“Feda etmek” kavramı günümüzde zaman, yorgunluk gibi daha hafif kavramlarla yan yana gelse de antik uygarlıklar, bu kavramı inandıkları varoluş için vahşi bir şekilde uyguluyorlardı. Özellikle de Aztek başkenti Tenochtitlan’ın (bugünün Meksika Şehri) merkezinde “kendini feda etmek” kozmik çarkların döndürülebilmesi için bir mecburiyetti. Aztekler (Mexica), 14. ve 16. yüzyıllar arasında modern Meksika’nın merkezinde hüküm sürmüş bir Mezoamerika medeniyetidir. Yapılan kazılar ve kodeksler, Azteklerin insan kurban edilen ritüellerinin sadece basit bir inanç meselesi olmadığını daha büyük kozmik sistemin çarklarını döndürmeye hizmet ettiğini gösteriyor.
Huey Tzompantli: Vahşetin Kuleleri
Tzompantli, kafataslarını sergilemek için yapılan raflara verilen addır (Görsel 1’de 2 ile numaralandırılan yapı). 2018’de Science dergisinde yayımlanan bilgilere göre, Tenochititlan’daki Büyük Tapınak’ın (Templo Mayor) yakınında bulunan bu yapının bir platform üzerine kurulmuş olup 36 metre uzunluğunda ve 14 metre genişliğinde olduğu tahmin ediliyor. Yapılan analizlerde bulunan 616 kafatasının %75’i yetişkin erkeklere, %20’si kadınlara ve %5’i çocuklara ait olduğunun ortaya çıkması, kurban ritüellerin sadece mahkumlara uygulanmadığını ve bu nedenle ceza dışında başka sebepleri de olduğunu ortaya koyar [1]. Bazı uzmanlar bu insan kurban verme ritüellerinin etraftaki bölgelere korku vermek ve dominant güç olmayı sürdürmek için kullanılan politik bir araç olduğu dile getiyor. Ekolojik bir neden olarak da kurban edilen insanların yenmesinin yani yamyamlığın çeşitli besinleri, vitaminleri ve inançları doğrultusunda tanrısal enerjiyi (tonalli) almanın da bir neden olabileceğini düşünüyorlar [2]. Ancak bu iki nedenin yanında küçük görülmemesi gereken diğer neden hatta en etkilisi ise Azteklerin kendi dini inançları. Tanrılara karşı olan “borçlarını” (nextlahualli) ödediklerinden emin olmak için yapılan da bir sürü ritüeli ve vahşeti anlamak için ilk önce Aztek mitolojisini anlamalıyız.

Azteklerin Beşinci Güneş: Tonatiuh
Zamanın doğrusal değil, döngüsel olduğuna inanılan Aztek inancının başrolü “Güneş”; sadece göksel bir cisim olmaktan uzak, her dönem evreni yöneten tanrıydı. Azteklerin yaratılış efsanesine göre evren, başlangıçtaki yaratıcı tanrı olan Ometeotl’un dört çocuğu arasındaki bitmeyen rekabet ve savaşlar nedeniyle dört kez farklı şekillerde yıkılıp yeniden inşa edilmiştir. Şu an içinde bulunduğumuz Beşinci Güneş dönemine geçiş ise tanrıların fedakarlıkları sayesinde olmuştur. Dördüncü çağ, evreni kaplayan sularla ve insanların balığa dönüşmesiyle bittikten sonra tanrılar artık ciddi bir şey yapmaları gerektiklerini fark etmişlerdir. Bilge tanrı Quetzalcōātl, yer altına inip atalarının kemiklerini kanıyla sulayarak insanlığı yeniden yaratmıştır ancak yaratılışın devamlılığını sağlamak için güneşin yaratılması gerekmektedir. Güneşi doğurmak tanrılar için bile güç olan bir durum olduğu için en alçakgönüllü tanrı Nanahuatzin kendini ateşe atarak feda etmiştir. Ardından Tonatiuh olarak yeniden doğan Nanahuatzin, Beşinci Güneş’e dönüşmüştür. Yaratılan güneşin gökyüzünde hareket edebilmesi içinse diğer tanrıların kanlarını feda etmesi gerekmiştir. Azteklerin ulusal tanrısı Huītzilōpōchtli, Tonatiuh’un savaşçı formunu temsil eder ve her gece kız kardeşi ay tanrıçası Coyolxāuhqui ve yıldızlarla savaşır. Eğer bir gün yenilirse ise evrenin büyük depremlerle sona ereceğine inanırlardı. Güneşin sürekli bu savaşı kazabilmesi içinse Aztekler onun sürekli insan kanıyla güçlendirilmesi gerektiğine inanıyorlardı [4].
