
Pek çoğumuzun hayallerini süsleyen ‘ideal’ yönetim şeklinin demokrasi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Uğruna protestolar yapılıp kanlar dökülen ve uluslararası tartışmalar yapılan demokrasinin, içinde bulunduğumuz 2000’li yıllarda can çekiştiğini iddia etmek mümkündür.
Nitekim ben bu durumu detaylı olarak ‘Legislative Backsliding’ yazımda açıklamıştım. Meraklısı o yazıma da ulaşabilir. Ben bugün daha çok Eshilos (Aiskhylos) tarafından kaleme alınmış olan Zincire Vurulmuş Prometheus adlı tragedyayı, içinde bulunduğumuz antidemokratik dönemin hissettirdikleri çerçevesinde aktarmaya çalışacağım.
Kısaca Prometheus kimdir?
Antik Yunan ozanlarından olan Hesiodos’a göre Prometheus, titanların soyundandır. Tanrı kuşaklarından birinin soyundandır yani. İapetos ile Okeanos kızı Klymene’nin oğludur. Esasında Prometheus ismi ‘önceden gören’ anlamına gelir ve zaten Prometheus da bir kâhindir.
Bu bakımdan Prometheus, tanrılar tahtında oturan Zeus’un tahtından bir gün düşeceğini bilmektedir. Prometheus’u bu noktada Eshilos daha farklı şekilde anlatmakta ve onu, Gaia’nın (diğer adı Themis yani adalet) oğlu olduğunu ifade etmektedir.
Prometheus’un Zeus’un bir gün tahtını kaybedeceğini bildiğini ifade etmiştim. Prometheus’un bu bilgisi aslında Zeus’u tedirgin etmektedir.

Prometheus’un tragedyadaki önemi
Hesiodos’un aktardığına göre Kronos kral olunca Uranos’un zincire vurmuş olduğu Titanları kurtartır ve yönetime ortak eder. Sonrasında Zeus, Kronos’u devirince iki tanrı kuşağı arasında yaman bir savaş başlar ve bu savaşı en nihayetinde Zeus kazanır. Zeus akıl ve kol gücünü kendi kişiliğinde birleştirmiştir.
Sağlam bir düzen kurmak maksadıyla dünya egemenliğini kardeşleri ve çocukları arasında paylaştırmaya başlar. Biri hariç kimse ses çıkarmaz. Ses çıkaran o biri ise Prometheus’tur.
Titanların soyundan olan Prometheus aslında akıl yönünden güçlüdür ve bu sebeple Zeus’a kafa tutmaya yeltenir.
Nitekim Prometheus’un her zaman insanların yanında olduğunu ve onlara dayanarak Titanların öcünü almak suretiyle egemenliği Zeus’un mensup olduğu koldan yani Olymposlulardan alıp insanlara vermeyi amaçladığını söyleyebiliriz.
Bu amaçla Prometheus, tanrıyı iki defa aldatır. İki kez küçük düşürülen tanrıların tahtında oturan Zeus artık bir aksiyon alıp kaba kuvvete başvurmak zorunda hisseder kendini. Bunun sonucu olarak da Prometheus İskit ülkesinde bir yerde zincire vurulmuştur.
Esasında Prometheus, akıl gücüne sahip olmasının da getiri olarak yaptıklarını bilinçli olarak yaptığını;
“Ama ben biliyordum başıma gelecek olanı:
Bile bile, isteye isteye suç işledim (265)”
Şeklinde ifade etmektedir.
Buraya kadar anlattıklarımdan Zeus’un taht sahibi olarak, kendisine engel olmaya çalışan birini zincire vurduğunu ifade etmek, uzun anlatının tek cümlelik özeti niteliğindedir.
Prometheus, tragedyanın bir yerinde şöyle demektedir:
“Oysa benim işkencelerimin sonu yok
Zeus tahtından düşmedikçe” (752)
Biz bu cümleden Zeus kendisini af da etse, kendisini özgür de kılsa Prometheus’un içinde bulunduğu durumdan kurtuluşu olmadığını anlıyoruz. Bu kısmı günümüzdeki yaşanan antidemokratik ortam bakımından değerlendirmek istiyorum.
