Start-up kelimesi genelde akıllara genç ve dinamik bir iş ortamı getiriyor. Yalnızca 4-5 kişilik takımlardan oluşan, rahat, yeni ve teknolojik bir girişim düşünülüyor. Fakat Start-up’lar çoğunlukla yazılım ve teknoloji üzerine kuruluyor olsa da sadece bu bahsedilenlerden ibaret değiller. Büyük bir takıma sahip, birden fazla ofisle çalışan ve beş yıla kadar faaliyet gösteren bir şirket de Start-up olarak adlandırılabilir. Yani bir girişimin start-up olabilmesi için yeni olmak yahut taze beyinlerin bir ürünü olmak zorunluluğu yok.  Gelin birlikte bir start-up nedir? Girişimcilikten farklı mıdır? ve bir start-up kurup onu on yıldan fazla ayakta tutabilmek için neler yapılmalıdır? Sorularının cevaplarını arayalım.

Global Girişimcilik Monitörü raporlarından elde edilen verilere göre her yıl yaklaşık 300 milyon insan yaklaşık 150 milyon iş kurmaya çalışıyor. Bunun üzerine yapılan bir başka araştırmaya göre dünyada 472 milyon girişimci 305 milyon yeni şirket açıyor ve bu da yılda yaklaşık 100 milyon yeni iş girişimi (start-up) demek oluyor. Statista verilerine göre 2020 yılında start-up’lar Amerika’da yaklaşık 3 milyon istihdam olanağı sağlamış. Yine Statista’nın verilerin bakıldığında ise 2018 yılında dünyada risk sermayesi aktivitesi yaklaşık 86 milyar dolar olarak gösterilmiş. Risk sermayesi aktivitesi de start-up’lar gibi gelecekte büyüme potansiyeli olan şirketlere yapılan yatırımların bir göstergesi. Görünen o ki start-up’ların sayısı hızla artmaya devam ediyor ve edecek de. Peki ya tam olarak ne demek oluyor bu start-up denilen iş modeli akımı? Kısaca aslında az sayıda girişimci tarafından bir pazar ihtiyacını gidermek amaçlı ortaya çıkarılan bir iş modeli olduğunu söyleyebiliriz. Yeni fikirlerin köklendiği ve ucu bucağı olmayan bir başlangıç noktası olarak da tasvir edilebilir. Yani yaratıcılık ve azmin büyümeyi getirdiği bir oluşum aslında.

1 Yaşından Küçük Start-up’ların Amerika’da Sağladığı İstihdam

Peki ya bu start-up denilen iş modelinin girişimcilikten farkı nedir? Bu farkı görebilmek için bir girişimciyle bir start-up kurucusunun hedeflerini incelemek gerekebilir. Bir girişimci temel olarak iş fırsatları yaratır, yeni iş sistemleri oluşturur ve bu sistemlerden kâr etmeyi hedefler. Yani bir girişimcinin temel hedefi elde ettiği tüm fırsatları finansal bir getiriye dönüştürmektir. Start-up’lar da birer girişim örneği olsalar da bir start-up kurucusunun temel hedefi finansal kazanç değildir. Öyle ki bir start-up başlangıçta çok az yahut hiç gelir elde edemeyebilir. Çünkü bir start-up’ın ne hazır bir müşterisi ne hazır bir pazarı ne de büyük bir sermayesi vardır. Bu da normal bir girişime nazaran riskin çok daha fazla olduğu anlamına gelir. Bu noktada aslında start-up’ların fikirlerini ve ortaya koydukları ürünü ön plana koyduklarını gözlemleyebiliriz. Yani bir start-up kurucusunun temel hedefi sahip olduğu fikri geliştirmek, denemek ve pazara sunabilmektir.