Azteklerden kalma en ünlü eser olan Görsel 2’deki Güneş Taşı ise bu yaratılış mitine dayanır. Ortada yer alan Tonatiuh figürünün dilinin kurban bıçağı şekline olması kan talep ettiğini gösterirken, etrafındaki dört kare de geçmiş güneş dönemlerini temsil eder. Taşın simgelediği süreklilik ise 52 yılda bir düzenlenen Yeni Ateş Töreni’ne (Xiuhmolpilli) bağlıdır.


Yeni Ateş Töreni (Xiuhmolpilli)
365 günlük güneş takvimi (Xiuhpohualli) ile 260 günlük kutsal takvim (Tonalpohualli) her 52 yılda bir aynı başlangıç gününe denk gelirdi ve insanlar bu günün evrenin dengesinin en hassas olduğu an olduğuna inanırdı. Bu gece yapılan bu törende bütün ışıklar söndürülür ve kutsal Huixachtlan Dağı’nda (Yıldız Dağı) Huītzilōpōchtli’nin yenilip yenilmeyeceği beklenirdi. Eğer yıldızlar dağın tepe noktasını geçerse savaşın kazanıldığı yani zamanın, sürekliliğin devam edeceğine inanılırdı. Bu müjdeyi ise dağda yapılan bir ritüelle halka haber verirlerdi. Seçilen “soylu” (mahkum da olabilir) bir kurbanın açık göğüs kafesinde “yeni ateş” yakılırdı. Bu ateşten alınan alevler ilk Büyük Tapınak’a (Templo Mayor), sonra tüm bölgeye dağıtılarak yeni 52 yıllık dönemin başladığı ilan edilirdi [5.2].

Ritüellerdeki Dehşet ve Saklı İlahlar
Dünya üzerinde hemen hemen bütün antik uygarlıklarda çeşitli kurban ritüelleri olsa da Aztekler bu ritüelleri hayal dahi edilemeyecek bir boyutta kültürlerine ve günlük hayatlarına işlemişlerdi. Bu sistemin ana nedeni ise dünyanın kurtuluşu için kendini feda eden tanrılara olan kozmik borçlarını (nextlahualli) yani kan borçlarını sürekli ödemek zorunda hissetmeleriydi.
Bu borcu ödemek için seçilen kurbanların (suçlular, normal halk) bazıları kendi istekleriyle bazıları ise zorla tanrılara sunuluyordu. Bazen de kurbanlar Azteklerin “Çiçek Savaşları” (Xochiyaoyotl) adını verdiği bir mekanizma ile ele geçirilen esirlerden oluşurdu. Komşu bölgelerle yapılan Çiçek Savaşları’nın tek amacı, tanrılara sunulacak “kaliteli” ve soylu savaşçıları öldürmeden yakalamaktı [2].
Kurbanlar adandıkları tanrıların doğasına göre farklı yöntemlerle kurban edilirdi. En yaygın olanı obsidyen bir bıçakla kalbin sökülmesi iken; boğulma, yakılma, okla vurulma, uzuvlarının parçalanması ve derinin yüzülmesi de kurban verme ritüellerinin bazılarıydı. Her ay, belirli zamanlarda yapılan ritüellerin kurbanı tanrıya göre seçilirdi. Yağmur tanrısı Tláloc için bir çocuk, tuz tanrıçası Huixtocihuatl için bir kadın seçilirdi. Buna ek olarak, her törenin kendine ait bir akışı vardı; örneğin Huixtocihuatl için adanan kurban öldürülmeden önce dans ettirilirdi [7, 8].
Ancak en sıra dışı ritüellerinden biri ise bazı tanrılar için kurban edilecek kişinin bir yıl boyunca tanrının yeryüzündeki sureti (ixiptla) olarak yaşamasıydı. Kurban, tanrının yer yüzündeki formu şekline girerek bir yıl boyunca halk içinde yaşar, flüt çalmayı öğrenir ve tapınılırdı. Örneğin Toxcatl Festivali’nde gece ve kader tanrısı Tezcatlipoca için yapılan törende kurban bu şekilde verilirdi ve kurban, bir yılın sonunda sunağa çıkmadan önce çalmayı öğrendi flütü kırardı [5.1]. Tanrı suretine girme şeklinde yapılan ritüellerin aslında simgesel olarak beşinci güneşin sönmemesi için tanrıların da kendilerini feda edilebileceği inancının bir yansımasıdır. Kurbanın ardından gerçekleşen ritüelistik yamyamlık ise soylular kurbandaki tanrısal enerjiyi (tonalli) ele geçirme çabası olarak Azteklerdeki hiyerarşik düzeninin basmaklarından biridir [8].
