turkiye-yangin-yeri-kobani-protestolarinda-6562248_3855_o

Türkiye yine yangın yerine döndü.

 

Beslene beslene büyük korkunç bir canavara dönüşen ve “İslam” adına yapılmadık eşkiyalık bırakmayan IŞİD denilen zımbırtı Türkiye sınırına dayandı. Suriye’nin en kuzey noktasında bulunan, çoğunluğu Suriyeli Kürtlerden oluşan Kobani şehri IŞİD terörünün eline geçti geçecek.

Buraya kadar her şey tamam. Orta Doğu uzmanlarımız pek güzel açıklarlar Kobani’nin düşmesinin önemini, bu durumun bölgeye etkilerini…

Başka bir husustan bahsedeceğim sizlere. Daha doğrusu soracağım;

HDP’nin iki gün önce yaptığı “Kobani için halklarımızı sokağa çağırıyoruz” talimatının ardından Türkiye cehenneme döndü. Bu satırlar yazılırken 14 can kaybı yaşandığı bilgisi geldi, Bir çok şehirde sokağa çıkma yasağı koyuldu. Gelen görüntüler korkunç; arabalar yakılıyor, büstler ateşe veriliyor, açık sokak çatışmaları yaşanıyor…

Ben gerek  bu naçizane köşemde, gerekse fırsat bulabildiğim her platformda 4 yıldır Ak Parti’nin Orta Doğu politikasını en sert şekilde eleştirdim. Hala eleştiriyorum. Bugün gelinen noktada da çiçeği burnunda başbakanımız, dahiyane Dışişleri Bakanımız Davutoğlu’nun ve Ak Parti hükumetinin sorumluluk payını gözardı etmiyorum elbet.

İyi ama bugün Kobani için dışarı çıkıp, tozu dumana katanlar Türk devletinden ne bekliyor, ne istiyor? Allah rızası için birisi bana mantıklı bir açıklama yapsın, ben de sizinle birlikte dışarıya çıkacağım.

Kobani’de PKK ve IŞİD savaşıyor. PKK belli ki zor durumda. IŞİD’e karşı direnmeye çalışıyor. Türkiye’den de bunun için yardım istiyor besbelli. Peki Türkiye bu durumda ne yapmalı?

” Türk ordusu Kobani’ye girsin, IŞİD ile savaşsın, sonra Kobani’yi PKK’ya teslim etsin.” 

Bu mudur yani istenilen?

Şimdi yazacaklarımı bu ülkede Kürt kimliğiyle, diliyle, kültürüyle, eşit yurttaşlık hakkı için mücadele eden kardeşlerimin hiçbirisi üstüne alınmasın; lafım onlara değil, siz mümkünse 2 dakika bir çekilin.

Lafım Türkiye’nin dört bir yanını savaş alanına çeviren, Atatürk büstlerini yıkan; okulları, binaları, arabaları yakan çığırtkanlara;

Yıllardır savaştığınız, kurşun sıktığınız, işgalci olarak tanımladığınız devletin size yardım etmesi için Türkiye’yi savaş alanına çeviriyorsunuz. Neden? Çünkü “işgalci TC” devletinin size Kobani’de yardım etmesini istiyorsunuz. Sadece sizin hassasiyetleriniz yok, kendi mücadeleniz için savaş verirken bu ülkenin kurucusunun büstlerini ateşe vermeye, ayaklar altına almaya hakkınız yok. Okulları, evleri, araçları kundaklamaya hakkınız yok. Bakın işte sınırın öteki tarafına; bakın ve görün kopmaya çalıştığınız Türkiye’nin önemini. Orta Doğu’nun karanlık örgütleri kapınıza dayanınca nasıl da korktunuz, nasıl da celallendiniz. Büstlerini ayaklar altına aldığınız o adamın, okullarını yaktığınız bu cumhuriyetin ilkeleri olmasa, o karanlıkların bir parçası olmaktan öteye geçemezdiniz. Belki de layık olduğunuz bu. 

Kalbimiz, vicdanımız, aklımız Kobani ile beraber sonuna kadar. IŞİD zulmüne karşı Kobani’de direnen tüm halkları selamlıyorum. IŞİD terörüne karşı PKK terörünün vandallıklarını da IŞİD ile beraber lanetliyorum.

NOT: 2 Gündür yaşanan olayları, Gezi direnişine benzeten Ak Partili fırsatçılara da iki kelam etmeden bitirmeyelim. Gezi Direnişi gençliğin uyanışıdır, Gezi direnişi barıştır, kardeşliktir. Gezi direnişi onurumuzdur. Gezi’de plastik mermilerle, gaz kapsülleriyle öldürdüğünüz gençler “TC PKK’ya destek versin” nidalarıyla sokağa çıkmadılar. Biraz izan, biraz vicdan…

  

Leave a Reply