Bilkent Senfoni ailesine nazik davetleri ve Mine Üzüm Sönmez’e bize en güzel yerlerden ayırdığı biletler için çok teşekkür ederiz.

“Tutkulu Bir Hafta” Konseri Eşliğinde KM 100 Klasik Müzik Hayatına Giriş Rehberi

Çünkü entelektüel bir insana dönüşmek için hâlâ geç kalmadınız. 

Bilkent Senfoni Orkestrası’nın davetiyle enfes bir konseri daha izleme şansına eriştik. Konser adını tamamen hak ediyordu, çünkü konserin başından sonuna kadar bütün orkestranın “tutkulu” performansına şahit olduk. Pandemi şartları sonucu klasik müzik konserlerine hasret kalmış bünyemiz, bu harika performansın ardından -uzun adıyla- bir “Klasik Müzik Konserlerini Hakkını Vererek İzleme Rehberi” oluşturmadan edemedi. Bu rehberde oluşturduğumuz 4 kolay adımla düzenli bir klasik müzik seyircisi hâline geleceğinizi garanti ediyoruz! 

1) Konser Programı

Bu bir hayli kapsamlı ve yarı ciddi rehberi okuduktan sonra izleyeceğiniz ilk konserde salona girmeden önce bir vicdanınızı yoklayın. “Konser programını aldım mı?” Daha da önemlisi “Alınca sadece kapağına ve fotoğraflarına mı baktım?” Yargılama yok, bu rehberimiz klasik müziğe yeni başlayanlar için bir oryantasyon rehberi ne de olsa.Diğer bir deyişle: KM 100 Klasik Müzik Hayatına Giriş Rehberi. 

Avantajları: Alkış simgelerini nereye koyduklarını önceden gördüğünüz için yanlış yerde alkışlama ihtimaliniz azalacak. Ve bize güvenin, pek çok kez yanlış yerde alkışlama isteğine kapılıp “ya tek alkışlayan ben olursam? korkusunu tadacaksanız. 

İpucu: Yanında oturduğunuz konser arkadaşınız alkışlamaya başlamadan alkışlamamayı da seçebilirsiniz.

Eğer salona girerken önceden haber verilmiş bir quize çalışmamış gibi hissediyorsanız, Konser Programı’nı daha ayrıntılı okuyun. Böylece aynı zamanda orkestradaki değerli üyeler hakkında daha da bilgi sahibi olacaksınız.

Bu konserin şefliğini yapan Christoph-Mathias Mueller, 2020 yılında “En İyi Senfonik Kayıt” dalında BBC Ulusal Galler Okrestrası ile birlikte yaptığı ve Alexander Veprik’in yapıtlarına yer verdiği kayıtla seçkin Opus Klassik Ödülü’nün sahibi oldu. Diğer pek çok başarısına ek olarak şef son yıllarda, Usula Mamlok, Adolf Busch, Alexander Veprik ve Mikhaïl Nosyrev gibi rejimlerin kurbanı olmuş ve müzikleri (yeniden) keşfedilmeyi  bekleyen bestecilerin yapıtları üzerine odaklanıyor.* Bu konserde de, Beethoven ve Schumann’ın yanında; Mikhaïl Nosyrev’in eserlerini de Mueller’in şefliğinde dinleme şansına eriştik.

Konserde aynı zamanda genç yaşına rağmen Wiener Konzerthaus, Zürih Tonhalle, Cenevre Victoria Hall gibi Avrupa’nın en önemli salonlarında solo ve oda müziği konserleri vermiş, “Yılın Çıkış Yapan Genç Müzisyeni” ödülü dahil olmak üzere pek çok yarışmada ödül kazanmış* çellist Dorukhan Doruk’un harika viyolonsel performansını izledik.

2) Müziğin Hikayesi

Bu başlık, “Konser Programı” maddemizin bir alt başlığı olarak da değerlendirilebilir. Klasik müzik konserlerine yeni başlayan bir bünyeye hikayesini bilmeden eserleri dinlemek, yabancı dilde bir filmi altyazısız izlemek gibi gelebilir. Bu nedenle konser programını okumanın önemini bir kez daha vurguluyoruz.

Bu konuda Şef Mueller de biz seyircilere yardımcı olarak konserde çalınan son eser “Senfoni No:1”in bestecisi Mikhaïl Nosyrev’in etkileyici hikayesini bizlerle paylaştı. Sanatçı henüz 19 yaşında bir konservatuvar öğrencisiyken Sovyet karşıtı şakalar yapmakla suçlanıp mahkum edildi. Bu nedenle adını ve yeteneğini duyuramayan Nosyrev, Bilkent Konser Salonu’nda müziğiyle bizlere ulaştı.*

3) Oturma Yeri

Bu konser, bize klasik müzik konserlerinin sadece işitsel değil, aynı zamanda görsel bir performans sanatı olduğunu hatırlattı. Aynı tiyatro gibi; klasik müzik konserlerinde de izleyici deneyimini arttıran en önemli noktalardan biri oturduğumuz yer. Bu konserde, koltuklarımız sayesinde sadece izleyici değil, neredeyse konserin bir parçasıydık. Bilkent Konser Salonu’nun oturma düzeni sayesinde, yetenekli şef Christoph Mathias Mueller’ın çaldığı her parçaya olan hakimiyetine ve heyecanına; ve bütün orkestranın olağanüstü yeteneğine tanıklık edebildiğimiz için çok şanslı hissediyoruz.

İpucu: Eğer istediğiniz koltuğu alamıyorsanız, salona monocular dürbün getirmeyi unutmayın! (Yasak değilse, o kısmını bilemedik.)

 4) Sonuç

Şimdi filmlerde balkonda oturan zarif elbiseli hanımefendilerin ve şık takım elbiseli beyefendilerin neden performansları dürbünle izlediğini daha iyi anlıyoruz. İzlenilen performans görselliğe de işitselliğe de odaklı olsa, her canlı performans sonuna kadar dikkati -ve ön bilgilenmeyi- hak ediyor. Sıkı giyinin, ders çalışmaya ara verin ve bir klasik müzik konserine gidin!

*Kaynak: Bilkent Senfoni Orkestrası Konser Programı

Gelecek konserlerden haberdar olmak ve BSO’nun sezon konserlerine göz atmak için http://bso.bilkent.edu.tr/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Leave a Reply