Tarihi Yeniden Yazan Tapınak: Göbekli Tepe – 2

Kaynak: beforeitsnews.com/

Şanlıurfa’nın yaklaşık 17 km kuzeydoğusunda kalan ve 300 metre çapında bir tepe olan Göbekli Tepe’de yapılan kazıların Medeniyetler Tarihi açısından ne kadar büyük bir öneme sahip olduğuna artık hepimiz aşinayız. Durum böyle olunca; gerek topraklarımıza kattığı zenginlikle, gerekse bilim dünyasına getirdiği yeniliklerle dünyamıza hızlı bir giriş yapan Göbekli Tepe hakkında bilmemiz gerekenler bir önceki yazı ile sınırlı kalamıyor tabii ki. İkinci yazı ile kaldığımız yerden devam ediyoruz.

kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Klaus_Schmidt

Kaynak: tr.wikipedia.org/Klaus_Schmidt

Taş Devri insanlarının, henüz yerleşik hayata geçmeden inşa ettikleri tapınakta bulunan ve herkesi o dönemin mimarisi ile etkilemeyi başaran ayrıntılı üç boyutlu heykeller bile Neolitik Çağ için fazla sayılırken, bu heykellerin çeşitliliği de uzmanları şaşırtmıştı. Bahsedilen bu figürler arasında sürüngen kabartmaları, ağzı açık şekilde işlenmiş kurt kafası, örümcek, yaban domuzu, ördek, tilki ve başsız insanlar da bulunmaktaydı. Ayrıca; kazı alanında bulunan ceylan, alageyik ve yaban domuzlarına ait 10.000 adetten fazla fosilleşmiş kemik parçası, bu insanların tarım öncesi bir toplum olduğunu gösteriyordu. Bu da araştırmacıların ve bilim adamlarının bugüne kadar savunduğu tüm tezleri çürütüyor. Onların tezlerine göre, böyle karmaşık bir yapı inşa edebilen bir toplum tarıma geçmiş olmalıydı, tıpkı Mısır’da olduğu gibi… Tarihin yeniden şekillenmesini gerektiren nokta da işte tam olarak bu. Yani, henüz düzenli olarak yerleşik hayatı benimsememiş ve tarım yapmamış bir toplumun tapınmaya ihtiyaç duyarak tapınaklar inşa etmesi. Henüz üretim aşamasına geçememiş Neolitik Dönem insanlarının organizasyon ve koordinasyon yeteneğini de zamanımıza tarihsel bir not olarak aktaran Göbekli Tepe, yerleşik döneme geçişin izlerini de taşıyarak bugüne kadar bilinen yerleşik hayatın başlangıcı olan tarihi 2.000 yıl geriye çekti ve Medeniyetler Tarihi’ni başlatan ilk yapı olmayı başardı. Bölgede yapılan kazıların, avcılık-toplayıcılık döneminde mütevazı bir şekilde yaşanılmadığını da kanıtladığını söyleyen arkeologlar, aksine o dönemin din olgusuyla birlikte görkemli bir evre haline getirildiğini savunuyor.

Şimdiye kadar bize öğretilen, Medeniyetler Tarihi’ni konu edinen kitaplarda yer alan ve bütün uzmanları bu konuda hemfikir yapan teoriye göre; tarım yerleşik hayata geçmemize, dini öğretiler geliştirmemize ve tapınaklar inşa etmemize yardımcı oldu. Bu teorinin temelinde yatan fikir ise, avcılık ve toplayıcılıkta toplumların günlük yiyecek kaygısına düştükleri için zaman darlığı çektikleriydi. Her gün, o günü çıkaracak kadar yiyecek bulmak zorunda olduklarından başka bir konuya odaklanmaya vakitleri olmamıştı. Tarımla birlikte gelen sürekli yiyecek döngüsü, yerleşik hayata da geçilmesiyle toplumlara zaman kazandırmış; böylece öğrenmeye, araştırmaya ve gelişmeye vakitleri olmuştu. Bunları yapan toplum da zamanla inanç sistemleri geliştirmiş ve sosyal alanda ilerlemişti. Tarımla birlikte yerleşik hayata geçildikten sonra; küçük yerleşimler şehirleri, şehirler ise güçlü medeniyetleri oluşturmuştu. Fakat Şanlıurfa’da yapılan kazılar sonucu bulunan tapınak bütün bu zinciri alt üst ederek tarihte yeni bir sayfa açtı. Bu yapılara ve tapınaklara bakıldığında Göbekli Tepe’nin bütün din sistematiğinin bel kemiğini oluşturduğunu görebiliriz. Babil, Mısır, Hindistan ve Yunanistan dâhil birçok medeniyetin inanç sistemi bu tapınak sayesinde inşa edilmiştir. Yani, burası kültürel devrimin en büyük dönüm noktası olmakla birlikte tarih öncesi zincirde tarım ve dinin yerlerini de değiştirmiştir. Çünkü bu tapınaktan anlayabildiğimiz kadarıyla kültürel devrim, tarımdan daha önce gerçekleşmiştir. Belki de medeniyetlerin oluşmasına zemin hazırlayan şey yerleşik hayat veya tarım değil, dindi. Bu tapınak yalnızca eski inanç sistemlerini etkilemekle kalmamış, başka yerleşim alanlarına da ilham kaynağı olmuştur. Örneğin, tarih öncesi ilk yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilen Çatalhöyük’te de Göbekli Tepe’deki motiflere rastlanmakta.

