Her sene sonbahar mevsimiyle birlikte çevremizde hindi resimleri, şükür yazıları, şükran günü kutlamaları ile karşılaşıyor olabiliriz. Aslında Amerika kıtasında ortaya çıkmış olan bu geleneği, günümüzde Türkiye’de bile görmek çok enteresan. Bize empoze edilen haliyle birlik, beraberlik, sevdiklerimize veya kaybettiklerimize olan minnetimizi paylaşma günü olarak tanımlanan Şükran Günü, aslında çok kanlı bir tarihe dayanmakta. Günümüzde herkesin bildiği hikaye sömürgeciler ile yerel halkın barış yemeğine şu anki tabiri ile ilk Şükran Günü yemeğine oturmasından ibaret. Fakat tarihçiler gerçeğin bundan ibaret olmadığını söylemekte.

16 Eylül 1620 tarihinde 102 kişiden oluşan Pilgrimler adlı topluluk, Britanya’nın Doğu Midlands adlı bölgesinde yaşanan siyasi gerilimden kaçmak için ve inanç özgürlüğü arayışına girerek Yeni Dünya olan günümüz Amerika’sına doğru yola çıkıyorlar. Günümüz ABD’nin Massachusetts eyaletindeki Plymouth şehrinde Plymouth kolonisini kuruyorlar.

11 Kasım 1620’de Pilgrimler çıkabilecek olası isyancı hareketleri önlemek adına çoğunluğun kararlarından oluşmuş geçici kanunlardan oluşan Mayflower Sözleşmesi’ni imzaladılar.

1621’in kışı ise Pilgremler için çok zorlu geçti. Yeni Dünya’daki hastalıklara alışık değillerdi, başa çıkamıyorlardı. Avrupa topraklarına alışık olan mahsulleri, bu yeni topraklarda boy göstermemeye başladı. Tüm koloniyi çare bulamadıkları bir açlık sardı. Bölgenin yerel kabilesi Wampanoaglar, Pilgremler’in bu halini görünce bu hallerine acıdı ve av ve mahsullerini onlarla paylaştılar. Kitaplarda veya okullarda anlatılan haliyle ilk Şükran Günü yemeği bu iki kabilenin barışçıl bir şekilde bir araya gelip üç gün süren bir ziyafet etmesi ile ortaya çıkıyor. Fakat yerli Amerikalılar bu günü kaybettikleri onca insanı anma günü olarak tanıyorlar!

The First Thanksgiving“, Jean Leon Gerome Ferris, 1912

1620 yılında, o zamandaki Wampanaoglar’ın lideri Massaoit, Pilgremler ile bir barış antlaşması imzalıyor. İki kabile de birbirlerine zarar vermeyeceğine, aralarındaki barış ortamını koruyacağına ve ticaret yaparken bile silahlarını evde bırakacağına dair söz veriyor. 10 yılı aşkın süre boyunca bu iki kabile arasındaki barış ortamı korunuyor. Fakat 1630 ve 1642 yılları arasında yaklaşık 25,000 Avrupalı sömürgeci Plymouth’a geliyor, kendileriyle birlikte hastalıklarını da getiriyorlar. Bu hastalıklara bağışıklıkları alışık olmayan yerli halkın nüfusunun yaklaşık yarısı ölüyor.

1661 yılında Massoit’un ölümü ile birlikte oğlu Wamsutta başa geliyor ve o da 1662’de başka bir sömürgeci kabile olan Puritanları ziyaret ederken “esrarengiz” bir şekilde ölüyor. Bu olay, yıllarca devam edecek katliamların kıvılcımı oluyor. Bu katliamlar 1675 ve 1678 yıllarında gerçekleşen King Philip’s Savaşı ile devam edip son buluyor. Savaşın sonunda sömürgeci kabilelerin ekonomilerinin çökmesinin yanı sıra nüfuslarının yaklaşık %10’unu kaybediyorlar. Fakat Wampanaoglar ve onlar gibi birçok yerel kabile yok olma tehlikesine girdi ve bir daha nüfuslarını toparlayamadılar. Bu sebeple yerel Amerikalılar, Şükran Günü’nün günümüzde empoze edilen halini kınıyorlar ve bu kanlı katliamlarda kaybettikleri atalarını unutturmayarak anmaya çalışıyorlar.

Kaynakça:

  • https://www.insider.com/history-of-thanksgiving-2017-11
  • https://www.nationalgeographic.com/history/article/how-the-traditional-thanksgiving-feast-has-evolved-over-centuries
  • https://www.goodhousekeeping.com/holidays/thanksgiving-ideas/a33446829/thanksgiving-history/
  • https://www.history.com/topics/colonial-america/mayflower-compact

Leave a Reply