Saplar Günümüz Kutlu Olsun: Bekarlığın Tarihi

Bir aile yemeğinde “Hayatında biri var mı?” sorusuna “Yok” dediğinizde konuşma genellikle bitmez. Asıl o zaman başlar. Neden olmadığı, ne zamandır olmadığı, olması için ne yaptığınız sorulur. Ortada çözülmesi gereken bir aksaklık vardır ve masadaki herkes, sizden önce bunun farkına varmış gibidir. “Şu sıralar düşünmüyorum” cevabı pek kabul görmez. Mutlaka geçmişten kalan bir kırgınlık, fazla yüksek beklentiler ya da henüz karşılaşılmamış “doğru insan” bulunmalıdır.

Bekârlığın tuhaf tarafı budur: Yaşadığınız hayat, başkalarının gözünde bir sonraki aşamaya geçene kadar beklediğiniz bir salona dönüşebilir. Siz arkadaşlarınızla buluşuyor, çalışıyor, derslere yetişmeye uğraşıyorsunuzdur; dışarıdan bakan biriyse hâlâ asıl hikâyenin başlamasını bekliyordur.

Oysa bu bekleme salonu epey kalabalık ve oldukça eski. Bugün arkadaş arasında “saplık” diye dalga geçtiğimiz durum, geçmişte imparatorları, din adamlarını ve vergi memurlarını meşgul etmiş. Anlaşılan insanın hayatında kimsenin olmaması, tarih boyunca başkalarının hayatında önemli bir yer tutmuş.

Önce küçük bir ayrım yapalım. Bugün bekârlık derken bazen evli olmamayı, bazen de romantik bir ilişkinin bulunmamasını kastediyoruz. Tarihsel kaynaklardaysa mesele çoğunlukla evlilik statüsü. Dolayısıyla Roma’daki evlenmemiş bir yurttaşla bugün mesajına cevap bekleyen üniversite öğrencisini aynı kategoriye koymak pek mümkün değil. Yine de ikisinin ortak bir tanıdığı var: Özel hayatları hakkında fikri sorulmadığı hâlde konuşan insanlar.

Roma’da bu insanlar arasında imparator da bulunuyordu. Augustus dönemindeki evlilik düzenlemeleri, evlenmeyi ve çocuk sahibi olmayı teşvik eden ödüllerle yaptırımlar içeriyordu. Bekârlık, belirli koşullarda yakın aile dışından vasiyet yoluyla mal edinmenin önüne geçebiliyor; evli fakat çocuksuz olmak da alınabilecek payı sınırlayabiliyordu. Yani “Henüz uygun birini bulamadım” demenin malvarlığına uzanan sonuçları vardı. Bugünkü aile sohbetlerinin bunaltıcı olduğunu düşünüyorsanız, bir de aynı konuşmanın mirasınıza bağlandığını hayal edin. Augustus’un yurttaşları için mesele, akşam yemeğinde konuyu değiştirmekle kapanmıyordu.

Ancak geçmişin tamamını evlenmeyenlere topluca kaş çatılan tek bir dönem gibi düşünmek de yanıltıcı. Orta Çağ İngiltere’sinde evlilik arzu edilen toplumsal normlardan biriyken kadınların bakireliği de dinî açıdan değer taşıyordu. Üstelik evlenmemiş kadınlar, bazı hukuki hak ve sorumluluklar bakımından evli kadınlardan farklı bir konumdaydı. Tarihçi Cordelia Beattie’nin çalışması, “bekâr kadın” kategorisinin bile bağlama göre değiştiğini gösteriyor. Kimin evlenmediği kadar yaşı, toplumsal konumu ve nasıl sınıflandırıldığı da önemliydi. Aynı medeni hâl, herkese aynı hayatı yaşatmıyordu.

