Bankacılık faaliyetleri, günümüzde hem sosyal hayatın hem de iş hayatının merkezinde kendisine yer edinmiş vaziyette bulunuyor. Maaşı bankadan alıyoruz, evimizi, arabamızı bankayla alıyoruz, işimizi bankayla kuruyoruz vs. Ancak bankacılığın temellerini üzerine oturttuğu araç olan faiz İslam dini tarafından haram kılındığı için, Müslümanlar tarafından bankaların kullanılması uygun görülmüyor. Özellikle 1970’li yıllarda, petrol fiyatlarındaki aşırı artıştan dolayı Müslüman ülkelerinde oluşan büyük sermaye birikimlerinin ekonomiye katılması için sektörde Müslümanların da kullanabileceği alternatif arayışları hızlandı.

dunya hacımFaizsiz finans kurumlarının tarihini incelediğimizde, ilk İslami Finans işlemlerinin Mısır’ın bir kasabasında Ahmet en-Naccar tarafından 1963 yılında kurulan Mit Ghamr Katılım Bankası sayesinde resmileştirildiği söylenebilir. Daha sonra Müslümanlığın yaygın olduğu ülkelerde hızla büyüyen İslami finans kurumları, yani katılım bankaları, bugün dünyada 2 trilyon doları aşkın bir hacme ulaştı. İslam ülkelerinde katılım bankalarının bankacılık sektöründe 12%’lik pazar payına ulaştığı günümüzde, İran gibi bütün bankalarını İslami finans kurallarına göre yapılandıran, Suudi Arabistan ve Malezya gibi katılım bankalarının pazar payını 35% ve 20%’lere ulaştıran ülkeler sektöre öncülük ediyor. Ülkemizde ise, katılım bankalarının bankacılık sistemindeki aktif payları 5.32% oranıyla İslam ülkelerine oranla daha düşük bir seviyede olduğu görülüyor.

Banka ve katılım bankası arasındaki farklar ve katılım bankası araçları

Klasik bankaların temeli faiz işlemlerine dayanırken, İslami finans kurumlarında, yani katılım bankalarında temel amaç Kur’an’da riba olarak geçen faizin tüm işlemlerden bertaraf edilmesi prensibine dayanıyor. Katılım bankaları işlemlerini İslamiyet’te ticaretin esası olan kâr ilişkisi üzerinden yürütüyor. Yani, paradan para kazanarak değil de ticaretin esası olan, bir şeyin fiyatına kâr oranını koyarak kazanç sağlıyor. Bu yüzden, İslami finansın aslında bir finans faaliyeti değil, ticaret faaliyeti olduğunu görüyoruz.img-katilim-bankasi-nasil-isler

İslami finans araçları temel itibariyle mudarebe ve müşareke olarak ikiye ayrılıyor. Müşareket, Arapça’da paylaşmaktan türemiş bir sözcüktür. İş ve ticarette ortakların kar ve zararı paylaşarak ortaklık yapması anlamına gelir. Bu sayede kazançlar da, riskler de herkese koyduğu oran dahilinde paylaştırılarak adil bir dağıtım sağlanmış olur. Mudarebe usulünde ise ortaklardan birisi diğer ortağa veya ortaklara kendisi adına işletmesi için sermaye verir. Yani, bu tür ilişkide bir taraf emek sağlarken diğer taraf sermayeyi koyarak ortaklık kurulur. Zarar oluşması durumunda, emek gösteren kişinin sermayeyi koyan ortağa herhangi bir mükellefiyetinin bulunmaması bu usulün bankacılıktaki kredi işlemlerinden tamamen farklı olduğunu görmemizi sağlıyor.