Şimdiye kadar bulunan en eski yapı olarak tarihe geçmesinin ve insanlığın geçmişine bu denli ışık tutabilmesinin sebebi ise, yine bilinen en eski atalarımızın zekâsı ve marifeti olarak nitelendiriliyor. Bölge uzmanlarına göre, bu tapınak burayı inşa eden toplum tarafından 1.000 veya 1.500 yıl kadar kullanıldı ve daha sonrasında anıtlar dikkatli ve bilinçli bir şekilde tamamen toprağa gömüldü. Dönem insanlarının bunu yapmalarının ve bölgeyi terk etmelerinin amacı ise gayet basit bir şekilde; inançlarının, sembollerinin, değerlerinin tahrip edilmesini önleyerek gelecek nesillere aktarmak istemeleri. Bütün alanı tamamen toprakla doldurduklarında, burası ıssız bir tepe görünümünü aldı ve yüzyıllar boyunca sırrını koruduktan sonra nihayet geçmişimize ışık tuttu.

kaynak: haber.star/göbeklitepe

Kaynak: haber.star.com.tr

Burası muhtemelen tarımın ilk kez yapıldığı, yerleşik hayata geçildiği, mağara duvarlarını boyamak yerine sistematik bir şekilde sanat yapılmaya başlandığı yer; yani uygarlığın ilk adımı… 2007 yılında kazıların ve bulguların hız kazanmasıyla günümüzde büyük bir odak haline gelen ve erken insanlık tarihi uzmanları için yeni bir sayfa açan Göbekli Tepe tapınağı, UNESCO tarafından belli araştırmalar sonunda Dünya Mirasları Listesi‘ne alındı. Tarihi zinciri değiştiren ve bilim dünyasında büyük bir şok yaşatan tapınak yalnızca ülkemiz çapında değil, dünya medyasında da büyük merak uyandırdı. Çok önemli yayınlar önemli manşetler atarak tapınağı dünyaya duyurdu ve birçok belgesel çekti.

Bu başlıklardan bazıları şöyle:

İngiliz Daily Mail: Medeniyetten ve her şeyden önce Göbekli Tepe vardı.

National Geographic: Dinin Doğuşu

Stanford Üniversitesi’nden Ian Hodder: Göbekli Tepe tarihle ilgili bildiğimiz her şeyin değişmesine sebep olacak. 

Witwatersrand Üniversitesi’nden David Lewis Williams: Göbekli Tepe tarihin gelmiş geçmiş en büyük arkeolojik keşfi.

The Guardian: Göbekli Tepe Piramitler gibi olacak.

İngiliz Yazar Paul Roul: Âdem ve Havva cennetten atıldıktan sonra Göbekli Tepe’de buluştu.

Kazı İkinci Başkanı Doç. Dr. Cihat Kürkçüoğlu: Teşbihte hata olmaz, Urfa Neolitik Çağ’da bir inanç ve hac merkeziydi. Senenin belli aylarında ve günlerinde bütün bölge insanları buraya gelip dinsel törenleri ve bazı ritüelleri gerçekleştiriyordu. 

Kazı Başkanı Klaus Schmidt: Bu kalıntılara rastladığım zaman önümde iki seçenek vardı: Ya hiç kimseye bir şey söylemeden hemen burayı terk edecektim, ya da hayatımın geri kalanını burada geçirmeye razı olacaktım. Ben ikinci seçeneği seçtim…

Dünya basınındaki önemli yayın organlarında da bu şekilde yer alan Göbekli Tepe, tarihin birçok alanında bizleri bilinmeyenlerle buluşturuyor ve çoğunlukla yeni bilgiler edinmemize katkı sağlıyor. Burasıyla ilgili bilmediğimiz ve henüz anlayamadığımız birçok şey olduğu kesin.

Yine de şunu söylemek mümkün: M.Ö. 10.000 civarında farkındalığı ve becerileri çok yüksek, inanç sistemi gelişmiş bir toplum vardı ve onlar yaptıkları tapınaklarla, heykellerle, sembollerle gelecek nesillere ışık tutmak, bir şeyler aktarmak istediler. 

kaynak: www.mailce.com/tepe

Kaynak: mailce.com


[box_light]Kaynakça[/box_light]

Andrew Collins, Göbekli Tepe: The Genesis of the Gods, Bear & Company, 2014.

http://www.kulturvarliklari.gov.tr/

Klaus Schmidt, Göbekli Tepe Kazısı 2006 Yılı Raporu.

Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Göbeklitepe – Dünyanın İlk Tapınağı belgeseli.

Leave a Reply