Mezopotamya’da yazının bulunuşundan hemen sonra kil tabletlere yazmaya başlamış insanlar. Daha edebi, şiirsel yazılara gelmeden o zamanlar bu kil tabletlere çivi yazısıyla önemli belgeler, anlaşmalar kaydedilmiş. Taze yumuşak, elde tutulacak büyüklükteki bu levhalar, ucu sivri kamış kalemlerle yazılarak güneşte kuramaya bırakılırmış. Eski Mısırlılar ise Cyperacea ailesinden bir su bitkisinin gövdesinden hazırlanan papirüs kâğıtlarını kullanmış uzun yıllar. Roma İmparatorluğu’nun son dönemlerine kadar kullanılan, adı henüz kitap olmayan, bu birleştirilmemiş kağıt parçaları tarihteki nice olayları kaydetmiş üzerine. Daha sonraları bir söylentiye göre Mısır Kralı, Bergama Kütüphanesi’nin İskenderiye Kütüphanesi kadar gelişmesini istemediği için Anadolu’ya papirüs ihracını yasaklamış. Kağıtsız kalan Bergama kralı yeni bir kağıt icat edilmesi üzerine bir yarışma başlatmış. O zamanki kütüphane müdürü, oğlak derisinden elde ettiği işlenmiş kağıdı, parşömeni, krala sunmuş. 40 yıl öncesinde yazılmış bir kağıt okunaklılığını kaybederken, İbranice bir İncil, imparatorların yazdığı senetler bu parşömen kağıtlar üstünde sanki daha dün yazılmışçasına okunaklı bir şekilde günümüze kadar varlığını sürdürmüş.

parşömen

Daha sonra Çinliler günümüzde kitap cildi olarak adlandırdığımız kısmı oyulmuş tahta baskı kalıplarla oluşturup, papirüs kâğıtlarını birleştirmeyi denediler. Birbirinden bağımsız bu kağıtlar bir araya gelip de bir kitabı oluşturma yolunda adım adım ilerlerken, tarihin tartışmalı fikir ayrılıkları ve yorum farklılıklarıyla dolu dünyasında bilinen en eski kitabın hangisi olduğu konusunda da bir uzlaşmaya varılamamış. Belli bir kesime göre bilinen en eski kitap dövülmüş altınla kaplı, altı sayfadan oluşuşan Bulgaristan Ulusal Tarih Müzesindeki yerini almış bir kitap. 2500 yıllık olduğu tahmin edilen bu kitap Bulgaristan’ın güneybatısında bir nehir kıyısında bulunmuş. Bir başka kitap ise Bodrum’da bir müzede sergileniyor. Bu iki yapraktan oluşan kitabın M.Ö. 14.yüzyılda yaşamış olan Mısır Kraliçesi Nefertiti’ye ait olduğu ve Ege Denizi’ndeki bir bataklıktan çıkarıldığı söyleniyor.

ilk-kitap

Daha kesin bir bilgi ise yazılan en eski kitabın Kuzeybatı Çin’de bulunmuş “Diamond Sutra” isimli Buda’nın öğretilerini içeren bir kitap olduğu. Her ne olursa olsun zamanla altı yedi sayfalık kitaplardan çok daha fazlasına gerek duymaya başlamış insanlar. Ortaçağ’da dinle ilgili fikirlerin açıklanması için yazılmaya başlanan daha kalın kitaplar, Dostoyevski’nin 1008 sayfalık Karamazov Kardeşleri’yle 19.yüzyıla kadar uzanmış. Daha sonra ise kalın ciltli ansiklopediler çıkmış, insanlar merak ettiklerini araştırsınlar diye. Ansiklopediler, parmağın Google’da 2 saniyelik bir enter tuşuna dokunuşuyla tarih olurken 1008 sayfalık elle tuttuğumuz, kokusunu duyduğumuz Karamazov Kardeşler ise bir tablete hapsolmuş 400 kb’lık bir simgeye dönüşüvermiş. Kitapları taşımak zamanla insanlara fazla geldiğinden, birden fazlasını tek bir yere sığdırmak daha pratik gelmiş. E-kitaplarla savaşan yayıncılar büyük boyutlardan muzdarip insanlara iyilik yaparak normal kitapların fiyatının üçte biri fiyatına cep boylarını çıkarmışlar.

Tüm bu süreç boyunca görüldüğü üzere kitapların binbir çeşit hali var tarih sayfalarında. Bense en çok günümüze daha yakın vakitlerde basılmış, şimdi artık sadece sahaflarda bulabileceğiniz türden saman kağıdından hallerini seviyorum kitapların. Geçenlerde sarı saman kağıdı baskılı, dokunulmaktan eskimiş, hatta birkaç sayfası yırtılmış Muazzez Tahsin Berkant’ın, Cüneyt Arkın ve Hülya Koçyiğit’in başrolerini oynadığı bir Türk filmine de uyarlanmış olan Sevgim ve Gururum adlı kitabını bulup okudum. Sadece kitaba dokunmak bile sanki kitabın basıldığı dönemlerdeymişim gibi hissetmeme neden oldu. Keşke cep boyu kitap yapan yayınevleri bir de eski kitapların ruhunu yaşatacak saman kağıdından nostaljik kitaplar serisi çıkarsalar.sevgim ve gururumHenüz nostaljik kitaplar serisi yok belki ama Can Yayınları yayın dünyasına taze bir kan olarak nitelendirilen Minikitaplar serisini çıkardı. Yayıncılığın yeni mottosu: “Küçük al, büyük oku!” felsefesiyle yola çıkan bu yeni tarz kitaplar, Avrupa’nın 150 yıllık matbaası Jongbloed BV tarafından Hollanda’da, özel üretilen Indoprint kağıdına basılıyor ve uluslararası patentli Minikitap standartlarına göre ciltleniyor. Özel mürekkep, cilt ve sayfa tasarımıyla ve sayfa inceliğiyle kolay okunur hale gelen kitaplar, Dostoyevski’nin 1008 sayfalık kitabını bile cepte taşınabilecek bir forma sokuyor. Üstelik bunu yaparken içerikten kısaltma ya da yazı fontundan küçültme olmuyor. İlk örneklerini İstanbul Kitap Fuarı’nda sunan Can Yayınları, seriye Şeker Portakalı, Simyacı, Dava, 1984, Zorba gibi klasik eserlerle başladı. Girdiğiniz herhangi bir kitapçıda kasa yanlarında artık bu Minikitapları göreceksiniz. Kil tabletlerle başlayan yayın yolculuğu her geçen gün daha ilginç ve pratik fikirlerle süsleniyor. Bakalım ilerleyen zamanlarda neler göreceğiz.

mini

Resimler:

http://www.adabasini.com/haber/motosiklet-yayaya-carpti-2-olu-1-yarali-264700.html

www.dunyaninilkleri.com/ilkler/dunyadaki-ilk-kitap.html

www.cnnturk.com/kultur-sanat/kitap/can-yayinlarindan-yeni-bir-yayin-formati-minikitap

Leave a Reply