Fransa’da Bir Gurbetçi: Dario Moreno

Sevgili okurlar,

Havaların soğumasıyla beraber yine ısıtıcıların insafına kaldık. Bir bardak papatya çayının bana verdiği mutluluk ile yine dar kelime hafızamla sizlere değerli bir sanatçının öyküsünü anlatacağım. Yazımın henüz başındayken bu kış gününde içimizi ısıtmak niyetiyle sanat güneşimizin dizelerine değinmek istiyorum.

Seni sordum yalnızlara

Seni sordum yıldızlara

Seni sordum kuşlara

Uçan kuşlara


Bu yazıda belki Zeki Müren’in anlamlı dizeleriyle karşılaşmayacağız ama İzmir’de, Alsancak’ta önce yıldızlara sonra da uçan kuşlara sorarak o yörenin güler yüzlü sanatçısını arayacağız. Asansör denilen dar bir sokaktan geçeceğiz ve yollarımız Dario Moreno’ya varacak.

Zenginlikler içinde mi yoksa yokluğun pençesinde mi doğacağımıza biz karar veremiyoruz ve kendimizi bildiğimiz zaman gelince, elimizde olan değerlerimizi sırtımıza alıp yolumuza devam ediyoruz. Sırtında geçmişin ağır yükü ile yol almış ve son durağa geldiğinde hayallerine sarılmış, güler yüzü ve samimi tarzı ile hala aramızda (İzmir’de) yaşayan Dario Moreno… Hikayesi bestelediği çiftetelliler kadar yüzümüzü güldürecek cinsten olmasa da Dario Moreno’nun yetimhanede başlattığı mutluluk tücarlığını siz okurlarıma kadar hissetireceğinden hiç şüphem yok. 

Cumhuriyetin ilan edilmesine ve Türkiye’nin aydınlığa kavuşmasına az bir zaman kala Dario Moreno (Davi Arugeto Moreno) Aydın Germencik’de dünyaya gözlerini açıyor. Doğum yeri günümüzde hala bir kesinlik kazanmasa da  bazı kaynaklarda İzmir Mezarlıkbaşı olarak geçer.

İzmir Mezarlıkbaşı (1923)

Babası, Dario henüz 2 yaşında iken vurularak öldürülür.  Daha sonra hayatında büyük değişiklikler olur ve hem maddi hem de ailevi sorunlar sebebiyle 4 yaşında yetimhaneye verilir. Tam bu evrede Dario Moreno’nun yolu müzikle kesişir. Belki de o günler; tombul yanaklı, mutluluk taciri, dans etmesiyle ve şarkı söylemesiyle akıllara kazınan Moreno’yu bize kazandırdı.  Yetimhanede tevratı okur ve ilahiler söylemeye başlar. İşte o zaman müzikteki yeteneğini keşfeder ve kendisine yeni bir gitar alır. İlahi söylemeye devam ederken bir yandan çalışmaya başlar. Birçok iş alanında çalışır hatta bazılarında yükselir. Gündüzleri parasını kazanmaya çalışan Moreno, gece çöktüğünde denize yakın olan Milli Kütüphane’de soluğunu alır ve Fransızca çalışır. Hala kulaklarımızda kalan tatlı aksağanını bu günlerde öğrendiği Fransızca’dan aldığını söylemek mümkün. Moreno 2. Dünya Savaşı’nın başlaması ve askere alınması ile beraber müzisey olmaya karar verir. 

Moreno Askerden sonra İzmir, Asansör semtine yerleşir. Bugün, yaşadığı ev müze olarak hizmet vermektedir ve evinin bulunduğu sokağın ismine de Moreno ilham olmuştur.


Ordunun jazz orkestrasında başlayan müzik hayatı askerliğin bitmesi ile İstanbula taşınır ve gazionalarda sahne almaya başlar. O dönem iki günlüğüne Ankara’ya sahne almak için yola çıkar. İki kişilik bir otel odasını tutar ve 2 günlüğüne geldiği Ankara’da 2 yıl kalır. Oda arkadaşının bunda etkisi var mıdır bilinmez ama hayatında dokunaklı bir iz bıraktığı kesin; çünkü Ankara’da kaldığı müddetçe ona eşlik eden kişi Garip Akımı’nın öncülerinden bir PTT memuru Orhan Veli’dir. Bazı kaynaklarda aralarında geçen sohbetlerin sonunda, Orhan Veli’nin sık sık Dario’ya yurt dışına çıkması ve Türkiye’de kendini heba etmemesini söylediği anlatılır. Bu tavsiyenin gerçek olup olmadığı bilinmese de Orhan Veli’nin Ankara’da Dario’yu sahnelerde ziyeret ettiği ve bazı eğelencelerde seyirci olarak yer aldığı biliniyor. 


