Adam Smith Kendi Yemeğini Kendi Pişirsin!

Adam Smith bugün kendi yemeğini kendisi pişirmek zorunda kalsın; çünkü evdeki kadın, Tandoğan Meydanı’nda eve hapsedilmiş tüm kadınların sesi olmak için sokağa çıkıyor. 1 Mayıs İşçi Bayramı’na feminist bir perspektifle bakmak, sadece fabrikadaki mesaiyi değil, mutfaktaki ve beşikteki o “görünmeyen” emeğin nasıl inşa edildiğini anlamayı gerektirir. Bell Hooks’tan Silvia Federici’ye uzanan bu yolculukta, kadınların maruz kaldığı emek sömürüsünün tarihçesine alternatif bir bakış sunuyoruz.

Eril Tahakkümün Sanayi ile Dönüşümü

Afro-Amerikalı feminist düşünür Bell Hooks’a göre feminizm, pek çok tanımın ötesinde; cinsiyetçiliğe ve cinsiyetçi sömürüye karşı bir başkaldırıdır. İnsanlığın yerleşik hayata geçişiyle filizlenen eril tahakküm, Sanayi Devrimi’yle birlikte kapitalizmin çarklarına eklemlenerek yeni ve daha vahşi bir forma büründü.

Makineli üretimin yaygınlaşması sadece malları değil, liberal ekonominin sömürü tohumlarını da dört bir yana saçtı. Klasik iktisadın babası Adam Smith’in görüşleri, imparatorlukların “ulusal çıkar” hırsıyla birleşince ortaya çıkan tabloyu Cecil Rhodes şöyle özetliyordu: “Eğer iç savaşı engellemek istiyorsanız, emperyalist olmak zorundasınız.”

Evin İçindeki Fabrika: 18 Saatlik Mesai ve “Ayak Takımı”

Emperyalist hayallerle dünyayı şekillendiren Batılı burjuvazinin en büyük ihtiyacı, en düşük maliyetle en yüksek kârı elde etmekti. 19. yüzyılın açık pazar ekonomisinde fiyatları keyfi artıramayan şirketler, rekabet güçlerini korumak için işçinin ücretinden kestiler; buna karşın mesai sürelerini 18 saate kadar çıkardılar.

Bu noktada sistemin sürdürülebilirliği için yeni bir mekanizma gerekiyordu: Fabrikada tükenen erkeğin yemeğini yapacak, çocuklarına bakacak ve onu ertesi güne hazırlayacak bir “ev içi hizmet birimi”. İşte Silvia Federici’nin Caliban ve Cadı eserinde vurguladığı üzere, kapitalizm kadını eve hapsederek onun ücretsiz emeğini sermaye birikiminin yakıtı haline getirdi. İşçinin geçinemediği o düşük ücretler, aslında evdeki kadının karşılıksız emeği sayesinde sistemin devamını sağladı.

Feminizmin neden muhafazakârlık ve milliyetçilik karşıtı bir zeminden yükseldiğini anlamak burada gizlidir. 1870’lerden itibaren özgürlükçü bağlamından kopan milliyetçilik; hak arayan işçi hareketlerini “yabancılaştırıcı” ilan ederek burjuvazinin bayraktarlığını yapmaya başladı. “Milli menfaatler” kılıfı altında, insanın insanı sömürüsü sistematikleşirken, aile kurumu da bu sömürünün korunaklı hücresi haline getirildi.

Savaş, Üretim ve Yıkılan Normlar

Bu kan emici sistemin ilk büyük sınavı 1. Dünya Savaşı oldu. Erkekler cepheye giderken, fabrikalardan köprü inşaatlarına kadar üretimin her kademesini kadınlar devraldı. Rosa Luxemburg’un devrimci fikirleri etrafında kenetlenen kitleler, kadının sadece “evdeki el” olmadığını, ekonominin bizzat bel kemiği olduğunu dünyaya ilan etti.

Savaş bittiğinde kadınlar, kazanılmış bu alanı terk etmeyi reddederek kapitalizmin araçlarıyla eril tahakküme başkaldırdılar. Ancak Bell Hooks’un uyardığı “radikalleşme”, zamanla yerini daha uysal ve “revizyonist” bir feminizme bıraktı.

