Eşikteki Yalnızlık: Demirkubuz’un Kareleri

Demirkubuz sinemasına aşina biri olarak sergiye girmek yönetmenin gizli odalarına girmek gibiydi.Segi salonuna girdiğimde sadece fotoğraflar değil o meşhur Demirkubuz karanlığını da gördüm.Tüm bir ömrü anlatan birer donmuş film sahneleriydi sanki.

Kendimi bir kapı aralığında kalakalmış yakaladım.Sanki olmamam gereken bir yerdeymişim gibi.O genç kızın bakışlarıyla karşılaştığımda bir yabancının yalnızlığına izinsizce dahil olmuştum artık.Suçlulukla beraber bir yalnızlık duygusuna maruz bırakılmıştım.Kapı ne tam kapalı ne de tam açıktı.Adeta Demirkubuz sinemasının bizi o eşikte yalnızlıkla bırakması gibi.

Etrafta dolaşıp atmosferin büyüsüne kapılmışken gözüme yine bir kare çarptı.Kendimi bir kilisenin içinde o devasa kolonların ve muhteşem mimarinin altında buldum.Fotoğraftaki kadın bana yalnızlığın sadece kimsesizlik değil,koca bir evrende hatta inanç sisteminde bile bir başına kalma hali olduğunu söyledi.Yukarıdaki aziz figürleri ve altında yapayalnız bir kadın.Bu kare bana Kader filmindeki o meşhur düşünceyi anımsattı:

“İnsan rüyasında her şeyi görebilir, ama bir tek kendi yalnızlığını göremez.” İşte o kadın, duruşuyla bize göremediğimiz yalnızlığın heykelini dikmişti.Bu ağırlığı ancak yalnız olanlar bu kadar estetik taşıyabilirdi.

Sergi devamında gözüme ışığın çiğliği çarptı.Resimlerin ve sergi salonunun ışıklandırması bana yalnızlık temasını bana daha da net hissettirdi.Adeta hastane koridorlarının ışıklandırması ve bir morg ışığı çiğliği hakimdi.Bu ışık insanların kusurlarını örtmüyor;aksine tüm yaşanmışlığı en acımasız haliyle gün yüzüne çıkarıyordu.Fotoğrafların hiç birinde poz verilmiş bir mutluluk hali olmaması da Demirkubuz’un,insanı en çıplak gerçekliğinde yakaladığının birer kanıtı adeta.O kadrajına girenleri gülümsemeye zorlamamış,aksine onları dünyanın yükü omuzlarındayken filtresiz yakalamış. Sergiden dışarı çıktığımda, caddedeki yapay ışıklar ve insanların birbirine fırlattığı maskeli gülüşler bana çok yabancı geldi. Zeki Demirkubuz haklıydı; hayatta ve fotoğrafta en iyi pozu gerçekten de yalnızlar veriyordu. Çünkü yalnızlık, insanın vitrin için değil, sadece kendi vicdanı ve kaderi için durduğu tek andı.

Salondan ayrılırken kafamda şu ses yankılandı:“insan sadece yalnızken kendisidir ve o zaman sahicidir.”

Kaynakça:

Demirkubuz, Z. (2025). “Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir”. [Fotoğraf Sergisi]. CerModern, Ankara. (Sergi Süresi: 1 Kasım – 21 Aralık 2025).

Demirkubuz, Z. (2006). Kader [Sinema Filmi]. Mavi Film.

Görsel Kaynakça:

Görsel 1: Demirkubuz, Z. (2025). İsimsiz (Kapı Aralığındaki Genç Kız). [Fotoğraf]. “Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir” Sergisi, CerModern, Ankara.

Görsel 2: Demirkubuz, Z. (2025). İsimsiz (Kilise İçindeki Kadın ve Aziz Figürleri). [Fotoğraf]. “Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir” Sergisi, CerModern, Ankara.

Daha Detaylı Bir Bakış:

Bazin, A. (1967). What Is Cinema? Vol. 1 (H. Gray, Çev. ve Ed.). University of California Press. [Çevrimiçi erişim: https://archive.org/details/Bazin_Andre_What_Is_Cinema_Volume_1]

Leave a Reply