Blind Chance, Türkiye’de yayımlanan ismiyle Kör Talih, 1987 yılında gösterime girmiş, Üç Renk üçlemesi ile tanınan Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieślowski’ye ait bir film. Film, bir tıp öğrencisi olan Witek etrafında şekilleniyor. Witek’in Varşova’ya giden bir treni yakalayabilmesinin tüm hayatını nasıl değiştirebileceğini 3 farklı senaryo ile anlatan film, kaderin değişimini büyük ve sıra dışı olaylardan ziyade alelade gözüken bir seçime ya da zamanın saniyelik oynamasına bağlıyor. Aynı zamanda hayatın bize hiçbir zaman mutluluk vaat etmediğini de hatırlatıyor.
Polonya’da komünist rejimin uygulandığı bir zamanda geçen hikâyede genç tıp öğrencisi Witek babasını kaybettikten sonra dekandan izin alarak Varşova’ya bir yolculuğa çıkmak ister. 3 senaryoda da farklı olan neredeyse hiçbir şey yoktur. Witek istasyona girdiğinde aynı kadına çarpar, birasını içen aynı adamın önünden geçer. İlk senaryoda Witek trene yetişir ve trende tanıştığı yaşlı bir komünist aracılığıyla Komünist Parti’ye katılır. Burada Witek’in oldukça önemli bir figür haline geldiğini görüyoruz. Bir hastanede çıkan karışıklığı düzeltme görevini üstlenir. Lise aşkıyla tekrardan yolları kesişir ve bir beraberliğe başlarlar. İlk aşkının yakın çevresinin faaliyetleri komünist ideolojiyle uygun düşmemektedir, Witek’in düşünmeden çevresine bunu anlatması sonucu ilk aşkı tutuklanır ve birliktelikleri sona erer. Witek bu ihtimalin sonunda ne sisteme ait hissetmektedir ne de sevdiği kadınla birliktedir.

İkinci senaryoda Witek treni kaçırır ve istasyon görevlisiyle tartışması sebebiyle kamu hizmeti cezasına tâbi tutulur. Bu hizmet esnasında Marek ile tanışır. Marek aracılığıyla rejim karşıtı, anti-komünist bir gruba katılır. İnanç ideolojisinin büyük bir kısmını oluşturur, vaftiz olur ve yasa dışı yayınların basımında aktif olarak yer alır. Ayrıca, çocukluk arkadaşı olan ve Danimarka’dan dönen arkadaşının evli ablası ile de bir ilişkiye başlar. Bu ihtimalde, Marek’in yeraltı matbaasına yapılan baskından Witek haksız yere sorumlu tutulur, ihanetle suçlanır. Witek hayal kırıklığına uğramış ve umutsuz bir hâlde, her ne kadar tam zıttı bir yolu seçmiş olsa da birinci ihtimalden farksız bir sonla ekrana veda eder.

Son ihtimalde Witek treni kaçırır ve orada fakülteden arkadaşı Olga ile karşılaşır. Tıp eğitimine devam eder ve Olga ile evlenir. Burada Witek, apolitik ve hiçbir ideolojiyi seçmemiş bir hâlde ilk defa karşımıza çıkıyor. Bir aile babasıdır; hiçbir partiye katılmak istemez ve muhalifleri desteklemeyi reddeder. Bu ihtimalde, oğlunun siyasi sorunları nedeniyle seyahat edemeyen dekanı adına yurt dışında bir konferansa katılmayı kabul etmesi gösterdiği nadir kararlı duruşlardan birisidir. Havalimanına gitmeden önce bindiği trende ikinci defa baba olacağı haberini alır. Uçak havalandıktan kısa bir süre sonra patlar. Bu ihtimalde Witek artık aramızda yoktur.

Filmin en başında farklı sahne sekansları görüyoruz, hepsi de karşımıza farklı senaryoların içinde çıkıyor. Bu sahneler Witek’in trene binmeden önceki hayatına ait. Witek’in seçimleri sonucunda, farklı ihtimallerde kendilerine yer buluyorlar. Film dönemine oldukça katmanlı politik bir eleştiri getirse de seçimleri ve mutluluğu ele alış biçimi benim dikkatimi çekti. Mezun oluyorum ve bu, benim burası için son yazım. Bilkent’te geçirdiğim 5 yılda, çok fazla büyüdüğüm bu süreçte öğrendiğim en önemli şeylerden birisi bir seçimin aynı zamanda da birden çok olasılığı bırakmak anlamına gelmesi. Ve hiçbir seçimin de mutluluk sözü vermemesi. Hayatta her zaman bir yola giriyoruz, en yakın arkadaşım en önemsiz gibi duran seçimin – her zaman kullandığın yolu değil de biraz farklı bir yol kullanmak gibi – bile bir evreni açıp kapatmasından bahsetmişti. Film, bunu çok güzel bir şekilde ele alıyor. Aynı zamanda da her şeyin Witek’in elinde olmaması – siyasi atmosfer gibi- ve bunun zaman zaman insanın iradesinden daha etkili olduğunu göstermesi bakımından da oldukça gerçekçi. Belki çekildiği zamanın atmosferinden kaynaklı biraz kötümser ve ana karakter Witek için mutlu bir son olmaması bakımından hayal kırıklığına uğratsa da aslında her senaryoda Witek’in mutlu olduğu birçok an da olması gerçekçiliğini artırıyor.

İzlemesi kolay bir film olmasa da, en zor seçimin diğer ihtimalleri bırakabilmek olduğunu anlatması bakımından oldukça güzel, çünkü her seçim bir ihtimali gerçekleştirirken başka ihtimalleri sonsuza kadar geride bırakır. Ve gerçekten doğru bir seçim var mıdır ki?
Fotoğraflar Google’dan alınmıştır.