Bir start-up’ın temel hedefinin geliştirdiği fikri insanlarla buluşturabilmek olduğunu söyledik. Bunu yapmak ve piyasada varlığını sürdürebilmek çok da kolay olmasa gerek. Bir start-up kurabilmek için harcanması gereken çok fazla mesai ve arka planda düşünülüp planlanması gereken çok fazla adım olduğunu söylesem pek de şaşırtıcı olmaz herhalde. İlk adım altın bir fikir bulabilmek aslında. Fakat bir fikir bulabilmek önce motivasyon sonra da sorunları takip edebiliyor olmaktan geçiyor. Bazen ufacık bir problem bile hiç beklenmedik bir çözümü ortaya çıkartabiliyor. Uzmanlara göre fikrin çok karmaşık olmasına hiç gerek yok. Öyle ki mümkün olduğunca basit düşünmek ve çok fazla beyin fırtınası yapmak tavsiye ediliyor. Sorunu bulup fikre ulaştıktan sonra yapılması gereken en önemli adımlardan biri de dengeli bir takım oluşturmaktan geçiyor. Takım üyelerinin her birinin farklı bir alanla ilgileniyor olması tavsiye ediliyor.  Rüya takımı kurulduktan sonra tüketici profilinin oluşturulması ve ürünün fiziksel yahut dijital bir prototipinin bu hedef tüketiciyle denenmesi öneriliyor. Bunlar yapıldıktan sonra ise detaylı bir iş modeli oluşturulması ve en sonunda da finansal bir destek bulunması gerektiği söyleniyor. Ancak bütün bu adımlardan geçtikten sonra kurulan start-up’ın dinamiğini koruyabilmek ve ayakta kalmasını sağlayabilmek de hiç kolay olmasa gerek.

Peki ya bu aşamalardan geçip de bir start-up olan her girişim uzun süre piyasada dayanabiliyor mu? Yapılan araştırmalara göre start-up’ların %10’u kuruldukları ilk yıl %70’i ise ilk iki ile beşinci yıllar arasında başarısız oluyor. Maalesef kurulan start-up’ların yaklaşık %10 undan fazlası on yıldan fazla ayakta kalamıyor. Bu da yaklaşık 10 start up’tan 9’unun başarısız olması demek.  Veriler bu başarısızlıkların büyük çoğunluğunun piyasadaki talebi iyi yönetememekten kaynaklandığını gösteriyor.  Fundera’nın verilerine göre start-up’ların yaklaşık %14’ü müşteri ihtiyaçlarına yeterince dikkat etmediğinden başarısız oluyor. Yine aynı veriler incelendiğinde yeni kurulan bu girişimlerin yaklaşık %25’inin dengeli bir takım oluşturmadığı için başarısız olduğu da gösterilmiş. Bu ve bunun gibi birçok durum da bu firmaların başarısızlıklarının sebebi olabiliyor.

Değeri 1 milyar dolardan fazla olan start-up firmalarına ‘unicorn’ dendiğini biliyor muydunuz? Telegram, Airbnb, Uber, Reddit, Udemy ve Zomato gibi uygulamalar unicorn firmalarına örnek olarak gösterilebilir.  Bu firmalardan birkaçını hepimiz mutlaka duymuşuz, hatta belki kullanmışızdır bile. Fakat birçoğu bu kadar başarılı olacaklarını yolun en başında bilmiyorlardı demek de pek yanlış olmaz. Öyle ki araştırmalar Airbnb ve Uber’in bu kadar başarılı olmadan önce 1 milyar dolardan fazlasını borçlandıklarını gösteriyor. Bu da demek oluyor ki iyi bir yatırımcı ve gelir kaynağı bulabilmek, risk almaktan korkmamak ve her zaman fikrine güveniyor olmak da bir start-up kurucusunun ruhunda olması gereken unsurlardan. Kısacası neredeyse her alanda ve her konuda bir start-up başlatılabilir ve bu girişim oldukça başarılı da olabilir. Aşağıda dünyada kurulan ve başarılı olan start-up’ların bir haritasını görebilirsiniz. Aslında başarılı olmak; doğru bir iş planı, sağlam atılmış adımlar, denemekten asla korkmamak ve asla vazgeçmemekle mümkün. İşin özü başlamak…

https://www.inacademy.eu/blog/how-to-create-a-startup/

https://www.embroker.com/blog/startup-statistics/

http://www.moyak.com/papers/business-startups-entrepreneurs.html

https://www.gemconsortium.org/report/gem-2019-2020-global-report

https://www.statista.com/statistics/235515/jobs-created-by-start-ups-in-the-us/

Leave a Reply