Osmanlı’da Sol – II: İştirakçi Hilmi, Türk Sosyalist Fırkası ve Sosyalizm

Serinin ilk yazısı: Osmanlı’da Sol – I: Sosyalizm Tanımı ve İlk Sosyalistler

İlk Türk sosyalist dergisi “İştirak” Hüseyin Hilmi tarafından kurulmuştu ve Osmanlı Sosyalist Fırkası’nın (OSF) yayın organı olarak işliyordu.

İştirakçi Hüseyin Hilmi

O dönemin sosyalistleri için İslamiyet ve Sosyalizm arasında bağlantı kurmak önemliydi. Hatta ve hatta sosyalizmin İslamiyet’ten kaynaklandığını ve aralarında önemli bağlantılar bulunduğunu ileri sürüyorlardı. Bunun yanında Jön Türk iktidarına eleştiri getirirken kendilerinin işçiyi temsil ettiğini söylemekten de geri durmuyorlardı. Ne var ki sosyalizmi tam olarak anlamamış Osmanlı Sosyalist Fırkası işçiyi temsil edebilmek için yeterli perspektife sahip değildi. Temel talepleri Jön Türklerin gerçekleştiremedikleri taleplerinden çok farklı değildi. OSF; bütün seçimlerin tek dereceli olması, basın özgürlüğü tanınması, temel tüketim malları üzerindeki vergilerin kaldırılması gibi yüzeysel taleplere sahipti ve bunlar Jön Türklerin tamamlayamadıklar burjuva devriminin tamamlanmasını öngörmekteydi. Osmanlı Sosyalist Fırkası’nın sahip olduğu bu burjuva perspektifi tüm işçi sorunlarının adalet eşitlik ve özgürlükle çözülebileceğine inanmaktaydı. Buna bağlı olarak OSF emperyalistlerin ellerindeki işletmelerin millileşmesiyle sosyalist bir ekonominin kurulmasını mümkün görüyorlardı ancak tüm bu talep ve önerileri sosyalizmden ziyade kapitalizmin gelişmesine çanak tutuyordu.

Devrimin sınıfsal niteliği ve bakış açısı konusunda sağlıklı bir değerlendirme yapılamamıştı, bu yüzden iktidarda bulunan burjuva devrimcileri başka bir burjuva demokrat cepheden eleştirilmekle kalmışlardı. OSF’nin talepleri ve perspektifi sonraki fırkalar tarafından da kabullenilecek ve yine emperyalizme karşı bir milli kapitalizm güzellemesi yapılacaktı.

İştirak Dergisi

İlk sosyalistlerin işçilerin birliğini isterken ki tek amacı ulusal birliği sağlamaktı ve İttihat ve Terakki bu birliği sağlayamamış, tüm eşitlik vaatleri boş çıkmıştı. 1913’e geldiğimizde işçilerin birliğini ve kardeşlik vaat eden OSF, İttihat ve Terakki tarafından kabullenilmedi. Sonuç olarak Fırka ve İştirak dergisi kapatıldı, Hüseyin Hilmi ve arkadaşlarının bir kısmı da sürgüne gönderildi. Bu kaos, OSF’nin ve diğer muhalif hareketlerin sonunu getirdi.

Hilmi ve arkadaşları sürgünden geri döndüklerinde OSF’yi başka bir isimle canlandırmak istediler. Artık yeni partinin adı Türkiye Sosyalist Fırkası’ydı. Bu yeni bir dönemin kapılarını araladı ve başlayacak işçi hareketlerinin habercisi oldu.

Türkiye Sosyalist Fırkası

Yeni partinin yayın organı İdrak’ti. Yeni bir isimle ve yeni bir yayın organıyla hareketlerine devam edecek olan bu muhalif cephenin görüşleri ve talepleri bakımından OSF’den pek de bir farkı yoktu. Hala sosyalizm ve İslam arasında zoraki bir bağ kurulmaya çabalanıyordu ve sosyalizm İslam doğrultusunda kanıtlanmaya çalışılıyordu. Tek farkı, TSF bir nebze daha laikti. Kapı arasından yüzünü gösteren laikliğe karşın hala kaynak olarak İslamiyet gösteriliyordu.

OSF’nin milliyetçi görüşlerini de sürdürüyordu Türkiye Sosyalist Fırkası. O dönem sosyalistlerinin ısrarla milliyetçilikten bahis açmalarının sebebi Türkiye’nin batı emperyalizmi karşısındaki konumu ile ülkede proletarya, aristokrasi ve burjuvanın var olmamasına dair duyulan inançtı. Dönem sosyalistlerine göre Türkiye büyük bir köylü kitlesinden oluşmaktaydı ve bu kitle sürekli olarak Osmanlı hükümeti ile batılı kapitalist devletler tarafından sömürülmekteydi. Buradan yola çıkıldığında sınıf mücadelesinden anladıkları ise Türk ulusunun batılı kapitalist devletler ile olan mücadelesiydi.

TSF birkaç işçi grubuna ulaşabilmesiyle partide parlak bir döneme girdi. Tramvay işçilerinin grevi TSF inisiyatifiyle gerçekleşmişti ancak parlak dönemin sonuna gelindiğinde parti içerisindeki çeşitli gruplar Hüseyin Hilmi’yi diktatörlükle itham ettiler ve partiden ayrıldılar. Ayrıca tramvay işçilerinin grevi sırasında Hilmi’nin İngilizlerden para yardımı aldığı da söylenmekteydi. O dönemde İngiltere ve Fransa ilişkileri kötüydü ve tramvaylar Fransız şirketlerine aitti. Sonraları ise İngiltere ve Fransa ilişkileri düzeldiğinde Hilmi ve partisi para yardımından mahrum kalacaktı ve pek çok grevi de başarısızlıkla sonuçlandı. Bütün bu yaşanan olaylar ve TSF’nin kendi içerisindeki çelişkili politikaları partinin sonunu getirmesine sebep oldu.

Hüseyin Hilmi ise girdiği karanlık işler yüzünden öldürülmeden önce bir müddet ortadan kayboldu ve geri geldiğinde ise bol para harcayarak lüks bir yaşama başladı.

OSF ve TSF, Osmanlı imparatorluğundan Türkiye’ye gelinen yerde işçi örgütlenmelerinin ve sosyalizmin önemli bir temel sağlamıştır. TSF sona yaklaşırken de başka oluşumlar ve fırkalar kurulmaya başlanmış, sosyalist hareketler yeni bir döneme girmişti.

 

Kaynakça:

Akdere, İlhan ve Zeynep Karadeniz. Türkiye Solu’nun Eleştirel Tarihi-1. İstanbul: Evrensel Basım Yayın, 1996.

Resim kaynakçası:

<https://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BCseyin_Hilmi>

<http://www.eskieserler.com/Eski/Eserler/Dergi/63/istirak-Mecmuasi.asp>

<www.tustav.org/sureli-yayinlar-arsivi/istirak/>

 

 

 

 

Leave a Reply

1 comment

  1. Gülşen Hantal

    Güzel bir yazı tebrikler