Tarihin Tozlu Sayfaları: Voynich El Yazması

Çoğumuzun varlığından bile haberdar olmadığı bitkiler, gizemli kadınlar, yıldızlar ve damarlar… Silik sembollerle dolu sayfaların altı, üstü, sağı, solu çizimlerle dolu. Çizimlerden geriye kalan boşluklarda ise bilinmeyen bir alfabe ile ince ince dokunmuş metinler var. Metinlerle resimler arasında bir bağ olduğunu anlamak için dil bilimci olmaya gerek yok. Fakat asıl problem, bu kitabın bildiğimiz hiçbir dilde anlam ifade etmemesi. Bahsettiğimiz bu kitap, tahminen en az 600 yıllık bir geçmişe sahip olan tarihi Voynich el yazması. Yale Üniversitesi “Nadir Kitaplar” bölümünde yıllardır “MS 408” kodu ile çözülmeyi bekleyen, dünya çapında ün yapmış birçok araştırmacıyı peşinde seferber eden bu el yazmasının tozlu sayfaları bize bilim, tarih ve aktarılan kültür hakkında birçok bilinmeyen sunuyor.

https://commons.wikimedia.org/wiki/Voynich_manuscript#/media/File:Voynich_Manuscript_(98).jpg

Kaynak: https://commons.wikimedia.org

Bu ünlü ve esrarengiz el yazmasının bilim tarihini derinden sarsan hikâyesi, kitaba ismini veren sahaf Wilfrid M. Voynich’in 1912 yılında kitabı Roma’da satın almasıyla başlıyor. Wilfrid kitabı satın aldığında, 15 cm’e 22,5 cm ölçülerinde 240 sayfa semboller ve resimlerle dolu parşömen üzerine yazılmış silik bir el yazması gördü yalnızca. Fakat gün geçtikçe kitabı daha fazla sahaf inceliyor, farklı dillerde okuyup yazabilen hiç kimse kitapta tanıdık bir harf veya sembol bulamıyordu. Gizemli kitabın ünü artık sahafları, sokakları ve hatta ülkeleri aşmıştı. Bu şekilde kamuoyunun dikkatini çeken metinler kısa zamanda bilim dünyasında da ilgi odağı olmayı başardı. Konularında uzmanlaşmış birçok bilim adamı yazıları çözmek, çok eski olduğu varsayılan kitap üzerinde araştırma yapmak üzere kolları sıvadı. Kitap ile ilgili ilk ortaya çıkarılan bilgiler ise sahafların eline gelmeden önce geçtiği yollar hakkındaydı.

Kitabın kesin olarak kanıtlanmış ve bilinen ilk sahibi Georg adında Prag’da yaşamış, fazla tanınmayan bir simyacıdır. Simyacının dünyanın çeşitli ülkelerinden meslektaşlarına, bu kitap ve şifreleri hakkında mektuplarla soru gönderdiği ortaya çıkarılmıştır. Kimseden kesin ve doğru bir bilgi alamayan simyacı kitabı görmek isteyen kişilere bunun kesinlikle mümkün olmadığını yazmış ve kitap hakkında bir şey öğrenemeden ölmüştür. Ölümünden sonra kitap bir kütüphaneye bağışlanmış ve yıllarca kütüphane raflarında unutulduktan sonra, Yale Üniversitesi’ne gelmeden önce, binlerce dolara birçok meraklıya satılmıştır. Araştırmaların ortaya çıkardığı bir diğer gerçek ise kitabın uzun yıllar süren macerası sonunda 52 sayfasının kaybolduğu ya da birileri tarafından kasıtlı olarak koparıldığıdır. Kitap bu yolculuğu sonunda nihayet 1969 yılında Yale Üniversitesi’ne bağışlandığında hakkındaki araştırmalar da derinleştirilip birçok ilginç bilgiye ulaşılmıştır. Parşömen ve mürekkep üzerinde yapılan çeşitli karbon testleri sonucunda; kitabın 1404 ila 1438 yılları arasında tüy kalemle yazıldığı, yazıyı yazan kişinin bunu akıcı şekilde yazdığı yani bu dile hâkim olduğu, metnin orijinal metin olduğu ve bir sahtekârlık amacıyla düzenlenmediği gibi kesin bilgiler gün ışığına çıkmıştır.

