Öğretmenler, yaşama hakları için yurdun dört bir yanından Ankara’ya akın ettiler. Pek çok siyasetçi gece nöbet tutarak basın açıklaması ve protesto yürüyüşleri gerçekleştiren öğretmenleri ziyarete gelerek desteklerini gösterdiler. Güvenlik güçlerinin engellemeleri ile karşılaşan öğretmenler Ankara’nın kalbinde hayatı durdurdu.
Peki Ne Oldu?
Türkiye, bu hafta farklı illerde gerçekleşen iki ayrı okul saldırısı ile sarsıldı. 15 Nisan 2026 tarihinde Türkiye’nin Kahramanmaraş ilinin Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda okul saldırısı gerçekleşti. Okulun 14 yaşındaki erkek öğrencisi İsa Aras Mersinli, yanında getirdiği beş tane 9 mm tabanca ve 7 tane şarjör ile dokuzu öğrenci, biri öğretmen olmak üzere 10 kişiyi öldürdü ve 13 kişiyi yaraladı. Saldırı, Şanlıurfa ilinin Siverek ilçesinde meydana gelen Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne düzenlenen saldırıdan 28 saat sonra meydana geldi.
Art arda gerçekleşen saldırılar sonrası yüzü aşkın insan gözaltına alındı. Sosyal medya platformları üzerinden yaptıkları paylaşımlarından dolayı gözaltına vatandaşlar hakkında İstanbul Valisi Davut Gül şu açıklamalarda bulundu:
“Okullarımızda meydana gelen üzücü olaylar nedeniyle hayatını kaybeden evlatlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyor; ailelerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Farklı yerlerdeki okul isimleri verilerek vatandaşlarımızı korku ve paniğe sevk etmeyi amaçlayan paylaşımlar yakından takip edilmektedir.”
“Türkiye’yi Küçük Amerika Yapmak İstiyorlar!”
Türkiye’de okul saldırılarının nadiren gerçekleşmesinden ötürü saldırı siyasi ve sistematik pek çok eleştiriyi de peşinde getirdi. Türkiye İşçi Partisi genel başkanı Erkan Baş, yaptığı açıklamada bu saldırıyı neoliberal politikaların bir sonucu olarak ele alırken yaşanan iki saldırının tesadüfî olmadığının altını çizdi. Baş, konuşmasını Türkiye’yi küçük Amerika yapmak istediklerini ve olduğunu söyleyerek bitirdi.
Eğitimci sendikaları, siyasi parti örgütleri ve sivil toplum örgütleri bu saldırılara tepki göstermek için 15 Nisan Çarşamba günü Ankara’da Atatürk Bulvarı’nda bulunan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde yaşam nöbetine başladılar. Yaşamak istiyoruz diye haykıran öğretmenler Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e de istifa çağrılarında bulundular.
“Polis İçeri Koymadı, Mecburen Kartonların Üzerinde Yattık.”

