Atilla İlhan

Toplumcu gerçekçilerin temsilcilerinden biri olan Atilla İlhan, “ben” temasının merkezde olduğu toplumcu şiirler yazmıştır. Mavi Akımı olarak bilinen edebi topluluğun öncülüğünü üstlenmiştir. Şiirin açık anlamlı olması gerektiğini savunan Garip Akımı’na karşı olarak ortaya çıkmıştır bu akım. Şiirin anlaşılması için sade olması gerekmediğini savunur, İlhan. Karmaşık sözler ile de anlatılabilir en basit konular. Bu onların edebi değerini düşürmez. Aksine okuyucunun şiirden farklı anlamlar çıkarabilmesini sağlar. Bu da şiirin anlamını çeşitlendirir. Okuyucunun kendisinden parçalar katmasını sağlar. Bir nevi bireysellikte katılmıştır, Mavi Akımı’na. Toplum ve bireyin uyumlu bir karmaşasıdır.

Bu akımı Atilla İlhan’ın Üçüncü Şahsın Şiiri adlı şiirinden örnek vererek açıklayabilirim:

Gözlerin gözlerime değince
Felâketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım
Çöp gibi bir oğlan ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felâketim olurdu ağlardım

Bu şiirde “ben” merkeze alınmıştır. Atilla İlhan mıdır peki bu ben? Orasını net olarak söyleyemeyiz. Hayal gücümüze bırakılmıştır bu sorunun cevabı. Bu şiirin anlatıcısı karşılıksız bir aşk yaşıyordur diyebiliriz ama. Sevdiği kişinin kalbinin bir başkasına ait olduğunu da söyleyebiliriz. Üzüyordur bu durum anlatıcımızı. Sonuçta karşılıksız sevgi kimi üzmez ki. Yazarımızda bu durumun ona nasıl acı verdiğini anlatmaya devam eder şiirin ikinci kısmında.

Ne vakit Maçka’dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Bir rüzgâr aklımı alırdı
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin bakardın
Üşürdüm içim ürperirdi
Felâketim olurdu ağlardım

Şiir kıtalar boyunca aynı konuyu işler. Bu da yazarın aşk acısının ne kadar da yoğun olduğuna ve başka bir konuyu düşünemediği üzerine yorulabilir. Diğer mısradan farklı olarak, bu sefer anlatım biçimi farklılaşıyor. Konuyu yine “ben” merkezli olsa da doğa figürleri araya giriyor. Ağaçlardan bahsediyor kuş gibi gülen. Her ne demekse bu! Ağaçların gülmesini geçin, ne demektir ki kuş gibi gülmek? İşte burada işin içine girer, okuyucunun yorumu. Mesela biri sigara yakarken nasıl karşısındaki kişinin parmak uçlarını da yakar? Ben şöyle yorumlarım bu cümleyi: karşısındaki kişinin temasına o kadar hasret doludur ki, onun dudakları arasında yaktığı bir sigara bile hissettirir ısısını parmak uçlarında.

Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felâketim olurdu ağlardım

Yazarın, sevdiğinin başkasının kollarında sabahı getirmesinin ona ne kadar zarar verdiğini anlayabiliriz şiirin son kısmından. Peki bu adam gerçekten de kötü biri midir? Yoksa sevgi yazarın gözünü öylesine kör etmiştir ki bu adam, sevdiceğinin sevdiceği, ne yaparsa yapsın yazarımız için hep kötülüğe makhum mu olacaktır. Evet, bu şiirin en büyük teması karşılıksız sevgi de olsa, belli bir yerde aslında sevginin de boğucu bir duygu olduğunu anlamak gerekir. Maalesef ki aşk her zaman yüzümüze gülmez. Bu durum ne kadar üzücü olsa da insan kendini yıpratmamayı öğrenmeli. Sevgiye de küsmemeli çünkü sevgisiz bu hayat çok zalimdir. Karşılıksız bir aşkın en güzel çözümü ise sevgiyi başka bir yere aktarmaktır. Sevginizin değerini bilmeyen insanlar için sevgisiz kalırsanız, en büyük kötülüğü kendinize yapmış olursunuz. Atilla İlhan’ın da dediği gibi “Felakeyim olurdu ağlardım.” Sevgisiz bir hayatın felaketiniz olmasına izin vermeyin.

Aşk acısı, her ne kadar birçoğumuzun anlayabileceği bir konu olsada İlhan’ın yazı biçimi kişilerin olayları yorumlamasına olanak vermiştir. Bu tür şiirler, okuyucuların yaşadıkları duyguları pekiştirmelerine izin verir hem de aynı konuya farklı bakış açıları ile bakmalarına yardımcı olur.

Kaynakça:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Maviciler

Leave a Reply