Günümüzde hukuk devleti gibi bazı değerlerin erozyona uğraması ile insanlar ifade özgürlüğü çerçevesinde söylemlerde ya da eleştirilerde bulunmasına rağmen özgürlüklerinden alıkoyulabilmektedir. Bu durumu sadece 3.dünya ülkeleri olarak adlandırılan ülkeler bakımından düşünmemek lazım. Dünyada demokrasi ve ifade hürriyeti denilince akla ilk gelen yerlerden olan Avrupa ve Amerika’da insanlar suç teşkil etmeyen söylemlerinden ötürü tutuklanabiliyor veya gözaltına alınabiliyor.
Bu durumla ilgili aklıma gelen ilk örneklerden biri, İsrail’in saldırgan devlet politikasını eleştirdiği için öğrencilerin antisemitist ilan edilip haklarında disiplin süreci işletilmesidir. Bence bir devletin politik tutumunu eleştirmek ile o ülke vatandaşlarına yönelik ırkçı bir tutum sergilenmediği açıktır.
Bu durumda, ifade hürriyetleri keyfi olarak ellerinden alınmaya çalışılan bu insanların çektiği bu çile, onlara bu muameleyi uygun gören grupların sahip olduğu tahtlardan inmedikçe nasıl son bulacaktır? Bu kimselerin tahtlara sahip olduğunu ifade etmemdeki yegâne sebep ise bu tür bir uygulama ya da muamelenin ancak taht sahibi bir tirandan beklenebilecek olması yönündendir.
Tragedyanın başka bir yerinde ise şu ifadeye yer verilmektedir:
“Her varlık çoktan bir kaderle yükümlenmiş,
Tanrıların başıdır yalnız yükümlü olmayan:
Zeus’tan başkası özgür değildir.” (49)
Bu dizelerin günümüz dünyası açısından pek derin anlamlar barındırdığına inanıyorum. Yazının başlarında belirttiğim gibi Zeus, tanrılar tahtının sahibidir. Bu sebeple Zeus’tan başkası özgür değildir çünkü taht sahibi Zeus istediğine istediğini yapabilme gücüne sahiptir. Bu durum da diğer kimselerin özgür olmadıkları sonucuna bizi götürmektedir.
Günümüzde de pek çok lider seçimi kazandıktan sonra otokratlaşma eğilimi gösterir ve gücü tekeline alır. Bu durum güzel ülkemiz Türkiye, son zamanlar bakımından ABD ve Macaristan gibi bazı ülkelerde yaşanmaktadır.
Otokratlaşma arttıkça liderlerin istediğini yapması mümkün hale gelmekte ve ‘Zeus’tan başkası özgür olmamaktadır.’ Zira denetim mekanizmalarının felç edildiği ve hukukun ‘tahtın’ bir enstrümanı haline getirildiği her düzende, özgürlük artık bir hak değil, egemenin sunduğu bir lütfa dönüşür. Tıpkı Prometheus’un kayalıklarında yankılanan o çaresiz hakikat gibi; tiranın mutlak özgürlüğü, halkın mutlak prangasıdır.
Peki, her şeyin tek bir iradeye bağlandığı bu ‘tanrısal’ otorite altında, toplumun nefes alabileceği bir alan kalmakta mıdır? Bu keyfi yönetim biçimi, sadece bireylerin özgürlüğünü değil, bizzat devletin ve hukukun geleceğini de bir belirsizlik uçurumuna sürüklemektedir.
Yazımın sonunda ise aslında kazananın Prometheus olduğunu ifade etmek istiyorum çünkü her türlü işkence ve yıldırma faaliyetine rağmen Prometheus yılmamıştır, zorbalığa diz çökmemiştir. Bu bakımdan tragedyadan çıkarılacak dersi ise eseri Türkçeye çeviren Azra Erhat’ın önsözde belirttiği şekliyle yazımın sonunda ifade etmek istiyorum:
“Akıl gücü kaba güçten üstündür. Düşünceye gem vurulamaz. Özgür düşünce tutuklanamaz, susturulamaz, alt edilemez. Olaylar nasıl gelişirse gelişsin gelecekte egemenlik kaba kuvvetin değil, özgür düşüncenindir.”
KAYNAKÇA:
Zincire Vurulmuş Prometheus. Bilgi yayınevi. Çeviren Azra Serhat ve Sabahattin Eyuboğlu.

