2019 FIBA Basketbol Dünya Kupası 31 Ağustos-15 Eylül tarihleri arasında Çin’de düzenlendi. 32 takımın yer aldığı turnuvada finalde Arjantin’i mağlup eden İspanya şampiyonluğa uzanırken 3.lüğü de Avustralya’yı mağlup eden Fransa elde etti. Milli takımımız ise ilk tur gruplarından çıkamadığı turnuvayı 22. Sırada bitirerek sevenlerini hayal kırıklığına uğrattı.

İlk tur grupları büyük oranda beklenen şekilde geçerken en büyük sürprizlerden birinin milli takımımız tarafından gerçekleştirildiğini söylemek çok da yanlış olmaz. Turnuvaya geçmişteki turnuvalara nazaran daha mütevazı bir kadroyla gitse de gruptan çıkmasını beklediğimiz 12 Dev Adam, ABD, Japonya ve Çekya’nın bulunduğu grupta ilk maçta Japonya’yı farklı mağlup ederken 2.maçta belki de turnuvanın en heyecan verici maçlarından birini oynadı. Turnuvanın en büyük favorilerinden ABD karşısında maçın başından sonuna kadar başa baş bir şekilde oynayan ve defalarca maçı kazanabilecek üstünlüğü yakalayan devler maç sonunda tecrübesizliğinin kurbanı oldu ve uzatmaya giden maçı 93-92 kaybetmekten kurtulamadı. Bu maçın etkisiyle grubun son maçında tam anlamıyla “fişi çekmiş” bir görüntü çizen milli takımımız Çekya karşısında varlık gösteremedi ve maçtan 91-76 mağlup ayrılarak son 16’ya kalmayı başaramadı. Klasman maçlarında Karadağ’ı mağlup edip Yeni Zelanda’ya kaybederek turnuvayı 22. tamamlayan milliler olimpiyat elemeleri oynamaya hak kazandı.

Gruplarını ilk 2 sırada bitiren takımlar ilk turdaki galibiyetlerini taşıyarak 4’er takımlı 4 grup oluştururken 2.tur grupları oldukça çekişmeli maçlara sahne oldu.  I grubunda Polonya Rusya’yı mağlup ederek turnuvanın dışına iterken ABD’nin 1.olarak tamamladığı K grubunda ise milli takımımızı geçerek 2.tura yükselen Çekya dünyanın 2 güçlü basketbol ülkesi Yunanistan ve Brezilya’yı averajla geride bırakarak çeyrek finale çıktı ve büyük bir sürprize imza attı. Turnuvada belki de gönüllerin şampiyonu olan Avustralya’nın 1.olarak tamamladığı L grubunda ise iki basketbol ekolünden Fransa çeyrek finale yükselirken Litvanya ise turnuvaya veda etti.

Gerilimin giderek tırmandığı çeyrek finaller ise turnuvanın en büyük iki favorisinin elenmesine sahne oldu. Yakaladığı altın jenerasyonla 2000’li yılların ortalarında fırtınalar estiren,  2002’de Indianapolis’teki dünya şampiyonası finalinde Yugoslavya karşısında hak ettiği şampiyonluk hakemler tarafından elinden alınan, 2004 yılında ise Atina’daki Olimpiyat oyunlarında zirveye çıkan Arjantin, o jenerasyondan kalan tek oyuncu olan 39 yaşındaki Luis Scola’nın liderliğinde turnuvanın ABD ile birlikte en büyük favorisi olan Sırbistan karşısında muhteşem bir oyunla 97-87 galip geldi ve yüreğiyle savaşan oyuncuların kendisinden kâğıt üstünde çok daha kaliteli bir kadroyu yenebileceğini tüm dünyaya gösterdi. Arjantin’in yarı finaldeki rakibi ise ABD’ye karşı 2. periyodun ortalarından itibaren kontrolü eline alan ve maç boyunca üstünlüğü elden bırakmayan Fransa oldu.  Diğer iki yarı finalist ise Polonya’yı mağlup eden İspanya ve Çekya’yı mağlup eden Avustralya idi.

39 yaşındaki Scola takımının finale çıkmasında önemli bir rol oynadı.

13 Eylül Cuma günü oynanan yarı finallerin ilkinde İspanya ile Avustralya karşılaştı. 2. periyottan itibaren maçı üstün götüren Avustralya olurken maç sonu oynamayı daha iyi bilen oyunculardan kurulu olan İspanya son dakikalarda rakibini yakaladı ve uzatmada 95-88 kazanmayı başardı.  Diğer yarı final maçında ise Fransa karşısında maçın başından sonuna kadar üstün bir oyun sergileyen Arjantin Scola’nın 28 sayı 13 ribauntluk muhteşem performansıyla 80-66 galip gelerek 2002 yılından sonra ilk kez final oynamaya hak kazandı. 3.lük maçında Avustralya ile karşılaşan Fransa ilk yarıda 15 sayı geri düşmesine rağmen ikinci yarıda toparlandı ve maçtan 67-59 galip ayrılmayı başardı. Dünya Kupası’nda finalin ise büyük bir heyecanla televizyonlarının başında geçen basketbolseverleri hayal kırıklığına uğrattığını söyleyebiliriz. Maçın hemen başında 14-2’lik bir üstünlük yakalayan İspanya Arjantin’in yer yer saman alevi gibi parlayan geri dönüş çabalarını sonuçsuz bıraktı ve maçtan 95-75’lik galibiyetle ayrılarak 2006 yılından sonra ilk dünya şampiyonluğuna ulaştı.

Öncelikle 2006 yılından bu yana yakaladığı istikrardan ödün vermeyen ve hemen her turnuvada zirveye oynamayı başaran İspanya’yı tebrik etmek gerekiyor. Bunun yanında, altın jenerasyonun parçalarının dağılmasıyla uzun süredir zirve yarışında iddialı olamayan Arjantin’in yaşlı kurt Scola’nın liderliğinde final oynayarak yeni bir kuvvetli jenerasyonun sinyallerini verdiğini söyleyebiliriz. 2000’li yıllarda Arjantin’in oynadığı basketbola şahit olmuş biri olarak turnuvada kendilerini desteklediğimi ve özellikle Sırbistan galibiyetinin beni oldukça mutlu ettiğini söylemeliyim. Fiziksel güç ve tekniği iyi bir şekilde harmanlayan Fransa turnuva boyunca istikrarlı bir görüntü çizerek haklı bir 3.lük elde ederken ilk 2 tur gruplarında 5’te 5 yapan ve yarı finalde İspanya karşısında aldığı şanssız yenilgiyle finalin kapısından dönen Kangurular turnuvanın Arjantin’le beraber en büyük sürprizi olmayı başardı.  2008 yılından beri turnuvaları domine eden ABD’nin ise birinci sınıf NBA oyuncularını turnuvaya getirememenin bedelini 7.olarak ödediğini söyleyebiliriz. Bizim açımızdan ise en büyük sürpriz milli takımımızın gruplardan çıkamaması olurken, devlerimizin bu turnuvadan gerekli dersleri çıkarmasını ve geçmişteki günlerine bir an önce dönmesini ümit ediyoruz.

Leave a Reply