“Eskiden herkes erkenden evlenirdi” cümlesi de bu yüzden biraz fazla rahat kuruluyor. Tarihçi Amy Froide’ın aktardığı demografik araştırmalara göre, 1600–1750 arasında İngiltere’de ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda yaklaşık 26, erkeklerde 28’di. 1575–1700 arasında doğan kuşaklarda hiç evlenmeyenlerin oranı ise yüzde 13 ile yüzde 27 arasında değişiyordu. Bunlar bütün dünyayı temsil eden sayılar değil; fakat geçmişte herkesin aynı yaşta aynı hayatı kurduğu fikrini bozmaya yetiyor. Bekârlığı sosyal medya icat etmedi.

İngiliz yönetiminin meseleye yaklaşımıysa pek romantik değildi. Fransa’yla savaşı finanse etmek amacıyla çıkarılan 1695 tarihli düzenleme, doğum, evlilik ve ölüm üzerinden alınan vergilerin yanında 25 yaşını aşmış bekâr erkekleri ve çocuksuz dul erkekleri de vergilendiriyordu. Devlet, evlenmeyen yurttaşına bir bakıma “Peki, ama bunun bize de bir karşılığı olsun” diyordu. Bugün düğüne gitmediği için altın masrafından kurtulduğunu düşünen bekârın, o tarihte aynı hesabı yapması biraz daha zordu.

Tarihte Bekarlık Güçsüzlük Olarak Görülmüştür, Wikimedia

Osmanlı İstanbul’una geldiğimizde bekârlık, şehrin çalışma ve barınma düzeninin içinde karşımıza çıkıyor. İstanbul Araştırmaları Enstitüsünün Işıl Çokuğraş’ın Bekâr Odaları ve Meyhaneler çalışmasına ilişkin tanıtımında dikkat çektiği çelişki açık: Bekârlar, kentin ihtiyaç duyduğu işgücünün önemli bir bölümünü sağlıyor; buna karşılık aile denetiminden uzak görülerek mahalle düzeni açısından tehdit sayılabiliyorlardı. Şehrin onların emeğine ihtiyacı vardı, fakat kendilerine duyduğu güven aynı ölçüde güçlü değildi.

Buradaki kaygı, birinin akşamları yalnız yemek yemesinden çok, kimin gözetimi altında yaşadığıyla ilgiliydi. Aile dışında kalan insan, yerleşik düzenin kolayca okuyamadığı birine dönüşüyordu. “Kimin nesi?” sorusu, yalnızca merakı ifade etmiyordu. İnsanın şehirde nasıl karşılanacağını da belirleyebiliyordu. Bugün ev ararken karşılaşılan “Aileye verilir” cümlesi, bu eski hikâyeyi okurken ister istemez akla geliyor.

Bütün bunlardan sonra, bekârların kendilerine bir gün ayırması gayet anlaşılır. 11 Kasım Bekârlar Günü’nün kökeni, yaygın anlatıya göre 1990’larda Çin’deki Nanjing Üniversitesi öğrencilerine uzanıyor. 11.11 tarihindeki yan yana duran dört “1”, tek başına olan insanları simgeliyor. Takvimde çiftlerin günü varsa, teklerin de olsun. Bir üniversite ortamında ortaya çıkmasına şaşırmak zor: Arkadaş grubunun yarısı sevgilisiyle plan yaparken kalanların kendi bayramını ilan etmesi oldukça tanıdık bir fikir.

Sonrasında ticaret devreye giriyor. Alibaba bünyesindeki Taobao Mall, 2009’da 11 Kasım için bir alışveriş kampanyası başlatıyor ve gün zamanla dev bir satış etkinliğine dönüşüyor. İnsanın ilişkisinin olmamasını kutlamasıyla başlayan hikâye, kendine bir şeyler satın almasıyla devam ediyor. Sevgililer Günü’nde sevgiline, Bekârlar Günü’nde kendine hediye alıyorsun. Piyasa, medeni hâlin konusunda son derece anlayışlı; yeter ki sepet boş kalmasın.

Peki, bekâr olan herkes bir ilişki arıyor mu? Pew Research Center’ın Temmuz 2022’de ABD’de yaptığı araştırmada, evli olmayan, partneriyle yaşamayan ve bağlılık içeren bir ilişkisi bulunmayan yetişkinlerin yüzde 57’si o sırada ilişki ya da flört aramadığını söylüyordu. Bu sonuç Türkiye’ye doğrudan taşınamaz. Yine de sık yaptığımız bir varsayımı sorgulatıyor: Hayatında biri olmayan herkes, hayatına birini almak için sırada beklemiyor.

