Hiç Yaşamadığınız Bir Zamana Özlem: Plastıc Love

İnternet ve sosyal medyanın hayatımıza getirdiği birçok değişikliğin arasında en olumlu olan değişikliklerden biri bana kalırsa dünyanın her köşesinde olup bitenden haberdar olabilmemiz, yeni kültürlerle etkileşimimizin artması ve bu sebeple düşünce dünyamızın farklılıklara gittikçe açık hale gelmesi. Bazen bu açıklık o kadar garip bir noktaya geliyor ki kendimizin olmayan kültür ögelerini, o kültürün içinde olan insanlardan daha çok benimsiyoruz. City Pop da bunun örneklerinden biri.

City Pop dediğimiz kavram aslında 70’ler ve 80’lerde Japonya’daki ekonomik ve teknolojik gelişmeleri izleyen bir süreçte, Batı müziğinden etkilenerek yapılmış “yeni tarz” müziklerdir. City Pop’u, pop, soft rock, funk ve disco müzik türlerinin karışımı ve Japonca sözleri olan bir müzik türü olarak düşünebilirsiniz. Ancak bu isim günümüz Japonya’sında, Batı’da bilindiği kadar çok bilinmiyor. İzlediğim bir videoda, linkini yazının sonunda bulabilirsiniz, City Pop dediğimiz müzik türünü bilip bilmedikleri Japonlara sorulduğunda birçoğu bilmediğini söylüyor ve hatta daha çok Batı’ya ait bir müzik türü olabileceğini düşünüyorlar. Ancak Batı’ya bakıldığında şu anda bile City Pop müzik türünü içeren birçok şarkı listesi yapılıyor ve bu türün başarılı örneklerinden sayılan şarkılar tekrar gündeme getiriliyor. Mariya Takeuchi’nin Plastic Love şarkısı da bunlardan biri.

Mariya Takeuchi, 2000

Mariya Takeuchi, kendi döneminde Japonya’da oldukça başarılı bir şarkıcı olmasına rağmen, dünya çapında pek bilinen bir sanatçı değildi, 2017’de 1984 yapımı Plastic Love şarkısı YouTube’a yüklenip kısa bir süre içerisinde milyonlarca dinlenmeye ulaşıncaya kadar… Plastic Love, hareketli müziğinin arkasında Takeuchi’nin ifadeleriyle “Gerçekte sevdiği adamı kaybeden ve başka kaç kişiyle birlikte olsa bile bu kaybın onda yarattığı boşluğu dolduramayan bir kadını” anlatıyor. Şu anda YouTube’da 46 milyon dinlenmeye ulaşan bu şarkı, bir şekilde City Pop türünün en çok bilinen ve bu tür müziğin Batı’ya yayılmasına sebep olan şarkısı haline geldi. Mariya Takeuchi ile 2018 yılında yapılan bir röportajda Takeuchi, şarkılarını hiçbir zaman Batı’da yayınlamaya çalışmadığını, çünkü sözleri Japonca olduğu için ilgi çekeceğini düşünmediğini söylüyor. Şarkıcının kendisi de 80’lerde yazdığı bir şarkının nasıl olup da 2010’lu yıllarda, YouTube’un video önerme algoritmalarıyla tekrar gündeme gelebildiği konusunda şaşkın.

City Pop’un Batılı dinleyicilerinin çoğunun Japonca bilmediği ve dolayısıyla Mariya’nın şarkıda tam olarak ne dediğini anlamadığı çok açık ancak buna rağmen bu müzik türü yıllar sonra nasıl bu kadar popülarite kazanmış olabilir? Bu sorunun cevabı bana göre şarkıların bize nasıl hissettirdiğiyle alakalı. Bu sadece City Pop için değil, sözlerini anlayamadığımız ancak yine de defalarca dinlediğimiz şarkılar için de geçerli. İnsanlar City Pop’un, 80’ler Japonya’sı döneminde, Shonan Sahili’nin kenarından üstü açık bir arabayla geçiyormuş gibi hissettirdiğini ya da 90’larda Tokyo’da bir kafede otururken arka planda duyabileceğiniz türden bir müziği hatırlattığını söylüyorlar. Şarkının altına yapılan yorumlarda da birçok insan, nasıl hiç ait olmadıkları bir yere aitmiş gibi, ya da hiç yaşamadıkları anıları şu an hatırlıyormuş gibi hissettiklerini anlatıyorlar. Plastic Love şarkısını beğenen insanların birçoğunun 1980’lerde daha doğmamış olduğunu gösteren çalışma bize ilgimizi çeken ve bir bağ hissettiğimiz bazı şeyleri aslında birinci elden tecrübe etmiş olmamız gerekmediğini kanıtlıyor.

