Gazze Ateşkesi: Savaşa kısa bir mola mı? Kalıcı barış mı?

Aylar süren bombardımanların, yıkılmış sokakların ve artan kayıpların ardından Gazze’de nihayet ateşkes ilan edildi. Bu sessizlik, savaşın ağırlığını hafifletmekten çok, geride kalan yıkımı görünür hâle getiriyor. Şehrin üzerinde yükselen toz bulutları dağıldıkça, geriye yalnızca enkaz, boşalan evler ve sessiz mahalleler kalıyor.

Ateşkes, her ne kadar umutla karşılanmış olsa da, aslında insani felaketin ulaştığı noktayı ve tarafların artan baskı altında masaya oturmak zorunda kaldığını gösteriyor. Uluslararası toplumun yoğun diplomatik girişimleri, kamuoyunun yükselen tepkisi ve insani yardım çağrıları sürecin yönünü belirledi; ancak sahada hâlâ belirsizlik ve güven eksikliği hüküm sürüyor.

Ateşkese Giden Süreç

7 Ekim’de başlayıp 2025 yılının sonlarına kadar süregelen çatışmalar, bölgesel ve küresel düzeyde derin bir diplomatik baskı dalgasına neden oldu. İsrail ordusunun, siviller bakımından ayrım gözetmeksizin yürüttüğü yoğun bombardımanlar sonucu Gazze’de altyapının %70’i kullanılamaz hale geldi. BM İnsani Yardım Ofisi (OCHA) verilerine göre, sağlık altyapısının büyük kısmı çökerken, temiz suya erişim oranı da %10’un altına düştü.

Gazze’nin durumu.

İsrail’in, halihazırda temel altyapısını kaybetmiş bir şehre yönelik yardımları engellemesi —örneğin Sumud filosuna yönelik el koyma girişimi— uluslararası kamuoyunda tepkilere yol açtı. Bu durum, Mısır, Katar ve Türkiye gibi bölgesel aktörlerin arabuluculuk faaliyetlerini hızlandırdı.

Söz konusu çabalar, ABD’nin diplomatik baskısıyla birleşince Hamas ve İsrail tarafları Ekim ayı başlarında dolaylı görüşmeleri kabul etti. Görüşmelerin ardından 10 Ekim 2025’te sınırlı bir ateşkes ilan edildi.

Söz konusu ateşkes antlaşmasından sonra.

Anlaşmanın Kapsamı

Ateşkes anlaşması, temel olarak karşılıklı esir takasıinsani yardım koridorlarının açılması ve kademeli askerî geri çekilme maddelerini içeriyor. Buna göre İsrail ordusunun belirli bölgelerden çekilmesi ve bu bölgelerde BM gözetiminde “güvenli alanlar” oluşturulması planlanıyor. Ancak bu güvenli alanların sahada ne kadar etkin biçimde uygulanacağı hâlâ tartışmalı.

Ateşkesin ardından Gazze’nin kuzeyine dönen binlerce sivil, çoğu zaman ev yerine yıkıntılarla karşılaştı. Elektrik altyapısı neredeyse tamamen çökmüş durumda; su, ilaç ve temel gıda temini BM ve UNICEF yardımlarıyla kısıtlı biçimde sürüyor. Buna rağmen, uluslararası yardım konvoylarının bir kısmı İsrail kontrol noktalarında gecikiyor ya da geri çevriliyor.

Türkiye’nin tutumu bu süreçte dikkat çekici. Ankara, ateşkesin kalıcı hâle gelmesi ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için diplomatik temaslarını artırdı. Cumhuriyetimizin insani diplomasi ekseninde sürdürdüğü bu yaklaşım, Türkiye’yi bölgedeki güven inşası çabalarının merkezine yerleştirdi. 14 Ekim 2025’te ABD, Türkiye, Mısır ve Katar’ın ortak niyet beyanı imzalamasıyla bu ülkelerin ateşkesin garantörleri arasında yer alması bekleniyor.

Tepkiler ve Belirsizlikler

Ateşkes, küresel ölçekte temkinli bir iyimserlikle karşılandı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, süreci “barışa doğru küçük ama anlamlı bir adım” olarak nitelendirdi. ABD ve Avrupa Birliği ise, bu anlaşmanın kalıcı çözüm için yalnızca bir başlangıç olduğunu vurguladı. Ancak sahada hâlâ ciddi belirsizlikler sürüyor.

İsrail, Refah Sınır Kapısı’nı insani yardım geçişine açmayı reddetti. Tel Aviv yönetimi, bu kararın gerekçesi olarak Hamas’ın elindeki İsrailli esirlerin cenazelerinin teslimindeki gecikmeleri gösterdi. BM ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi ise bu gerekçeyi “insani yardımların engellenmesi için geçerli olmayan bir bahane” olarak değerlendirdi. Yardımların aksaması, gıda ve ilaç kıtlığını derinleştirirken, UNICEF’e göre bir milyondan fazla çocuk hâlâ temel tıbbi yardımdan mahrum durumda.

Hamas’ın silahsızlanma konusunda geri adım atmaması, ABD’nin planladığı “denetimli barış süreci”nin önünde büyük bir engel olarak duruyor. Washington yönetimi, ateşkesin sürmesi için Hamas’ın askeri kapasitesinin sınırlandırılmasını şart koşarken, bu talep Hamas tarafından “teslimiyet” olarak nitelendiriliyor. Bu nedenle ABD’nin asıl hedefinin kalıcı barıştan ziyade bölgedeki nüfuzunu korumak olduğu yorumları yapılıyor.

Tüm bu gelişmeler, ateşkesin bir denge hâlinde değil, adeta kırılgan bir uzlaşma zemini üzerinde durduğunu gösteriyor. İsrail’in güvenlik gerekçeleri, Hamas’ın direniş söylemi ve uluslararası güçlerin stratejik hesapları, barış ihtimalini her geçen gün biraz daha zayıflatıyor.

Gazze’de top sesleri susmuş olabilir; fakat sessizlik, savaşın bitmediğini fısıldıyor. Gerçek barış, yalnızca silahların değil, güvensizliğin de sustuğu ve belki de her toplumun kendi devlet yapısı altında yaşayabildiği bir ortamda mümkün olacak gibi görünüyor.

KAYNAKÇA:

https://www.aljazeera.com/news/2025/10/13/world-leaders-gather-in-egypt-for-signing-of-gaza-ceasefire-deal

https://apnews.com/article/gaza-shelling-ceasefire-israel-c832ff32cf332805ffb50bffa35e8220?utm_source=chatgpt.com

https://www.theguardian.com/world/2025/oct/14/what-issues-still-to-be-resolved-gaza-ceasefire-deal

https://apnews.com/article/gaza-shelling-ceasefire-israel-c832ff32cf332805ffb50bffa35e8220

https://www.reuters.com/world/middle-east/israel-hamas-agree-gaza-ceasefire-return-hostages-2025-10-09/?utm_source=chatgpt.com

https://www.bbc.com/news/articles/ce86118q6ego

Leave a Reply