Ankara’da İstanbula dönüşü sonrası Avrupaya açılır ve önce Atina, sonra da Parise gider ve müziğini oralarda sahnelemeye başlar. Ne garip ki İzmir Milli Kütüphane’de gecelerini geçirdiği o Fransızca ders kitapları kariyerindeki 2. döneme adım atmasına yardımcı olur. Bu yıllarda Türk folk müziğini Fransızca bestelerine katar ve kendine has bir ezgi oluşturur. “Adieu Lisbonne” şarkısıyla beraber Avrupa müzik listelerinde aylarca ilk sıralarda yer alır ve kariyerinin en parlak yıllarını yaşamaya başlar. Bu süre zarfında oyunculuk denemeleri de olur ve aktör olarak da birçok başarılı işe imza atar.


Ünü düşüşe geçmeye başlarken çok radikal bir karar alır ve Türkçe şarkılar bestelemeye başlar. Fransa’da yıllarca Türkçe ezgileri avrupalılara tanıtan Moreno bizlere avrupa ezgilerini Türkçe şarkılarla tanıtır ve özlediği güzel izmiri şarkılarıyla tekrar hatırlar.

Canım dilber şehir, eşsiz sevgili İzmir

Ulu Çatalkaya′n, gök mavisi körfezin

Yeşil Yamanların, çeşitli bağlarınla

Ege’nin güzeli, incileri incisisin

Dünyayı dolaştım, birçok kıta aştım

Güzelim İzmir

Eşini aradım, her yeri taradım

Bir tanem İzmir

Daracık yolların, yiğit efelerinle

Körfezde mehtabın, denizde gurubunla

Güzeller güzeli, dilberler dilberisin

Senden ayrılamam, seni bırakamam

Sevgili İzmir


Paris’de Latin Amerika şarkıları festivalinde yapılan yarışma sonucu Moreno birinci olur. Daha sonra ödül töreninde Fransayı temsilen yarışması sebebiyle göndere Fransız Bayrağı çekilir. Bunun üzerine Moreno, töreni durdurup iç cebinden bir Türk Bayrağı çıkartarak Türk olduğunu söyler ve törenin bu şekilde devam etmesini rica eder. Her ne kadar şöhret basamaklarını Fransa’da çıkmış olsa da Moreno, gurbette yaşayan bir İzmirlidir.

Moreno 1968 yılında bir uçak yolculuğu öncesi, uçağa geç kalması nedeniyle görevlilerle tartışır ve tansiyon hastalığı sebebiyle fenalaşır. Bunun üzerine hastaneye kaldırılan Moreno ne yazık ki kurtulamaz ve 47 yaşında çok genç bir yaşta aramızdan ayrılır.

Bugün eserleriyle hatırladığımız güler yüzlü Moreno’yu, bir de ben size tanıtmaya çalıştım. Zor geçen ömrüne yüzlerce değer bırakan Moreno, genç yaşında vefat etmeseydi emeklilik yıllarını belki de İzmir’de geçirmek isterdi. Yazımı Moreno’nu gerçekleştirilmeyen vasiyetnamesi ile bitiriyorum:

Vasiyet ediyorum:
Bunu böyle bil, İzmir, tatlı ve sevgili şehrim
bir gün şayet senden uzakta ölürsem
beni sana getirsinler, fakat mezarıma götürülürken ‘öldü’ demesinler, ‘uyuyor’ desinler…

Vefatı sonrası annesinin isteği sebebiyle İsrail’e gömülen Moreno, şüphesiz ki hala İzmir’in tepesinde güler yüzüyle güneşin doğuşunu izliyor.

Şimdilik hoşçakalın.

Leave a Reply