Fotoğrafın Temel Üçgeni

1827 yılında Nicéphore Niepce tarihteki ilk fotoğrafı çekti ve iki yüz yıla yakındır fotoğraf çekmek çoğu insan için hobinin ötesinde bir tutku haline geldi. Niepce tarihteki ilk fotoğrafı çekmek için yaklaşık sekiz saatlik çok ciddi bir emek vermişti. Oysa artık teknoloji geliştikçe bu önceden sekiz saati bulan ve emek gerektiren eylem bir saniyemizi almamaya başladı. Deklanşöre bir kere basmamızla istediğimiz anıyı yıllar boyu rahatlıkla saklayabiliyoruz. Bu nedenle de fotoğraf anı biriktirmenin en kolay yoludur diyebiliriz. Seksen yaşınıza geldiğinizde ben bu hayatta neler yaşadım derseniz çektiğiniz ve içinde olduğunuz fotoğraflara bakabilirsiniz. Fotoğrafçılık bunun haricinde Türkiye sınırlarında pahalı ama keyifli bir hobidir. Eğer kendinize bir hobi arıyorsanız veya stresli bir dönemden geçiyorsanız fotoğrafçılık sizler için çok uygun olabilir. Bütün bunları göz önüne alarak sizlere fotoğrafın temel üçgenini basit bir dille anlatacağım.

Fotoğrafın en temel kaynağı ışıktır. Işık olmayan karanlık bir odada fotoğraf çekmeniz imkansızdır. Bu nedenle fotoğrafçılar ışığın kölesidir dersek yanlış olmaz. Işığı üçgenin ortasına koyarsak üçgenin köşelerinde yani fotoğrafçılığın temel yapıtaşlarında ISO, diyafram ve enstantane yer almaktadır.

 ISO kameranın sensörünün ışığa olan hassasiyetini kontrol eder. 100, 200, 400, 800, 1600, 3200 gibi iki katına çıkarak devam eder. ISO düşükse sensör az ışık alır, yüksekse çok ışık alır. Bunun haricinde ISO düşükse fotoğrafımızda daha fazla detaylar ortaya çıkar. ISO yükseldikçe fotoğrafta kumlanma yani gren artar, bu da fotoğrafı yüksek boyutlarda çıktı almak istersek veya yakınlaştırırsak görüntü kalitesinin düşmesine neden olur. 400’ü geçtikten sonraki her artışta fotoğraflarınızda ciddi derecede kalite kaybı ortaya çıkar. Bu bilgiler ışığında ISO değerinin en düşük seviyelerde tutulması fotoğrafın kalitesi için oldukça önemlidir.

Enstantane pozlamanın yapılacağı süreyi kontrol eder. Deklanşöre bastıktan sonra makinenizin içindeki perde önce açılır, bir süre sonra kapanır. Enstantane değeriyle perdenin açık kalma süresini değiştirebilirsiniz. Bu süre bir saniye olabileceği gibi bir saniyenin binde biri de olabilir. Perde çok açık kalırsa doğal olarak içeri çok fazla ışık girer, çok kısa süre açık kalırsa da az ışık girer. Işığın yanında enstantane çekilen objenin donuk mu hareketli mi olacağına da karar verilen yerdir. Bir koşu yarışı izliyorsanız bunu uzun enstantane ile çekmek size iyi bir görüntü vermeyecektir. Bunun yerine perdenin hızla açılıp kapanmasıyla koşucuyu dondurabilir ve güzel fotoğraflar yakalayabilirsiniz. Denizdeki dalgaları sanki hareket ediyormuş gibi yakalamak isterseniz de uzun enstantane işinize yarayabilir. Eğer enstantane değeriniz uzunsa tripod kullanmak titremelerinin önüne geçecek ve fotoğrafınızın kalitesini arttıracaktır.

Diyafram kameranıza ne kadar ışık gireceğini kontrol eder. f/1.4 gibi değerlerden f/22 gibi değerlere çıkabilir. f/1.4 değerinde objektifinizin içi oldukça açıktır ve içeri çok ışık girer. Diyafram ışık kontrolü haricinde alan derinliği konusunda da sizlere yardımcı olur. Ürün veya portre çekimlerinde diyafram değerini küçültüp arkayı bulanık yaparak konunuzu öne çıkarabilir, manzara çekimlerinde ise diyafram değerinizi yükseltebilirsiniz. Instagram gibi platformlarda gördüğünüz arkası bulanık portre fotoğrafları düşük diyafram değerleriyle çekilmektedir.

Bütün bu bilgiler ışığında fotoğrafın temel üçgeni her zaman ışıkla ilişki halindedir. Bu nedenle yazının başında da dediğim gibi fotoğrafçılar ışığın kölesidir.

Bu temel bilgiler dışında sizlere mutlaka işinize yarayacak öneriler de vermem fotoğrafçılığı sevmeniz açısından iyi olabilir. Öncelikle ilk altı ay TV (enstantane) ve AV (diyafram) öncelikli modlarda çekim yapmak anı yakalamada sizlere yardımcı olabilir. Bir anda manuel modda her şeyi ayarlamak zor geleceği için işin bir kısmını makineye bırakmak size daha keyifli bir öğrenme süreci sunacaktır. İkinci olarak verebileceğim tavsiye fotoğraflarınızı sadece JPEG formatında çekmek yerine hem JPEG hem RAW formatında çekin. RAW formatını Photoshop gibi uygulamalarda açabilir, yanlışlarınızı kolayca düzeltebilirsiniz. Diğer önerim de eğer bir herhangi bir şeye ilgi duyuyorsanız, ki yazıyı buraya kadar okuduysanız fotoğrafçılığa ilgi duymanız epey yüksek, ulaşabildiğiniz bütün kaynaklara bakın. Fotoğrafçılık hakkında videolar izleyin, 500px gibi platformlardan kaliteli fotoğrafları inceleyin ve bu fotoğrafların nasıl çekildiğini araştırın. Çok fazla fotoğraf görmek hem bazı yanlışları görmenizi sağlar hem de yeni başlayan biri için ilham kaynağı olabilir. Son önerim ise fotoğraflarınızı paylaşmaktan çekinmeyin. Kötü eleştiriler de dahil olmak üzere bütün eleştirileri göz önünde bulundurmanız fotoğrafçılıkta gelişmeniz açısından oldukça önemli bir yere sahiptir.

Umarım ki yazdığım yazı uzun zamandır başlamak istediğiniz bir hobiye ve fotoğrafın ilerleyen yıllarda hobiden de öte olmasında sizlere yardımcı olmuştur. Fotoğrafla kalın, hoşça kalın…

Kaynakça:

https://blog.fotografium.com/diyafram-enstantane-iso-nedir-pozlama-ucgeni-nedir/

Leave a Reply

1 comment

  1. Pingback: GazeteBilkent – En İyi Fotoğrafı Çekmek İçin İpuçları