Çığlıkları Serbest Bırakmak: Guernica

guernica

İspanya’da bir iç savaş ve ertesi gün tüm gazetelere haber olacak bir şehir; Guernica. Birilerinin evi, işi, hatıraları; birilerinin ise çıkarları olmuş şehir. Guernica bir bahar sabahına uyanırken gecenin karanlığını unutmaya çalışıp, karanlığın tam da ortasına alevlerle düşen şehir. Bir gün, yeryüzünün aydınlandığı ateşin turunculuğuyla, gökyüzünün karardığı gri bulutlarla ve örten çığlıkları şehrin üstüne kapaklanan kara dumanla. 26 Nisan 1937 Günü bombaladı General Franco ve Nazi Almanya’sı savaşa gitmiş, kasabanın Cumhuriyet yanlısı erkeklerinin kadınlarını, çocuklarını, anılarını. Guernica dönemin İspanya’sında Cumhuriyetçiler ve Milliyetçiler arasında yaşanan iç savaşta Cumhuriyetçiler için stratejik bir konuma sahipti ve Milliyetçiler tarafından sivillerinin bombalanması ile tarihe geçti.

Bir bahar günüyken, pazarın kurulduğu; günlerden acı oldu adı, çığlık oldu uçak motoru seslerinden duyulamayan. Sonra dağıttı Picasso şehrin üstüne kapaklanmış o kara dumanı, serbest bıraktı çığlıkları. Hançerdi çığlıklar özgür kalbine vurulmuş bir atın dilinde gizlenmiş ve alevlenen saçlarıyla bir kadının haykırışıydı kucağındaki ölü bebeğine. Boğa da oradaydı, bebeğine ağlayan kadının tam da üstünde. Ne at kadar acı çekiyordu ne de bebek gibi ölüydü. Boğa İspanya için Milliyetçiliğin simgesiydi. Boğa da oradaydı, izliyordu ama onun da çığlık attığını kimse göremiyordu. O yüzden bu çığlık acının çığlığı mı, zaferin çığlığı mı kimse bilemiyordu. Özgürlük ölürken, kurukafaya dönüşürken atın çığlığı yumruk atıyor ona sönmek üzere olan bir gaz lambası. Sönmek üzere olmalı çünkü diyorlar ki bu yaşanan her şeyin zamanı aydınlanma çağı.

Bahar günüydü ya bu, çiçekler açmıştı bu küçük şehirde. Çiçek belki bir ağaçta, belki çimlerin arasında yerden bitmişti, belki de kırık bir kılıcın üzerinde dimdik duruyordu. Neydi bu çiçeğin anlatmak istediği? Umut muydu her şeye rağmen ve onu görebilecek biri var mıydı? Yalpalarken gaz lambasına boş gözlerle bakan kadın görebilir miydi onu? Ya da ölü asker hissedebiliyor muydu elindeki bahar çiçeğini? Karanlığın içindeki beyaz küçük kapı acı içinde çırpınan kadına mı açılmıştı, kadın kapıyı görebiliyor muydu? Onlar öldü ve tüm dünya onları gördü. Uygarlığın gözü onları gördü ampul şeklinde gözbebeğiyle ve yazdı gazeteler o atı, boğayı, çığlıkları. Picasso büyüttü o küçük beyaz kapıyı, girdi içeri, yaktı tekrar gaz lambasını, kokladı çiçeği ve soktu bir kez daha uygarlığın gözüne Guernica’yı.

Picasso’nun Guernica’sı ilk defa vahşetten 3 ay sonra Temmuz 1937’de, Paris’te düzenlenen 1937 Dünya Fuarı’ndaki İspanyol pavyonunda sergilendi. Şu an Madrid’deki Reina Sofía Müzesi’nde bulunan tablo dünyanın birçok ülkesinde savaşın acı yüzünü gösteren bir eser olarak sergilendi.

Leave a Reply