15 Nisan’da başlayan yaşam nöbeti, öğretmenlerin nöbeti terk etmemesi üzerine gece saatlerinde de devam etti. Okullarda ‘ölmek istemiyoruz’ sloganlarını atan öğretmenler, Bakan Tekin’in acilen istifa etmesi gerektiğini tekrarladılar. Devlet kuruluşlarının gizlice özelleştirilmesine, okullarda hijyen eksikliğine, kantinlerin pahalılığı nedeniyle öğrencilerin ancak kantin köşelerinde aç gezdiklerini belirten öğretmenler, yeni bir Türkiye’nin inşaası için toplandıklarını belirttiler.
Öğretmenler geceyi Güvenpark’ta geçirerek yaşama haklarında ısrarcı olduklarını gösterdiler. Mikrofonumuza konuşan bir Eğitin-Sen üyesi öğretmen şunları söyledi:
“Dün buradaydık. Gece bir ara dinlenmek için biraz gittik, sonra tekrar buradayız. Sabah saat 07:00’den beri buradayız. Çadıra gerek yoktu; biz sendikalar olarak battaniye ve minder getirmiştik. Polis içeri koymadı; koymayınca biz mecburen burada gördüğünüz yerlerde kartonların üzerinde kaldık. Çok kişiydik.”
15 Nisan’da başlayan yaşam nöbeti 16 Nisan Perşembe günü daha büyük bir kalabalığın toplanması ile devam etti. 16 Nisan Perşembe günü saat 10.00’da Kurtuluş Parkı’nda toplanan Eğitim-İş Sendikası üyesi öğretmenler basın açıklamalarını gerçekleştirdikten sonra Güvenpark’a yürüyüşlerini başlattılar. Ahmet Şık, Erkan Baş, İrfan Değirmenci ve Sera Kadıgil de öğretmenlere destek amacıyla Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ile birlikte en önde yürüyüşlerini sürdürdüler. Korteje destek için katılan siyasi partiler arasında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara İl Örgütü ile birikte Halkların Kurtuluş Partisi (HKP) ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) bulunuyordu. Bu arada Alevi-Bektaşi Dernekleri Konfederasyonu, çeşitli Alevi kültür dernekleri ile birlikte üniversite öğrenci hareketleri de Eğitim-İş’in yürüyüşüne destek için flamaları ile alandaydılar.
Yaklaşık 20 bin öğretmen, sendika temsilcisi, siyasi parti ve sivil toplum üyelerinin başlattığı yürüyüş polis barikatları ve TOMA’lar ile engellenmeye çalışıldı. Saatlerce ablukada kalan eylemciler oturuma eylemine başlayarak trafiğin akışını kesti. Trafiğin akışının kesilmesi ile bir nebze de olsa barikatların aşılmasını sağlayan vatandaşlar uzun süren bir mücadelenin sonunda ancak saat akşam saat 8 sularında Eğitim-Sen ve diğer örgütlerin MEB önündeki nöbetine destek için alana giriş yapabildiler.
“Hesabı Öğrenciler Soracak!”

Saat 18’de Kemal Irmak’ın basın açıklaması ile kalabalık tekrardan toplanmaya başladı. Kemal Irmak saldırılarda hayatını kaybedenlere rahmet ve yakınlarına başsağlığı dileyerek konuşmasına başladı. Irmak, konuşmasını bitirdikten sonra sırasıyla Pir Sultan Abdal Derneği, Halkevleri, Lise İnisiyatifleri, Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB), Sol Parti, Özgür Üniversite Hareketi, Öğrenci Kolektifleri, Kaldıraç, Halkevleri, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti)’nin basın açıklamaları ile devam etti.
“Birleşe Birleşe Kazanacağız!”, “Hesabı Öğrenciler Soracak!”, “Tarikat, Cemaat Hepsi Kapatılacak!” sloganları ile basın açıklamalarına eşlik eden öğretmenler; devlet okullarındaki güvenliğin yetersizliğinin okullara 2 tane polis tayin etmekle olmayacağını belirttiler. Okullardaki güvenlik sorunları için sistematik değişikliklerin yapılması talebi dile getirilirken Bakan Tekin’in kendi çocuğunu özel okulda okutmasına da tepki gösterildi.
“Bu Bakanlığın Kapısını Daha Çok Aşındıracağız”

Halkevleri adına açıklama yapan Genel Başkan Nebiye Merttürk mikrofunumuza şu açıklamalarda bulundu:
“Buradan sözümüz olsun; Yusuf Tekin’in yüzü varsa karşımıza çıksın gelsin, işte biz buradayız! Bakanlığın önündeyiz, hodri meydan! Gelsin ve bizim yüzümüze bakarak söylesin sorumluluğu olmadığını. Gelsin ve hesap versin. Hesap vermekten korkuyorsa şunu da çok iyi bilsin ki; başta Yusuf Tekin olmak üzere hakkımıza çöken, çocuklarımızın hayatlarını çalan her bir bakanın, her bir yöneticinin peşindeyiz. Karşımıza çıkarlarsa onlardan hesap soran yoksulların öfkesini görecekler. Karşımıza çıkarlarsa onlardan hesap soran eğitimcilerin öfkesini görecekler. Karşımıza çıkarlarsa katledilen kadınların öfkesini görecekler bu sokaklarda.
Bu Bakanlığın kapısını daha çok aşındıracağız. Bu Bakanlığa daha çok teşhir için geleceğiz ama sadece buralarda toplanmayacağız. Aynı zamanda yoksul mahallelerde, yoksul ve emekçi halkın çocuklarının can güvenliği için; yoksul ve emekçi halkın çocuklarının eğitim hakkı için; yoksul ve aç mahallelerde bugün barınma sorunu yaşayan çocukların barınma hakkı için daha fazla örgütleneceğiz, daha fazla kapı kapı dolaşacağız, bir araya geleceğiz.”





