SİYASİ KİŞİLİKLERİN HAYATLARINA BİR BAKIŞ: KIBRIS FATİHİ BÜLENT ECEVİT

https://image.hurimg.com/i/hurriyet/75/750x422/5e221a697152d815f42089b0.jpg

Bülent Ecevit, Türk siyasi tarihinin 50 yılına damgasını vurmuş bir isimdir. Siyasi kişiliğinin yanında gazeteci, şair, yazar ve çevirmendir. Edebi yanı ile siyasi yanını harmanladığı dönemler olsa da Bülent Ecevit, tarihimizde siyasi kişiliği ile öne çıkmıştır.

Okuma-yazma öğrenmeden şiir söylemeye başladığını söyleyen Ecevit, bu yönünü sanatçı annesinden almıştı. Okumayı ve yazmayı öğrendikten sonra daktilosuna kavuşan Ecevit’in yazın hayatı da bu şekilde başlamış oldu. Yazdığı şiirler çevresi tarafından beğeniliyor hatta dergilerde yayınlanıyordu. Tercüme yapmak için ortadan kaybolduğu günler bile olmuştu. 16 yaşında Hintli şair Tagore’un çevirisini yaparak sanattan ilk parasını kazanmıştı.

Ecevit, ailesinin kısıtlı imkanlarıyla okuduğu Robert Koleji’nde hayatının ilk ve tek aşkı Rahşan Aral ile tanışmıştı. İkisi de birer sanat aşığıydı. Ecevit, okulun bitmesine yakın bir zaman kala Aral’a evlenme teklifi etti. Aral’ın ailesi başta bu evliliğe karşı çıksalar da kızlarının ısrarına dayanamayarak evlenmelerine izin vermişlerdi.

https://trthaberstatic.cdn.wp.trt.com.tr/resimler/1746000/1747962.jpg
Bülent Ecevit ile eşi Rahşan Ecevit

Başlarda şiire olan ilgisini destekleyen ailesi zaman ilerledikçe “şairden adam olmayacağı” düşüncesiyle Ecevit’i hukuk okumaya itmişlerdi. Ecevit, Hukuk Fakültesi’nde bir süre okuduktan sonra devam etmeme kararı alarak Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne gitti ancak buradan da mezun olamadı. Sonrasında tercümanlık yapmaya başladı. Evlendikten sonra ise Londra’ya Londra Büyük Elçiliği’nde Basın Ateşeliği’nde bir göreve tayin oldu.

Ecevit Londra’dayken Cumhuriyet Halk Partisi’nin 27 yıllık iktidarı bitmişti ve Ecevit, siyasete katkıda bulunmak istediğini söyleyerek Türkiye’ye dönmüştü. Babasının parti içindeki nüfusunu kullanmasıyla CHP’nin yayın organı olan Ulus Gazetesi’nde görev aldı.

1951 yılında Demokrat Parti’nin Cumhuriyet Halk Partisi’nin malvarlığına el koymasıyla Ecevit çifti Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldu ve Ecevit’in siyasi kariyeri burada başladı.

1957’de yılında Harvard’dan aldığı bursla Amerika’da sosyal psikoloji üzerine çalışmalar yaptığı sırada Türkiye’de seçim olacağını duymuş ve aday olmak için dönmüştü. Bu sayede Ankara’da 13. sıradan milletvekili adayı oldu ve seçimlerin kazanılmasıyla milletvekili oldu. (O yıllarda bir şehirde en çok oyu alan parti o şehrin bütün milletvekillerine sahip oluyordu.)

27 Mayıs 1960 günü darbeyi duyan Ecevit, heyecan ile İsmet İnönü’nün yanına gitse de kendisindeki heyecanı onda bulamamıştı. İsmet Paşa huzursuz ve mutsuzdu. Bu durum askeri yönetimin desteklenmemesi gereken bir şey olduğunu anlamasını sağlamıştı.

1961 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi ile Adalet Partisi koalisyon hükümeti kurdu ve bakanlar kurulu listesini Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’e ilettiler. Gürsel’in Çalışma Bakanı’nı yaşlı bulması üzerine İsmet İnönü durumu yeniden değerlendirdi ve Ecevit’i bu göreve uygun gördü. Çalışma Bakanlığı’nı sürdürdüğü yıllarda sevilen bir bakan oldu. Bakanlığı, İnönü’nün istifasına kadar sürdü.

