, Muriel. “Vanishing Indians: The Social Construction of Race in Colonial São Paulo.” The Americas 57, no. 4 (2001): 497–524.

“Peru’daki Etnik Bileşim ve Fenotipler.” Espejo del Perú.

https://www.espejodelperu.com.pe

Wade, Peter. Race and Ethnicity in Latin America. Chicago: Pluto Press, 1997.

Leave a Reply