Hayat, Annenizin Facebook’da Arkadaş Edinmesini İstemeyeceğiniz Birine Harcamak İçin Çok Kısa.

Kabul edelim, artık karşımızdakinin soyadını dahi bilmeden instagram kullanıcı adını sorduğumuz bir çağdayız. Bu tutumun insan ilişkilerini etkilediği ortada. Tartışılması gereken nokta şu: insanları sosyal medyada paylaştıklarına göre yargılamalı mı, yoksa yargılamamalı mı?

Özellikle yeni tanıştıklarımızı sosyal medyada paylaştıklarına göre yargılıyoruz. Geçmişe doğru yapılan küçük bir araştırmayla (evet, tahmin ettiğiniz gibi bazılarının “stalking” diye adlandırdığı benimse veri toplama olarak nitelendireceğim hareket) karşımızdakinin hangi politik görüşte olduğuna, ne tarz şakalara güldüğüne, bulunduğu ortamlara ve ilgi alanlarına dair hızlıca bilgi öğrenebiliyoruz. Bir nevi ilişkiye giriş dersi almak gibi. Dersin devamını alıp almamak da bize kalıyor.

Neden zamanımı ırkçı olduğunu öğrenince terk edeceğim birini tanımaya harcayayım ki?

Biri hakkında daha onunla konuşmayı bırakın, daha sesini duymadan öğrenebileceğimiz bu kadar çok şey olan sanal dünyada, birkaç tweet yüzünden büyük yargılarda bulunmak çok kolay.

Öte yandan, doğru insanı bulana kadar zaman harcamadan karşılaştığımız çürük elmaları elememize yardımcı oluyor.

Sosyal medyadaki kimliğimiz, kendimizin bir parçası.Ne paylaştığımız dünyayı nasıl gördüğümüz, nasıl görünmek istediğimiz, neleri önemsediğimizden ibaret. İnstagrama çirkin çıktığı tek fotoğrafı koymayan, facebookta ailesinden içki içtiğini saklayan, twitter’da (ç)alıntı özlü sözler paylaşan biz en saf ve en doğru halimizi yansıttığımızı nasıl iddia edebiliriz ki? Madem kendimizi olduğumuza değil olmak istediğimize yaklaşıcak şekilde yansıtıyoruz, o zaman sosyal medyada da yargılamak ve yargılanmak kabul edilebilir olmalı.

Terazinin öbür ucuna bakarsak eğer, biz de yargılanıyoruz. Geçmişime bakanlara karşı en büyük savunmam “Ama one-direction grubunu ortaokuldaki herkes dinliyor diye dinliyordum!” olur. Yani demeye çalıştığım, kendi eski sosyal medya paylaşımlarımla bugün yargılanmak istemem. Neden mi? Çünkü herkes gibi zaman geçtike olgunlaştığıma ve doğrularım gibi fikirlerimin de değiştiğine inanıyorum. Peki bu şansı neden karşımdakine tanımıyorum?

Başkasının hesabına bakarken, özellikle de çok tanımadığımız biri ise  farklılıklara saygı göstermek ancak aynı zamanda kendi beklenti ve isteklerimizi de düşünerek haraket etmek doğru yol olmalı. Kişileri yalnızca paylaştıkları üzerinden yargılamamak, ancak paylaştıklarının da onların kimliğinin bir parçası olduğunun farkında olarak onlarla olan ilişkimizi değerlendirmek ve özellikle uzun dönemli olma potansiyeli yüksek romantik ilişkilerimizde devam edip etmemek gerekiyor. Neden mi?

Hayat, annenizin facebook’da arkadaş edinmesini istemeyeceğiniz birine harcamak için çok kısa.

Kaynakça:

Real, Fake, Edited, and Social Media
https://dailybruin.com/2016/01/04/social-media-trends-shift-toward-focus-on-authenticity-honesty/
https://www.sweetyhigh.com/read/believable-excuses-to-leave-bad-date-030218
https://www.independent.co.uk/voices/the-concept-behind-peeple-isnt-even-new-weve-been-judging-each-other-online-for-years-now-a6677331.html

Leave a Reply

1 comment

  1. Elif Bal

    Günümüzde hayatın, insan ilişkilerinin en önemli parçalarından biri haline gelen sosyal medya kullanımı ve paylaşımların bizlere sağladığı fayda ve sakıncalarını incelikli bir dille irdeleyen bir yazı. Paylaşımları izlerken ve değerlendirirken, kendi kişilik özelliklerimizi göz ardı etmeden, farklılıklara saygı göstererek yaşamayı başarmak en doğrusu galiba.