Gizlenen Bir Kadın: Marinos/St. Mary

Erkek egemen bir toplum yapısına sahip olan Bizans İmparatorluğu’nda kadınlar dini, politik ve sosyal alanlarda erkekler kadar etkili olup önemli görevlerde bulunamıyorlardı. Sarayda, kilisede veya sokakta kadınların erkeklerden bir adım daha geride oldukları görülmekteydi. Daha önceki yazılarımda ele aldığım gibi Theodora ve Irene gibi imparatoriçeler erkek egemen anlayışını yıkmayı başarmış kadınlardır. Lakin, bu iki örnek de güçlerini tahttan almaktaydılar. Şimdiki yazımda ise sizlere Bizans İmparatorluğu’unda dini alanda etkili olmuş kadınlardan bahsedeceğim.

Bizans İmparatorluğun’da kadınlar rahibe olabiliyorlardı ve dini bir yaşam tarzını benimseyebiliyorlardı. Lakin, erkeklerle karşılaştırıldıklarında kadınların ilahiyat alanında çalışmaları daha zordu. Cinsiyetler arasında dini açıdan belirlenmiş farklılıklar vardı. Örnek olarak kadınlar manastıra kapanıp orada hayatlarını keşiş olarak sürdüremiyorlardı. Kadınlar için dini bir yaşam tarzını seçmek erkeklere kıyasla daha kısıtlanmıştı. Bu farklılıklar, Bizans tarihi boyunca bazı kadınların erkek egemen sisteme karşı çıkmalarına sebep olmuştur. St.Mary veya Marinos adlı rahibe, erkekler gibi giyinip yaşamını erkeklerin arasında manastırda bir keşiş olarak geçirmiştir. St.Mary’nin yaptıkları ölümünden sonra bazı din adamlarının bakış açısını değiştirmiştir.

St. Mary Kimdir?

Hikayeye göre MS 715’de doğan St.Mary, küçükken babasıyla beraber manastıra gidip ayinlere katılırmış. Bir bakıma St.Mary’nin dine olan ilgisi de babasıyla olan ilişkisinden ve kendisini küçük yaşta bu dünyanın içinde bulmasından gelmektedir. Babasının ölümünden sonra da manastıra ve dine olan ilgisini devam ettiren St.Mary, daha üst seviyelerde görev alabilmek için saçını kestirir, erkek gibi giyinmeye başlar ve adını Marinos olarak değiştirir. Bir keşiş olarak manastırda yaşamaya başlar ve kimse onun kimliğinden şüphelenmez. Lakin, Marinos’u tarih kitaplarına geçiren olay ona karşı yapılan bir suçlamayla başlar.

Görsel 1: Manastırın girişinde St.Mary ve babası.

 

Suçlama

Marinos, dini bir görev amacıyla komşu kasabadaki manastıra gönderilir. Geceyi geçirmek için de arkadaşı Paphnotius’un evinde kalır. Anlatılana göre, Paphnotius’un geç bir kızı vardır ve Marinos’un görevinin bitiminden kısa bir süre sonra hamile kaldığı anlaşılır.  Paphnotius’un kızına çocuğun babasını sorması üzerine ise kız, Marinos’un adını verir ve bu olay üzerine Marinos’un manastıra girişi yasaklanır. Aynı zamanda doğan çocuğu büyütmekle görevlendirilir.

Görsel 2: St.Mary/ Marinos ve büyüttüğü çocuk.

 

Marinos, MS 750’de ölene kadar gerçek kimliğini saklamaya devam eder ve ancak Marinos’un aslında bir kadın olduğu cenaze günü anlaşılır. Din adamlarının Marinos’un kadın olduğunu anlamaları sonucu Tanrı’nın onları cezalandırdığını düşünürler ve Marinos’un kadın çıkması mucizevi bir olay olarak yorumlarlar. St.Mary/Marinos’un hikayesi dünya çapında yayılır. St.Mary’nin hikayesi Latin, Süryani, Ermeni, Arap, Alman ve Fransız kültürlerine kadar yansır.

Dünya Çapında Bir Etki

Görsel 3: 1998 yapımı animasyon filmi Mulan’ın afişi.

Günümüze kadar farklı hikayelerle karşımıza çıkan Marinos’un yaşam öyküsü, kadınların da erkekler gibi dini alanda başarılı olup, dini görevleri aynı şekilde yerine getirebildiklerini vurgulamaktadır. Buna ek olarak Marinos’un ölümünün ardından hikayesinin dünyadaki farklı kültürlere yayılmasıyla birlikte günümüze kadar kültürel bir aktarım yaşanmıştır. Bu kültürel aktarım sonucu belki de günümüzde izlediğimiz bazı filmlerde, dizilerde veya kitaplarda St.Mary’nin hikayesinin etkisi bulunmaktadır. Bu fikre, 1998 yılında Walt Disney Stüdyoları tarafından çekilen animasyon filmi Mulan olası bir örnek olarak gösterilebilir. Film, Mulan adında genç bir kızın babası yerine erkek gibi giyinerek orduya katılmasını ve bir kahraman olmasını konu alır.  8. Yüzyıldan kalma bir hikayenin günümüze kadar farklı kültürlere yansıyarak etkili olması eşitlik kavramını desteklemek ve daha da güçlendirmek açısından önemlidir. St.Mary’nin erkek egemen bir toplum yapısında sahip olan Bizans İmparatorluğu’nda yaptıkları arkasında dünya kültürünü yüzyıllar boyu etkileyecek bir hikaye bırakmıştır ve toplumların dini, siyasi, sosyal yapılarını etkilemiştir.

 

Kaynakça:

Görsel 1: http://queering-the-church.blogspot.com.tr/2012/02/marinamarinos-of-alexandria-1202.html

Görsel 2: http://maronite-institute.org/MARI/JMS/january00/Saint_Marina_the_Monk.htm

Görsel 3: https://i.ytimg.com/vi/TjEREWejqic/movieposter.jg

Talbot, A. M. (1996). Holy Women of Byzantium: Ten Saints’ Lives in English Translation. Washington, DC: Dumbarton Oaks Research Library and Collection.

Leave a Reply

1 comment

  1. Emin

    Konu din olunca erkek egemen bir yapının varlığından söz etmek mümkün elbette. Kadınların kendine yer atamasındaki en büyük ve ironik örnek olabilir bu örnek.
    Konu olarak Direk sinemaya aktarılmaması da enteresan.