Anemoia, bu hissin ismi. Hiç yaşamadığınız bir döneme ve tecrübelere duyulan nostaljik his anlamına geliyor. Eminim sizin de böyle hissettiğiniz birçok dönem olmuştur. Ben de kendimi bildim bileli, çok kısa aralıklarla kendimi bu şekilde hissederken yakalarım. Almanca’da bu terimin karşılığı sehnsucht imiş ve alternatif, ideal gerçekliklere duyulan özlem anlamına geliyormuş. İnsanların günlük hayatlarındaki eksiklik hissinden, stresinden ve sıkıntılarından kaçıp, o dönemde aslında hiç yaşamadığı için orada mutlu olacağına inandığı bir döneme ait olduğunu hayal etmesiymiş. Başkasının yaşadığı ve bizim yalnızca belli yönlerini gördüğümüz ve aslında asla tecrübe edemeyeceğimiz bir yaşama sahip olma isteği.

La Belle Époque

Midnight in Paris filminde de Paul karakteri bu nostalji hissi, “acı veren şimdiyi reddetme” olarak tanımlar. Yine aynı filmde Gil karakteri, özlem duyduğu geçmişte aslında antibiyotiklerin olmadığını, ve romantikleştirdiği bu dönemde aslında kendi zamanında sahip olduğu birçok rahatlığa sahip olamayacağını fark eder. Açıkçası filmin bu kısmında gözlerimi devirmiştim. Bence hayal gücü bize verilmiş bir hediye. Bunu kullanma şeklimiz, hayal gücümüzle başka bir yere ait olabileceğimiz ihtimaline hayat verebilmemiz gerçekten büyüleyici bir şey. Kaldı ki edebiyattan film yapımcılığına kadar birçok sanat dalında insanın hayal gücünün bu şekilde kullanılmasıyla yepyeni dünyalar oluşturulduğunu görüyoruz. Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Star Wars evreni, Narnia ve diğerleri. Evet eğer La Belle Époque’da yaşasaydık, antibiyotiklere erişimimiz olmayacaktı. Ancak belki de şu anda hayran olduğumuz Rimbaud, Verlaine, Baudelaire, Zola, Claude Debussy, Gauguin gibi dehaları görme şansına erişecektik. Hayal gücünün güzel kısmı burada: Gerçekçi düşünmek zorunda değilsiniz. Antibiyotiklere erişiminiz olmaması sebebiyle şu an önemsemeyeceğiniz bir hastalık yüzünden öldüğünüzü değil de Rimbaud’yla aynı masada oturduğunuzu hayal etmenizin önünde hiçbir engel yok. Tabi psikoloji bilimiyle ilgilenen kişiler, bu kadar hayal gücünün gerçeklikten kopmaya ve şu anki ilişkiler ve işlerde başarısız ya da mutsuz olmaya sebep olacağını savunurlar mı bilemiyorum. Ancak aflarına sığınarak şimdilik onlara kulaklarımızı kapatalım ve kulaklıklarımızdan gelen Mariya Takeuchi’nin Plastic Love şarkısının içine dalarak 80’lerde Tokyo sokaklarında yürüdüğümüzü hayal edelim. Hayal gücünüzün hep mutluluk getirmesi ve size, yaşamadığınız zamanların ve dünyaların kapısını açması dileğiyle…

Şarkıyı dinlemek isteyenler için:

Mariya Takeuchi – Plactic Love

Kaynaklar

https://www.japantimes.co.jp/culture/2015/07/05/music/city-pop-revival-literally-trend-name/#:~:text=City%20pop%20is%20the%20latest,of%20the%201970s%20and%20’80s.

https://www.japantimes.co.jp/culture/2018/11/17/music/mariya-takeuchi-pop-genius-behind-2018s-surprise-online-smash-hit-japan/

https://pages.vassar.edu/musicalurbanism/2019/06/05/the-curious-case-of-mariya-takeuchis-plastic-love-guest-blog-by-thomas-calkins/

Leave a Reply

1 comment

  1. Anonim

    Bundan 3 4 yıl önce youtube un önermesiyle dinlemiştim. Hatta aynı dönemde vaporwave de patlamıştı: eski şarkıların mixlenip melankolik hissiyatı bol akorlarla elektronik şarkılardan oluşan bir müzik türü. Hala da dinliyorum Mariya ile aynı döneme ait başka şarkıcılar da keşfettim. Mesela bunlardan bir tanesi Anri, kesinlikle dinleyin derim.