Bugün gelinen noktada feminizm, ne yazık ki üniversitelerin fildişi kulelerine ve beyaz burjuva kadınların kariyer basamaklarına sıkışma tehlikesiyle karşı karşıya. Bilinç yükseltme gruplarının yerini alan akademik kürsüler, hareketi çoğu zaman tabandan kopardı. “Eşit işe eşit ücret” talebi elbette hayatidir; ancak bu talep, ev işlerini ve bakım emeğini halen arkada kalan yoksul kadınların omuzlarına yıkan bir “seçim feminizmine” dönüştüğünde, mücadele en büyük yarasını alır.

BM KADIN, “DAHA 134 YILA İHTİYAÇ VAR!”

Birleşmiş Milletler Kadın Örgütü’nün yaptığı açıklamalara göre kadın-erkek maaş eşitliği ancak 134 yıl sonra, ekonomik eşitlik için de dünyanın 267 yıla ihtiyacı olduğu belirtildi. Silvia Federici’nin araştırmalarında ortaya koyduğu verilerse Adam Smith’in görünmez el tabirini bir kez daha düşünmeyi gerektiriyor. Feminist, Marksist iktisatçı Silvia Federici “Caliban ve Cadı” ve “Sıfır Noktasında Kadın: Ev İşi, Üreme ve Feminist Mücadele” eserlerinde bakım ekonomisinin ve ev içi görünmeyen emeğin her sene Dünya geneli toplam GDP’nin neredeyse 33%’sini oluşturduğu belirtiyor.

Toplumun yemek yapmak, bebeğe bakmak, evi temizlemek, erkeğin gönlünü hoş tutmak gibi farklı farklı reel sektör işlerinde ücretsiz olarak çalıştırdığı kadının sistemdeki payı ise aynı kurumda kendisiyle aynı pozisyondaki bir erkekten daha az maaş almakla sınırlanıyor. Her bir emek koluna bir sektör oluşturan neoliberal ekonominin konu kadınların evin içindeki ücretsiz sunduğu emeğe geldiğinde sözde özgürlükçü kisve altında kadınlara dayattığının sömürüyü ortadan kaldırmak yerine muhafazakâr birtakım söylemler olduğu görülüyor.

Federici, “Emek Sömürüsü Sevgi Maskesi Altında Yapılıyor!”

Ev içi emek sadece akşam yemeğinin pişirilmesi değildir; Federici’nin tabiri ile yeniden üretim ekonomisidir çünkü kadın çalışan erkeğe ücretsiz aşçılık yaparak, ücretsiz temizlikçilik ve psikologluk görevleri görerek erkeğin durumunu yeniden üretmektedir. Bu kadar katmanlı işlerin kadına yıkılmasını ise Adam Smith ve annesi metaforunu kullanarak “sevgi” maskesi ile açıklayan Federici ev içi emeğe maaş kapmaynasına da atıfta bulunur. Sermayenin ve üretim modellerinin kadın bedeninden emeğine kadar tahakküm kurduğu sistemde kadınların özgürleşmesinin ancak sistemin silahı olan para ile olacağını savunur.

Sosyal devlet anlayışının terk ettirilmeye çalışılması ve 19.yy vahşi kapitalizmine duyulan özlem ile kadınlar tekrardan finansal buhran yaşamaya itiliyor. Çalışan kadınlar için ücretsiz kreş kampanyalarının engellenmeye çalışılması ya da evde emek gösteren kadınların sosyalleşme alanlarına göz diken iktidarlar sadece kadının emeğini kullanmıyor aynı zamanda doğurganlık kararlarını ve hamile kalıp kalamama özgürlüğüne de göz dikiyor. Hooks’un seçim feminizmine verdiği eleştirilerden bir tanesi de buradan doğuyor. Kürtaj hakkının hâlâ tartışıldığı sözde özgür ve modern dünyada kadınların kurtuluşu 1 Mayıs’ta, işçi hareketinin tam kalbinde yer alıyor.

REFERANSLAR:

Federici, Silvia. Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim. Çeviren Öznur Karakaş, Otonom Yayıncılık, 201

Federici, Silvia. Sıfır Noktasında Kadın: Ev İşi, Üreme ve Feminist Mücadele. Çevirenler Öznur Karakaş ve Gözde İlkin, Otonom Yayıncılık, 2014.

Hooks, Bell. Feminizm Herkes İçindir: Tutkulu Politika. Çeviren Berna Kurt, Dipnot Yayınları, 2011.

Görsel London School of Economics’in WEB blog sayfasındaki tarih arşivinden alınmıştır.

Leave a Reply