1965 seçimlerinde Adalet Partisi’nin tek başına iktidara gelmesiyle Cumhuriyet Halk Partisi’nde iç sorunlar meydana geldi. Ecevit, 1966 yılında yapılan CHP kurultayında İnönü’nün isteksizliğine rağmen genel sekreter oldu. Artık resmen partinin ikinci adamıydı.

12 Mart 1971 Muhtırası sonrası Başbakan Süleyman Demirel’in istifası ile yeni bir hükümet arayışı başladı. Askerler, Cumhurbaşkanı Nihat Erim’den bir ara rejim kurmasını ve AP ile CHP’nin de hükümete bakan vermesini istedi. Ecevit, CHP’nin yeni hükümete girmemesi gerektiğini düşünüyordu ancak CHP Genel Başkanı İnönü onunla aynı görüşte değildi. Bu durum parti içi muhalefet yarattı ve olağanüstü kurultaya gidildi. İnönü “ya ben ya Bülent” diye parti üyeleri üzerinde bir etki yaratmak istese de CHP, “Ecevit” dedi ve yeni genel başkan Bülent Ecevit oldu.

https://d35fbhjemrkr2a.cloudfront.net/Images/Shop/4/Product/14462/400/7b2a195573a240c1a760224760897f0d.jpg
İsmet İnönü ve Bülent Ecevit

1973 yılında yapılan seçimlerde CHP, oy üstünlüğü ile birinci parti olarak çıkmıştı ancak oylar tek başına iktidar olmasına yetmiyordu. Bu durum CHP’yi Necmettin Erbakan önderliğindeki Milli Selamet Partisi (MSP) ile koalisyon kurmaya itti ve Ecevit başbakan oldu.

1974 yılında Kıbrıs’da yapılan darbe sonucunda Türkiye’nin Kıbrıs’a asker çıkardı. Ecevit önderliğinde düzenlenen bu harekât sonrasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adıyla anılacak olan Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulmasıyla sonuçlandı. Ecevit, bu başarılı harekât sonucunca “Kıbrıs Fatihi” olarak anılmaya başladı.

Sol görüşlü bir parti olan CHP ile sağ görüşlü bir parti olan MSP’nin koalisyonu görüş farklılıkları yüzünden çatırdıyordu. Bu çatırdama 1974’te Ecevit’in istifası ile son buldu. Bu istifa ile hükümet dağıldı ve Demirel’in başbakan olduğu 1. Milliyetçi Cephe hükümeti kuruldu. Bu koalisyon; Adalet Partisi (AP), Milli Selamet Partisi (MSP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP)’ni içeriyordu.

1977 genel seçimlerinde CHP yüzde 41,38 oy oranı alarak azınlık hükümeti kurulmaya karar verildi ancak yeterli güven oyu toplanamadı. Bu sayede 2. Milliyetçi Cephe Hükümeti kurulmuş oldu ancak bu sefer CGP yoktu. Sonrasında AP’den ayrılan 11 milletvekilinin CHP’ye gelmesi ile Ecevit, 2. Milliyetçi Cephe Hükümeti’ni yıkarak 5 Ocak 1978’de tekrar başbakan oldu.

Ecevit hükümeti bu sefer pek başarılı olamamıştı. Artan terör eylemleri, enflasyon hızı gibi etkenlerden dolayı halk Ecevit’e olan inancını yitiriyordu. 1979 seçimlerinde de başarısızlığa uğrayan Ecevit yine istifa ederek sahneyi tekrar MHP ve MSP ile ortak olan Demirel’e bıraktı.