Blue Ridge Public Radio

Elbette bekârlığı sürekli özgürlük, kahve ve kişisel gelişim fotoğraflarıyla anlatmanın da pek anlamı yok. Bazı akşamlar insan gerçekten birinin yanında olmasını ister. Gün içinde başına gelen saçma bir olayı anlatacağı, bir şarkıyı gönderirken uzun uzun düşünmeyeceği, kalabalığın içinden göz göze geleceği birini arar. Arkadaşlarının ilişkilerini gördüğünde kendi hayatında eksikliğini hissettiği bir şey olabilir. Bunları söylemek bekârlık davasına ihanet sayılmamalı; zaten ortada üyelik gerektiren bir dava da yok.

Aynı şekilde, yalnız kaldığı bir dönemi seven insanın da bunu büyük bir felsefeyle açıklaması gerekmiyor. Bazen kimseyle tanışmak istemezsiniz. Bazen istersiniz ama olmaz. Bazen ayrılığın ardından toparlanırsınız, bazen hayatınız zaten yeterince yoğundur. Her birine ayrı bir savunma hazırlamak yorucu. Hele “Sen nasıl hâlâ bekârsın?” diye iltifat ettiğini düşünen birine, teşekkür mü etmeniz yoksa ifade mi vermeniz gerektiğini bilemediğinizde.

Bekârlığın tarihine bakınca insanı en çok şaşırtan şey, evlenmeyenlerin varlığı değil, onlarla ne kadar uğraşıldığı. Miras kuralları, vergiler, mahalle kuşkuları, aile sohbetleri… Dönemler değişiyor; kişinin hayatını kendi hâline bırakmak bir türlü kolaylaşmıyor.

Bu yüzden 11 Kasım’ı kutlamak için aşka küsmek, ilişkileri küçümsemek ya da tek başına yaşamaya ömür boyu bağlılık yemini etmek gerekmiyor. İnsan yarın âşık olabilir. Bugün de gayet iyi bir gün geçirebilir. İkisi arasında tutarsızlık yok.

Saplar günümüz kutlu olsun. Seneye aynı kadroyla kutlar mıyız, bilmiyorum. Şimdilik masadakilerin keyfi yerinde olsun yeter.

Kaynakça

Beattie, Cordelia. Medieval Single Women: The Politics of Social Classification in Late Medieval England. Oxford University Press, 2007. https://doi.org/10.1093/acprof/9780199283415.001.0001.

Froide, Amy. “Taxing Bachelors and Proposing Marriage Lotteries—How Superpowers Addressed Declining Birthrates in the Past.” University of Maryland, Baltimore County, 9 Ağustos 2021. https://umbc.edu/stories/taxing-bachelors-and-proposing-marriage-lotteries-how-superpowers-addressed-declining-birthrates-in-the-past/.

Gelles-Watnick, Risa. “For Valentine’s Day, 5 Facts about Single Americans.” Pew Research Center, 8 Şubat 2023. https://www.pewresearch.org/short-reads/2023/02/08/for-valentines-day-5-facts-about-single-americans/.

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü. “Bekâr Odaları ve Meyhaneler: Osmanlı İstanbulu’nda Marjinalite ve Mekân (1789–1839).” Erişim 7 Kasım 2026. https://www.iae.org.tr/Yayin/Bek%C3%A2r-Odalari-ve-Meyhaneler/201/10.

Morrell, Kit. “Tutela Mulierum and the Augustan Marriage Laws.” Eugesta 10 (2020). https://doi.org/10.54563/eugesta.218.

Pan, Kishi. “How a Chinese Joke about Singles Triggered an E-commerce Revolution.” Sydney Business Insights, Ocak 2021. https://sbi.sydney.edu.au/how-a-chinese-joke-about-singles-triggered-an-e-commerce-revolution/.

Leave a Reply