[box_light]1878 – 1923: Geçici Olarak (!)[/box_light]

800px-Cyprus_by_Piri_Reis

Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinde Kıbrıs

 II.Selim, namı-ı diğer Sarı Selim zamanında, yani 16.yy’ın ikinci yarısında başta Karaman olmak üzere Anadolu’nun orta kesimlerinden adaya gönderilen Türkler tarihin hiçbir döneminde anavatanlarıyla olan bağlarını koparmazlar. 1878 yılında ada geçici (!) olarak İngiltere’ye kiralanır. Hukuken hâlâ Osmanlı toprağı olan Kıbrıs, Rus tehlikesi geçince tekrar Osmanlı Devleti’ne devredilecektir. Ne var ki, Girit tecrübesinden cesaret alan Rumlar, sömürge yönetiminin de olaylara göz yumması ile Enosis yani adanın Yunanistan’a ilhakı faaliyetlerine başlar. 1895’te Tahtakale, 1912’de Leymosun ve Hamit mandıralarında Türklere yönelik kitle saldırılarında bulunurlar.1979-1984 yılları arasında Türkiye’nin Kıbrıs Büyükelçisi olarak görev alan İnal BatuAkdeniz’de önemlidir,  kan girdi mi araya birçok şey değişir” diyor. Bu saldırılardan sonra Türk tarafı da etkin mücadeleye başlar. 1911 yılında Vatan gazetesi sahibi Mehmet Şevki Bey’in girişimiyle büyük bir miting düzenlenir ve Enosis aleyhinde önemli kararlar alınır. Ne var ki 1914 yılında İngiltere adayı tek yanlı ilhak ettiğini açıklar, buna 1918 yılında 1.Dünya Savaşı’nda alınan mağlubiyet de eklenince şartlar tam Rumların istediği kıvama gelir. Rumlar, 1919 Paris Barış Konferansı öncesi İngiltere ve Fransa’da lobi faaliyetlerini sürdürürken, Türkler de Müftü Ziyai Efendi’nin başkanlığında Meclis-i Milli Kongresi‘ni toplar ve adanın esas sahibi olan Osmanlıya iadesi için çalışılmasına karar verir.(1)

 [box_light]1923 – 1950 : Enosis Sesleri Yükseliyor[/box_light]

 Aradan 4 yıl geçer, tarihler 24 Temmuz 1923’ü gösterdiğinde Lozan Barış Antlaşması imzalanır. Bu antlaşmanın 20. maddesi şöyle düzenlenmiştir:

 Madde 20: “Türkiye, Britanya Hükûmeti tarafından Kıbrıs’ın 5 Teşrinisani 1914 de ilân olunan ilhakını tanıdığını beyan eder.”

 Prof. Nihat Erim yıllar sonra bu maddenin yorumunu şöyle yapar : “Kıbrıs adasının yönetimi gibi egemenliği de, hukuk açısından da İngiltere’ye geçmiştir.”(2)

461px-Makarios_III_and_Robert_F._Wagner_NYWTS_cropped

III. Makarios

 Artık tamamen İngiliz kontrolünde olan adada Rumlar hemen her fırsatta Enosis gösterileri düzenlemekte ve Yunanistan ile birleşme taleplerini Ada Valiliği’ne bildirmektedir. Bu denli cesaret bulmalarının sebebi ise 1.Dünya Savaşı yıllarında gizlidir. Savaşın ilk yıllarında İngiltere, bir hafta içinde kendi yanında savaşa katılması ve Bulgaristan’a hücum etmesi koşuluyla Kıbrıs’ı Yunanistan’a vermeyi kabul ettiğini Yunan hükumetine bildirmiştir.(3) Yunanistan’ın teklifi reddi üzerine konu tekrar açılmamak üzere kapanmıştır fakat bu teklifi Enosis’in meşruluğunun tanınması olarak yorumlayan Rumlar için oyun yeni başlamaktadır. 1931 yılında Rum Ortodoks Klisesi’nin de desteğiyle geniş çaplı bir ayaklanma başlar, İngiltere sert yaptırımlar uygulayarak isyanı bastırır. 1950 yılına gelindiğinde bu kez farklı bir yol dener Rumlar: Plebisit (Halk Oylaması). İngiltere oylamayı tanımayacağını duyursa da oy veren 224.700 Rum’un 215.000’i adanın Yunanistan’a ilhakını istemektedir. Aynı yıl, adını sonraları sıkça duyacağımız III. Makarios Kıbrıs Ortodoks Kilisesi başpiskoposu olur.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Marshall Planı’nın Sloganı

[box_light]50’li yıllar: Bu Sabrın Da Bir Sınırı Olacaktır[/box_light]