toprak22.wordpress.com

Kaynak: toprak22.wordpress.com

Belgelerin düzmece olduğunu ve üzerinde sahtekârlık yapılmış olduğunu iddia eden birçok kesimin tam aksine, farklı dallardan kitabı inceleyen akademisyenlerin, kriptologların, dil bilimcilerin, tarihçilerin ve istatistikçilerin vardığı ortak sonuç; metinlerin rastgele, anlamsız birer işaret yığını değil, konuşulan ve anlamı olan akıcı bir dilin yazıya dökülmüş hâli olduğu yönünde. İstatistiksel dil analizlerinde buna kanıt olarak; doğal dillerle benzer özellikler taşıması, yazının kendi içindeki tutarlılığı ve metnin içindeki kelimeleri kullanma sıklığı gösterilmektedir. Kitabın içeriği, malzemesi ve yazılma tekniği el yazmalarının Avrupa kaynaklı olduğunu; özellikle Fransa, Kuzey İtalya veya İspanya civarında yazıldığını gösteriyor. Kullanılan yazıya bakacak olursak, yazı kesinlikle alfabetik ve cümle başında veya sonunda şekil değiştirmeyen 26 karakterli bir alfabe ile yazılmış. Kendine göre kuralları olan ve kullanılan bir dil olduğunun başka bir kanıtı ise soldan sağa yazılan bu metinlerin, içindeki bazı harflerin asla kelime başlarında yer almaması ve bazılarının da tam tersine yalnızca kelime başlarında kullanılması gibi karakteristik özellikler barındırmasıdır. Kitapla ilgili yapılan araştırmalarda bunlara benzer somut bilgiler elde edilse de kitabın içeriğine dair soru işaretleri dönemin en ünlü dil bilimcilerine ve kriptologlarına uzun süre ter döktürmüştür.

2. Dünya Savaşı sırasında Japon ve Nazi şifrelerini kırarak tarihi değiştiren ünlü şifrecilerin bile, bu kitap hakkında hüsrana uğraması bilim dünyasını derinden sarsan bir hayal kırıklığı olmuştur. Japon savaş kodlarını çözen William Friedman tarafından oluşturulan şifre çözme takımı, yıllar süren çalışmalarından sonra belgeleri ‘’çözülemez’’ olarak nitelendirmiş ve pes etmiştir. Çağdaş astronomi tarihçileri, en ünlü şifreciler ve hatta bilgisayar programcılarına kadar birçok araştırmacı, uzman ve akademisyen Yale Üniversitesi Nadir Kitaplar Koleksiyonu MS 408 no’lu belgeyi büyük umutlarla ziyaret etse dahi sonuç her seferinde aynı olmuştu. Kitap üzerinde yapılan incelemelerle birlikte anlaşılan kesin bilgiler pek az olsa da buna hayatını adamış çokça bilim adamı bulunmaktaydı.

toprak22.wordpress.com

Kaynak: toprak22.wordpress.com

İçerik hakkında yol kat edebilen tek bilim adamı İngiltere’deki Bedfordshire Üniversitesi’nde çalışan Uygulamalı Dil Bilimi Profesörü Stephan Bax oldu. Bax kitabın; şifalı otlar, astronomi, anatomi, farmakoloji ve reçetelerden oluşan 5 ana bölüme ayrıldığını keşfetti. Bununla da kalmayarak, kitapta kesin olarak geçtiği kanıtlanan 3 kelimenin şifrelerini çözdü. Bu kelimeler, kitabın sanki yarım kalmış gibi görünmesine neden olan, giderek silikleşen 3 satırdan ibaret olan son sayfasında geçiyordu. Ve şifrelerinin çözülmüş olması ne yazık ki, kitaba daha da gizem katmaktan başka bir işe yaramamıştı. Açıklanan kelimeler şöyle: “tanrı korkusu” ve “ölümsüzlük”. Açıklanan bu kelimelerin de etkisiyle, Voynich el yazması gizemini daha uzun süre koruyacak ve birçok uzmanı peşinden koşturmaya devam edecek gibi görünüyor.

commons.wikimedia.org

Kaynak: commons.wikimedia.org


[box_light]Kaynakça[/box_light]

Johnson, Reed. (2013). The Unread: The Mystery of the Voynich Manuscript. USA: The New Yorker Magazine.

Kunt, Selin. (2009). Sırlar Kitabı: Voynich El Yazmaları.

Reddy, Sravana and Kevin Knight. (2011). What We Know About the Voynich Manuscript. USA: Association for Computational Linguistics.
<http://www.isi.edu/natural-language/people/voynich.pdf>

Leave a Reply

1 comment

  1. Rıza ÇETİN

    Merak uyandırıcı, bir solukta okudum. 1400 yıllarda parşömene yazılan yazının menşeyi bilinmemesi garip gelmiyor mu? Düşündürücü ve cevapsız…
    Başarılar diliyorum.