Bu yaşanan siyasi gelişmelerden ve toplumdaki kargaşadan rahatsız olan askerler 12 Eylül 1980 günü askeri bir darbe gerçekleştirdi. Askerler, siyaset sahnesinde öne çıkan isimleri Hamzakoy’da gözetim altına aldı. Ecevit çifti yaklaşık 1 ay burada kaldı. Serbest kaldıktan sonra kendisine getirilen siyasi yasak sebebiyle partisinin genel başkanlığından istifa etti. İstifa sonrasında “gazeteci” kimliğine geri dönerek Arayış dergisinde yazılar yayımlamaya başladı. Bu yazılar ve yabancı basına verdiği röportajlar yüzünden aralıklarla hapis cezasına çarptırıldı. Daha sonra serbest bırakılsa da 1982 yasası ile kendisine siyasi bir yasak getirildi.

https://www.finansgundem.com/files/2018/9/12/1342447/1342447_32.jpg
Mahkeme Salonunda Bülent Ecevit

Ecevit’in siyasi yasağının devam ettiği sürede eşi Rahşan Ecevit, Demokratik Sol Parti‘nin (DSP) kurulmasına önderlik etti. 1987’de yapılan bir referandumla siyasi yasağı kalkan Ecevit, DSP’nin başına geçti.

1997 yılında ANASOL-D koalisyonunda Başbakan Mesut Yılmaz’ın başbakan yardımcılığını yaptı. 1998 yılında koalisyonun gensoru (bir parlamento grubunun ilgili hükümete resmi bir talebi) ile düşürülmesi sonucunda DSP azınlık hükümeti kurdu ve Ecevit dördüncü kez başbakanlık koltuğuna oturmuş oldu.Başbakanlığı sürerken PKK elebaşı Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesiyle Ecevit’e olan sevgi daha da artmıştı.

1999 seçimlerinde DSP, yüzde 22,19 oy oranıyla birinci parti olarak çıktı ve ANAP ve MHP ile koalisyon kurdu. Böylece Ecevit başbakanlık görevine devam etti. Başbakanlığı döneminde gerçekleşen 17 Ağustos 1999 depremi ve 2001 ekonomik krizi Ecevit’in siyasi kariyerini zedeleyen ve sonuna doğru götüren olayların başını çekti.

https://cdnuploads.aa.com.tr/uploads/Contents/2022/11/04/thumbs_b_c_8520f7ef13be236b41de0648c8d570a1.jpg?v=121408
DSP Mitinginde Bülent Ecevit

Siyasi ve ekonomik sorunlarının yanısıra sağlık sorunları da yaşayan Ecevit, 2002 yılının büyük bir bölümünü hastaneye giderek geçirdi. Sağlık sorunlarının medyaya yansıyışı ile “güçsüz” gösterilen Ecevit, bu durumdan Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan’ı sorumlu tuttu ve onunla yollarını ayırmaya karar verdi. Özkan’ın DSP’den ve hükümetten ayrılması üzerine 6’sı bakan olmak üzere 63 milletvekili istifa etti. Bu istifalarla koalisyon hükümeti sayısal çoğunluğunu kaybetti ve Ecevit bunun yanlış bir karar olduğunu savunsa da erken seçimlere gidilmeye karar verildi.

2002’de yapılan seçimlerde DSP büyük bir yenilgiye uğradı ve barajı geçemeyerek meclis dışı kaldı. Bu başarısız seçim üzerine Ecevit, 2004 yılında aktif siyaseti bıraktı. Siyaseti bırakmasıyla özlem duyduğu doğaya ve eşine kavuşmuş oldu.

19 Mayıs 2006’da katıldığı bir cenaze töreni sonrasında beyin kanaması geçiren Ecevit, uzun süre hastanede kaldıktan sonra 5 Kasım 2006 günü hayata gözlerini yumdu.

KAYNAKÇA:

-Bir Şair Olarak Bülent Ecevit, Gökhan Öztürk, 2017.

https://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BClent_Ecevit

https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1br%C4%B1s_Harek%C3%A2t%C4%B1

https://youtu.be/YOpvPa-UN3E?si=Al6QyQlaI4jg6911

https://youtu.be/sVURu7Md0K8?si=1KjF5m8u5ZFzFIC- 

https://youtu.be/nihXWPHQ2S4?si=onjV9HaQwCvBTeAH 

https://youtu.be/yAjhtYuDpuE?si=mEm_3fnkld4P-fun 

https://youtu.be/jcyARktdQ1A?si=hW4cPJ08jmuizv7V 

https://youtu.be/XZ9JPXw_t9U?si=gxj_4PQ-UouPE5CL

Leave a Reply