Kodeksler: Şiddetin Renkli Arşivleri
Kodeksler, geyik derisi veya ağaç kabuğu kağıtlarının akordeon şeklinde katlanmasıyla oluşturulan el yazmalarıdır. Azteklerin karmaşık evren anlayışlılarının ve ritüellerinin büyük bir kısmını bu kodeksler sayesinde öğrendik. Bu el yazmaları; devasa bir toplumsal arşiv olup Azteklerde inancın, astronominin, matematiğin, toplumsal yaşamın, diplomasinin karmaşık yapılarına dair değerli bilgiler içerir. Aşağıda bir önceki bölümde de bahsetmiş olduğum ritüelleri içeren çizimler çeşitli kodekslerden alınmıştır.




Gerçekten de kurban ritüelleri Azteklerde diğer uygarlıklara göre daha yaygın olsa da 15. yüzyılda İspanya’nın sömürgesi altına girildikten Azteklere ait bir çok kaynak ve tarihi eser sistematik bir şekilde yok edilmiştir. Ayrıca onlara dair edindiğimiz bilgilerin ana kaynağı olan kodekslerin çoğu, İspanyol sömürge döneminde, Hristiyan rahiplerin gözetiminde veya onların etkisi altında yazılmıştır. Bu durum, İspanyolların kendi fetihlerini gerekçeklendirmek için bazı ritüellerin, sayıların ve yaşayış biçimlerinin dejenere edilmiş veya abartılmış olma olasılığı arttırmaktadır.
Sonuç olarak, Aztek kurban sistemi içerdiği “vahşet” ve grift bir dini inanca dayalı olmasıyla birlikte gizemini hâlâ koruyan koca bir medeniyetin düşünce yapısını anlamak için önemli bir yapboz parçasıdır. Evrenin yok oluşuna karşı duyulan kolektif korkunun ve bulunan çözümlerinin tartışılıp anlaşılmaya çalışılması, insanoğlunun geçmişini anlamak için önemli bir anahtar olabilir.
Eğer örnek olarak Codex Borgia’yı görmek isterseniz buradan bakabilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=vT_bEFIIznc
Ayrıca Goya’nın İspanyolları nasıl gördüğünü ve Kaprisler serisinde onları nasıl resmettiğini öğrenmek isterseniz burayı ziyaret edebilirsiniz: https://gazetebilkent.com/genel/delfineryilmaz/kaprisler-goyanin-gozunden-aklini-uykuya-yatiran-ispanya/
Kaynakça
[1] Wade, L. (2018). “Tanrıları Beslemek: Yüzlerce Kafatası, Aztek Başkentindeki İnsan Kurban Etme Ritüellerinin Devasa Ölçeğini Ortaya Çıkarıyor.” Science. Erişim adresi: https://www.science.org/content/article/feeding-gods-hundreds-skulls-reveal-massive-scale-human-sacrifice-aztec-capital
[2] Ancient Americas. “Aztek Medeniyetinde Din, Savaş ve Ritüelistik Kurban.” [Video Dosyası]. Erişim adresi: youtube.com/watch?v=or6W4sXpl3c
[3] Wikipedia. “Aztek Güneş Taşı.” Erişim adresi: en.wikipedia.org/wiki/Aztec_sun_stone
[4] Codex Borgia. Meksika El Yazmaları Koleksiyonu. Erişim adresi: https://commons.wikimedia.org/wiki/Codex_Borgia
[5] Sahagún, Bernardino de. (1575–1577). Yeni İspanya’daki Şeylerin Genel Tarihi (Florentine Kodeksi).
5.1 – 2. Kitap: Törenler.
5.2 – 7. Kitap: Güneş, Ay, Yıldızlar ve Yılların Bağlanması
[6] Codex Borbonicus. Aztek Takvimsel ve Ritüelistik El Yazması. Erişim adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/Codex_Borbonicus
[7] Wikipedia. “Aztek Kültüründe İnsan Kurbanı.” Erişim adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/Human_sacrifice_in_Aztec_culture
[8] López Austin, A. ve López Luján, L. “Azteklerde İnsan Kurbanı.” Mesoweb. Erişim adresi: https://www.mesoweb.com/es/articulos/sub/Sacrifice.pdf
[9] Wikipedia. “Codex Magliabechiano.” Erişim adresi: en.wikipedia.org/wiki/Codex_Magliabechiano





