Beyaz Erkeğin Dünyası: Mad Men

Merhaba Değerli Sinemaseverler!

Evde fazlasıyla vakit geçirdiğimiz bu dönemde izleyecek güncel film veya dizi arayışında olmama rağmen yakın zamanda dikkatimi çeken bir yapımla karşılaşamadım, bu yüzden de bu izole vaktimi normalde vakit bulamadığım için izleyemediğim, zamanının en sevilen ve sezonlarca devam eden dizilerinden birini seçip izleyerek geçirmeye karar verdim. Kullandığım film ve dizi platformlarında gezinirken Mad Men ile karşılaşınca bu adını çok duyduğum yapıma başladım. Güncellikten uzak olsa da her bölümünü zevkle izlediğim bu dizinin yorumunu yazmamak haksızlık olur diye düşünerek bu ayki yazımın konusunu da belirlemiş oldum. İzlememiş olanlar için dizide yaşanan sürpriz olayları ele vermeyecek bir analiz hazırladım.

Mad Men, 1960’ların New York’unda geçen ve Sterling Cooper adında bir reklam şirketinin çalışanlarını ve işleyişini konu alan bir drama. Dizinin merkezinde, Jon Hamm’in klasikleşmiş karakteri Don Draper yer alıyor. Başta çoğunlukla ona, ailesine ve çevresindekilere odaklanarak ilerleyen dizi zamanla bütün karakterlerin hikayelerini anlatmaya başlıyor. Anlatmasa bu inanılmaz kadroya haksızlık olurdu diye düşünmemek elde değil; dizide Elizabeth Moss, Christina Hendricks, John Slattery, January Jones ve Jared Harris gibi ünlü isimleri ana karakter olarak izleme şansına sahip oluyoruz. Dizinin belki de en güçlü yönü dönemini yansıtma konusundaki başarısı. İzledikçe o nostalji hissinin peşinizi bırakmadığı bu dizide kıyafetler, mekanlar, saçlar, makyajlar, hatta konuşulan dil ve konuşma tarzları bile özenle oluşturulmuş ve dönemi yansıtmak ve seyirciyi ikna etmek için kullanılmış. Henüz zararı bilinmediği için hamile kadınların bile elinden bırakamadığı sigara da oldukça göz önünde. Bu detaylara dikkat ettikçe bu yapım için harcanan emeğe hayran kalmadan edemiyorsunuz.

Günümüz toplumuna fazlasıyla ters olan 1960’lar, başta sert gerçekliğiyle çarpıyor yüzümüze. Kadın erkek arasındaki acımasız eşitsizlik, kadınların objeleştirilip düşünemeyen varlıklar olarak görülmesi, farklılıkların ve azınlıkların aşağılanması, beyaz erkeğin yüceltilip toplumun her yerinde üstlerde olması insanı sinirlendirecek kadar vurgulanarak yansıtılıyor ilk bölümlerde. Zamanla daha az vurgulansa da bu gerçekliğin var olduğu her zaman bir şekilde hissettiriliyor izleyiciye. Böyle bir toplumda meydan okuyan, güçlü olup başarıyı yakalayan kadınları izlemek ise fazlasıyla ilham verici oluyor. Dizi boyunca farklı geçmişlerden gelen kadın karakterlere odaklanıyor ve bu kadınların hayatlarında nasıl ilerlediklerini, günümüz toplum düzenine gelme yolunda nasıl bir rol oynadıklarını görüyoruz. Bu sırada tabii ki birçok güçlü beyaz erkek figürü de izliyoruz, kimisi sevilen, kimisi sevilmeyen karakterler, ama hepsi yaşadıkları dönemin bakış açısına sahip.

Dönem draması olmasıyla birlikte insan psikolojisi üzerine de fazlasıyla yoğunlaşan bir yapım Mad Men. Dizide psikoloji ve psikiyatriyi işlerinde bu kadar kullanan insanların bu bilim dallarına bakış açısı ise gülünç bir ironi oluşturuyor. Bir reklam şirketini konu aldığından reklamların tüketiciler üzerindeki etkisi, insanların kişiliklerine, geçmişlerine, içinde bulundukları toplumsal sınıflara göre algı ve bakış açılarındaki farklılıklar ve bu farklılıkların reklam şirketlerinde çalışan bir grup insan tarafından nasıl manipüle edildiğinin yanı sıra, insanların büyük küçük birçok kararı nasıl verdiklerini, dürtüler ile etik arasındaki çatışmaları ve doğru ve yanlış kavramlarını da karakterler ve eylemleri üzerinden sorguluyor ve sorgulatıyor. Bir şekilde herkesin kirli çamaşırlara sahip olduğunu ve bunlara rağmen dünyada bir şekilde varolmaya çalıştıklarını izliyoruz. Bu yönleriyle de fazlasıyla insani bir dizi. Karakterlerin yaptıklarını zaman zaman doğru bulup destekliyor, zaman zaman ise yanlış buluyoruz, ancak Mad Men bizi onları yargılamamızı engelleyecek kadar derinlerine indirmeyi başarıyor.

İlerledikçe neden adını bu kadar duyurduğunu daha iyi anladım. Detaylarla, güçlü performanslarla dolu ve insan doğasına dair bir dizi Mad Men. İzlemediyseniz bir şans vermenizi öneririm, pişman olmayacaksınız.

Kaynaklar:

https://www.amc.com/shows/mad-men

https://slate.com/culture/2015/05/mad-men-and-women-in-the-workplace-more-than-anything-this-was-matthew-weiners-great-subject.html

https://www.amc.com/shows/mad-men/extras/mad-men-season-1-episode-photos

Leave a Reply