Bu temel iki aracın dışında kullanılan murabaha ve icara gibi bazı yöntemler de şu anki katılım bankalarının işlem hacminin önemli kısmını oluşturuyor. Murabaha, herhangi bir mala kar payı konularak, müşteriye vadeli biçimde satma anlamına gelirken, İcara yöntemi, leasing olarak bildiğimiz, malın finans kurumları tarafından alınıp kiralanması şeklinde gerçekleştirilir. Ancak, bu iki yöntem toplum tarafından yanlış anlaşılmalara konu olabiliyor. Bazı kesimler, Murabaha ve İcara yöntemlerinin, klasik banka işlemleri olan faiz karşılığı alınan kredilerden ve leasing işleminden bir farkı olmadığını, İslami kesimin gözünü boyamak için oluşturulmuş yöntemler olduğunu iddia ediyor. Oysa Bakara suresinin 282. ayetinde, “Ey iman edenler! Birbirinize belli bir vade ile borçlandığınızda onu yazın.” buyrularak vadeli alışverişlerin İslam dini için herhangi bir sakıncası olmadığına işaret edilmiştir. Örnekle açıklamak gerekirse, klasik bankacılıkta, Ahmet araba almak için 30 bin TL kredi alıp bunu faiziyle geri ödemeyi kabul eder. Ahmet eğer katılım bankasına gitmeyi seçerse, katılım bankası Ahmet’in seçtiği arabanın parasını ödeyerek satın alır ve üzerine kar payı koyarak Ahmet’e vadeli bir şekilde arabayı satar. Bu noktada, klasik banka paradan para kazanma temeline dayanan faiz işlemiyle işini yürütürken, katılım bankası ticaret temeline dayanan ve ancak ticaretin kapsadığı gerçek ve helal mallar (domuz eti, silah, içki, uyuşturucu, porno vs. gibi sektörler hariç) üzerinden satış yaparak işlerini yürütmektedir. Yani, eğer para kazanılmak isteniyorsa, bu kazancı mutlaka topluma sunulmuş bir hizmet, katma değer ya da malın değerindeki artışa göre yapılması gerekiyor. Bu sayede müşteriye aktarılan paranın tamamıyla piyasada kalması ve ticaretin canlı tutulması sağlanmış olur.

Daha da detaylandırmak gerekirse, ticaret malın mekân, zaman ve mülkiyet değerinin artırılması ile yapılır. Örneğin, Malatya’da 10 lira olan kuru kayısının kilosunun Ankara’da 15 liraya çıkması malın mekân bakımından değer kazanmasıdır. Katılım bankasının Ahmet’e arabayı kar payı koyarak satması malın mülkiyet bakımından değer kazanmasıdır. Ahmet’in para biriktirip ancak ileri bir tarihte alabileceği arabayı, katılım bankasının kar payı ile birlikte vadelere bölerek Ahmet’e bugün vermesi ise malın zaman bakımından vakit kazanmasını gösterir.  Yani, katılım bankasının yaptığı işlemler her ne kadar klasik bankaların yaptığı faizli işlemlere benziyor gibi görünse de tamamıyla İslam dininde belirtilen ticaret esaslarına uygun olarak tasarlanmıştır. Katılım bankası gibi kendini tanıtıp klasik bankalardan farklı olmayan işlemler yapan bazı bankalar elbette olabilir. Ancak bu bankalara bakarak sistemin yanlış olduğu kanısına kapılmamak gerekir.

Genel itibariyle, katılım bankacılığı, İslam dininin yasakladığı faizi ortadan kaldırarak, İslami ticaret kurallarını esas alan uygulamaları topluma sunar. Bu sayede, faiz sisteminin toplumu veren tarafın kazanan, alan tarafın ise kaybeden olarak ikiye bölmesine engel olunur ve kâr sistemi hâkim kılınarak taraflar arasında eşitlik ilkesi sağlanır. Yapılan projeksiyonlara göre, 2010-2030 yıllarında Müslüman nüfusunda beklenen 35%’lik artıştan dolayı ilerde katılım bankalarının önemi daha da artacaktır.

Kaynaklar

-http://www2.deloitte.com/content/dam/Deloitte/tr/Documents/financial-services/kat%C4%B1l%C4%B1m_bankaciligi2014.pdf

-http://www.yenisafak.com/yazarlar/unsalban/ziraat-katilim-aciliyor-nicin-katilim-bankaciligi-2011042

-http://katilimdunyasi.com/2014/10/26/katilim-bankalarinin-aktif-payi-yuzde-53/

-http://serpam.istanbul.edu.tr/wp-content/uploads/2012/09/Islami_Finans.pdf

-http://www.kasaroglu.av.tr/tr/html/200

Leave a Reply