 1950’li yıllar Kıbrıs konusunda tam bir dönüm noktası olmuştur. Kıbrıs’da bu gelişmeler yaşanırken dönemin Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü Demokrat Parti Meclis Grup toplantısında Kıbrıs sorusuna “Böyle bir mesele yoktur” cevabını vermiştir. Marshall Planı’nın da katkısıyla kurulan Türk-Yunan dostluğunu korumak için uluslararası arenada Türkiye deyim yerindeyse 3 maymunu oynar fakat gerekli mesajları da vermeyi ihmal etmez. 1951 yılında Avrupa Bakanlar Birliği toplantısında Köprülü, Yunan mevkidaşıyla resmi olmayan bir görüşme yapar ve şunları söyler : “İyi düşününüz. Biz bir gün heyecanınız yatışır ve daha akıllıca davranırsınız umut ve dileğiyle, bir süre daha sabredeceğiz. Resmi açıklamalarımızda “Türkiye için Kıbrıs sorunu yoktur” diyeceğiz. Fakat bu sabrında bir sınırı olacaktır.”(4) Ne var ki, Yunanistan Enosis çalışmalarından vazgeçmez bilakis 1954’te Birleşmiş Milletler‘e başvurur. Başvurunun sevinciyle Rumlara yaptığı konuşmada Makarios şunları söyler: “Bir gün elbet Panayiamızın yardımı ile, Ayasofya’da çanlarımız yine çalacaktır.“(5)

Grivas

Grivas

 BM’den istenen sonuç çıkmayınca 1955’de adaya gizlice giren Yunan General Grivas’ın komutasında İngilizlere ve Türklere yönelen terör saldırıları başlar. Olayların alevlenmesiyle İngiltere 20 Haziran’da, Türkiye ile Yunanistan’ı üçlü konferans için Londra’ya davet eder. Artık Türk tarafı da tavrını değiştirmiştir, nüfus çoğunluğu bahanesiyle Enosis isteyenlere Başbakan Adnan Menderes, Yunan işgaline atıf yaparak “Nüfus çoğunluğuna dayanarak mı dün Ankara’nın önüne gelmiş bulunuyorlardı?” cevabını verir. Londra Konferansı’nın açılış konuşmasında Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu: “Çağdaş hukuk uyarınca İngiltere, Türkiye’den aldığı toprağı Yunanistan’a devredemez. Şu halde Yunanistan, Türkiye için muhatap bile değildir.” diyerek dört yıl evvel Köprülü’nün vurguladığı sabrın taştığını gösterir.(6) Konferansta kesin bir sonuca varılamasa da bu sorunun Türkiye’siz çözülemeyeceği ve Türkiye’nin de bu konuda hak sahibi olduğu ilk kez uluslararası düzeyde ortaya konmuştur. Başlangıç noktasına dönüp bakıldığında çok yol katedilmiştir lakin hâlâ somut bir çözüm ortada yoktur. Türkiye artık 3 maymunu oynamaktan vazgeçmiş, Yunanistan niyetini açıkca belli etmiş; olan Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya’nın imzaladığı Bled Paktı’na olmuştur. Bu arada İngiltere, Başbakanı Eden’in deyişiyle “İngiliz endüstri hayatı İran körfezindeki petrol yataklarına bağlı olduğu sürece stratejik açıdan büyük önem taşıyan” Kıbrıs’ı kolay bırakmayacağını göstermiştir. İlerleyen yıllarda A.B.D. ve Sovyetler’in de dahil olmasıyla güç dengeleri değişecek, konu Soğuk Savaş’ın da etkisiyle daha karmaşık bir hal alacak ve Türkiye kurulduğundan beri hiç tecrübesi olmayan bir konuyla, Amfibik Harekâtla karşı karşıya kalacaktır.(7)

 

[box_dark]KAYNAKÇA[/box_dark]

  • İsmail, Sabahattin. Ergin Birinci. Atatürk Döneminde Türkiye Kıbrıs İlişkileri(1919-1938).KKTC M.E. ve K.B. Yayınları.1989
  • Mütercimler, Erol. Satılık Ada Kıbrıs.2003
  • Göktürk,Turgay Bülent. Rumlar’ın Kıbrıs’taki Enosis İsteklerinin Şiddete Dönüşmesi: 1931 İsyanı; Öncesi ve Sonrası. 2008
  • Manizade, Derviş . Kıbrıs: dün, bugün, yarın‎. Yaylacik Matbaası.1975
  • Bedevi, Vergi. Kıbrıs Tarihi s: 181-182 panayia: Meryem Ana
  • Dünya Gazetesi
  • Güvenç, Nazım. Kıbrıs Sorunu Yunanistan ve Türkiye.Çağdaş Politika Yayınları.1984

Leave a Reply